Eki 8, 2010
1731 Görüntüleme

Markanın Önceye Dayalı Kullanımı, Tescilsiz Markalar

Yazan
banner

Sınai Mülkiyet Kanunu m. 4 ile marka hukukumuzda tescil ilkesi kabul edilmiştir. Ancak tescil ilkesi kabul edilmesine rağmen sitemimiz getirilen istisnalar nedeniyle kullanma sistemine daha yakındır. Keza SMK m. 6/3’e göre; Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.

Yargıtay da yerleşik uygulamasında gerçek hak sahipliği kuralını benimsemiş ve markayı ilk defa kullanıp ona ayırt edicilik kazandıranı gerçek hak sahibi olarak adlandırmıştır. Ancak bir kimsenin bir markayı sadece ilk defa kullanmaya başlaması ile o marka üzerinde önceye dayalı hak sahibi olduğu kabul edilemez.

Tescil edilmemiş markaya koruma sağlanmasının sebebi sadece tescilsiz marka sahibinin markayı ilk kez kullanmaya başlaması değildir. Aksine markanın kullanımını haklı kılacak daha temel ve önemli bir sebep bulunmalıdır. Bu da markanın belli bir yer, bölge ve piyasada bilinir hale gelmesidir.

Doktirinde marufiyet kuralı olarak isimlendirilen bu şart hem Türk Patent ve Marka Kurumu uygulamasında hem de Yargıtay içtihatlarında kabul edilmiş ve tescilsiz marka sahibinin kendisinden sonra yapılan tescilleri engelleyebilmesi veya hükümsüzlük davası açarak haksız yapılmış tescilleri ortadan kaldırabilmesi için tescilsiz markanın yoğun kullanımının kanıtlanması gerekmektedir.

Uygulamada gerek TPMK nezdinde yapılan itirazlar gerekse iptal ve hükümsüzlük davalarında markanın önceden beri kullanılmakta olduğu kanıtlanabilmekte ancak marufiyet şartı göz ardı edilerek sadece birkaç fatura, broşürle başarılı sonuç alınması beklenmektedir. Ancak yukarıda da açıklandığı gibi markanın yoğun kullanımını gösteren belgelerin TMK’ya veya mahkemelere sunulması bu itiraz ve davalarda başarılı olabilmenin koşuludur.

Sonuç olarak; markayı tescil ettirmeden ilk defa kullanan ve maruf hale getiren kişi “gerçek hak sahipliğine” dayalı olarak MarKHK m. 8/III hükmünden yararlanarak aynı markanın aynı tür mal ve hizmet için bir başka kişi adına tesciline itiraz edebilmesi veya hükümsüzlük davası açabilmesi için;

1. Davacıya ait marka ayırt edicilik kazanmış olmalı,

2. Marka, itiraz eden veya dava açan tarafından diğer haksız başvuru/tescil yaptığı iddia edilen kişinin başvurusundan önceki bir tarihten beri kullanılmakta olmalı,

3. İtiraz sahibinin veya hükümsüzlük davası açanın üzerinde önceden kullanmaya dayalı hak sahibi olduğunu iddia ettiği ibare ile tescil başvurusu yapılan veya hükümüzlüğü talep edilen marka aynı veya benzer olmalıdır.

gerçek hak sahiliği Marka marka hükümsüzlük marka itirazı marka tescili tescil yidk kararının iptali marka yidk dava marka ankara dava marka tecavüzü marka ihlali marka dava haksız rekabet dava haksız rekabet ankara dava internet tahkim marka internet ihlal telif hakları telif hakkı avukat faydalı model avukat patent ankara avukat tasarım avukat tasarım ankara avukat

Ankara avukatı olunması nedeniyle Türk Patent’in kararlarına karşı davalar, marka hükümsüzlüğü davaları, patent davaları, tasarım davaları, Türk Patent’in Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu’na(YİDK) karşı davaların yanında marka vekili olunması itibarıyla Türk Patent Markalar Dairesi kararlarına karşı itirazlar, haksız rekabet davaları, alan adı davaları ve tahkimleri ağırlıklı olarak çalışma alanlarımızdır.

 

 

 

Yazı Kategorileri:
Makaleler
Emre Kurt

2003 yılından itibaren Barolar Birliği’ne bağlı olarak çalışan Avukat Emre Kurt, kariyerine ticaret hukuku alanında başlamış Kırkağaç 6. Jandarma Er Eğitim Alayı Manisa’da Disiplin Subayı olarak askeri hizmet verdikten sonra Londra Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde Ticaret ve Şirketler Hukuku alanında uzmanlaşmıştır. Londra Üniversitesi’ndeki ihtisasın ardından Av. Emre KURT’un hukuk pratiği özellikle fikri mülkiyet hakları ve haksız rekabet hakları konusunda yoğunlaşmıştır. İyi derecede İngilizce bilmektedir.

Yorum Yaz