Kas 2, 2010
1229 Görüntüleme

İlaç Markaları

Yazan
banner

Türkiye’de ilaç üretimi, ihracı ve ithali için Sağlık Bakanlığı’ndan eczacılık ve tıbbi preparatlarla ilgili 1262 sayılı kanuna göre izin alınması zorunludur. Ruhsat başvurusunda bulunulan ilacın marka olarak tescili zorunlu olmamakla beraber ürünün üzerine konulacak ibarenin Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname kapsamına girebilmesi için Türk Patent Enstitüsü nezdinde ilaç markası olarak tescili gerekecektir. Bir başka değişle ilaç ruhsatlandırması ve ilaç markaları tamamen farklı süreçlerdir.

Markanın en temel fonksiyonunun mal ve hizmetlerin kaynağını hiçbir karışıklığa yol açmadan göstermek olduğu kabul edilir. İnsan sağlığı söz konusu olduğu için ilaç markaları arasında doğabilecek karışıklık riskini en aza indirmek özellikle önem arz eder. Bu nedenle hem ilaç ruhsatlandırması hem de ilaç markalaşması sürecinde karışıklık riskini önlemek için bazı tedbirler alınmıştır.

Sağlık Bakanlığı’nın uygulaması; bir ilaca, piyasada ruhsatlı olarak satılan diğer ilaçların isimlerinden en az üç harfinin farklı olması şartıyla ilaç ruhsatı verilebileceği yönündedir.

İlaç markalaşması sürecinde ise ilaç markalarının benzerliği ve ilaç markaları arasında karıştırılma ihtimali değerlendirilirken diğer sektörlerdeki markalardan farklı kriterler geliştirilmiştir. Çünkü ilaç markaları genelde doktorların hafızasında iyi kalması amacıyla içeriklerindeki etken maddeden(INN) esinlenerek oluşturulurlar. Dünya Sağlık Örgütü tarafından belirlenen bu maddelerin ise tek bir kişinin inhisarına verilmesi mümkün değildir. Bu nedenle ilaç sektöründe farklı şirketlerin ürettiği ilaçlar benzer ilaç markalar taşır.

İlaç markaları arasında karışıklık ihtimali değerlendirmesi yapılırken reçeteli reçetesiz ilaç ayrımı yapmak da büyük önem arz etmektedir. Zira markalar arasındaki benzerlik değerlendirmesi potansiyel müşterinin bakış açısından yapılır.

Reçeteli ilaç markalarının potansiyel müşterileri uzman alıcı kitlesi olan doktorlar ve eczacılardır. Çünkü hastalar eczaneye gidip doktorun yazdığı ilacı eczacıdan isterler ve bu aşamada bir tercih özgürlükleri yoktur. Ancak reçetesiz ilaçlar söz konusu olduğunda ortalama dikkatteki halk da potansiyel müşteri kapsamında olacaktır.

Reçeteli reçetesiz ilaç ayrımının her ilaç markası yönünden yapılması mümkün olmayabilir. Her ne kadar ilaç markası başvurusunda ilacın reçeteli mi reçetesiz mi satılacağı belirtilebilirse de ilacın reçeteli mi reçetesiz mi satılacağı zaman zaman ilaç markası sahiplerince açıklanmamaktadır. Böyle bir durumda, hem doktorlar/eczacılar hem de hastalar potansiyel tüketici kitlesi kabul edilmektedir. Bir başka değişle işin içine uzman alıcılar yanında normal dikkatteki halk da girdiğinden ilaç markalarının birbirinden daha farklı olması aranacaktır.

Her halükarda uzman alıcı kitlesi olan alıcıların dahi zaman zaman yanılacağı, kafa karışıklığı içine düşebilecekleri göz önüne alınarak ilaç markalarının tescil imkânı bulabilmesi için ilaç markalarında bilhassa iltibas konusunda yerleşik bir uygulama oluşturmanın hayati bir önemi vardır.

Doktor ve Eczacıların Dikkat Seviyesi; İlaç Markaları 2115

İlaç Markaları; Zayıf Marka ve İltibas; Arnica Kararı

INFANTUM: İlaç Markaları Arasında Karışıklık; etken madde ve hastalık ismi

İlaç Markaları Açısından Karışıklık İhtimali

Reçeteli İlaçlarda İlaçların Reçeteli Yazılır ve Dikkati Yüksek Müşteriye Hitap Eder

Anahtar Kelimeler: ilaç marka tescili, ilaç markaları, ilaç markası, Marka tescil, yidk kararının iptali, yidk dava, türk patent dava, tasarım dava, tasarım ankara avukat, tasarım avukat, patent tecavüzü, patent tescili, patent hukuku, haksız rekabet ankara avukat, Marka Hukuku, marka dava, marka ceza

Ankara avukatı olunması nedeniyle Türk Patent’in kararlarına karşı davalar, marka hükümsüzlüğü davaları, patent davaları, tasarım davaları, Türk Patent’in Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu’na(YİDK) karşı davaların yanında marka vekili olunması itibarıyla Türk Patent Markalar Dairesi kararlarına karşı itirazlar, haksız rekabet davaları, alan adı davaları ve tahkimleri ağırlıklı olarak çalışma alanlarımızdır.


2003 yılından itibaren Barolar Birliği’ne bağlı olarak çalışan Avukat Emre Kurt, kariyerine ticaret hukuku alanında başlamış Londra Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde Ticaret Hukuku ve Marka, Patent, Faydalı Model, Telif Hakları yan genel adıyla Fikri Mülkiyet Hukuku alanında uzmanlaşmıştır. Londra Üniversitesi’ndeki ihtisasın ardından Av. Emre KURT özellikle marka, patent ve haksız rekabet hakları konusunda yoğun olarak çalışmaktadır. İyi derecede İngilizce bilmektedir.

Yorum Yaz