Oca 21, 2011
709 Görüntüleme

Sınai Mülkiyet Ceza Hukukunda Yaşanan Problemler

Yazan
banner

Sınaî haklardan marka, patent/faydalı model ve endüstriyel tasarım hakları ülkemizde kanun hükmünde kararnamelerle düzenlenmiş ve bu kararnameler anılan hakların korunması için cezai yaptırımlar da öngörmüştür. Ancak bu cezai tedbirlerin uygulaması özellikle ihtisas mahkemelerinin olmadığı yerlerde sorunlara yol açmaktadır.

CMK m. 160 aynen “Cumhuriyet Savcısı ihbar veya başka bir suretle suçun işlendiği izlenimi veren bir hali öğrenir öğrenmez kamu davası açmaya yer olup olmadığını araştırmaya başlar” hükmünü içermekte ve savcıya, soruşturma sırasında şüphelinin leh ve aleyhine bütün delillerin toplanarak şüpheli haklarını koruma mükellefiyeti yüklemektedir.

Fikri sınaî haklardan mesela marka ihlallerinde ihlalin olup olmadığı yönünde savcıda şüphe oluşturmak tasarım ile patent/faydalı model hakalrına göre daha kolaydır. Uygulamada hak sahipleri önce taklit ürünün satıldığı iddia edilen işletmeye gidip takit ürünlerden alıyor ve ürünün o işletmeden alındığı ise fatura ile ispat ediliyor. Bu alım işlemi bazen noter eşliğinde yapılarak noter onayıyla durum tespite edilebiliyor. Pazarlarda satılan ürünler konusunda ise ürünlerin satıldığını savcıya kanıtlayabilmek ve sabit adresi olmayan bu kişiler hakkında cezai tedbire başvurabilmek çok sıkıntılı bir konudur.

Tasarım ve patent/faydalı model konusunda ise hak ihlali oluşup oluşmadığının tespiti tamamen uzmanlık gerektiren bir husustur. Tasarım ürünün dış görünüşünü, patent/faydalı model ise buluşu korur. Uygulamada bu husus anlaşılmadan değerlendirilme yapılmakta ve uzman görüşleri bile gereken içeriğe sahip olmadığı için eleştirebilmektedir. Dolayısıyla tasarım, patent/faydalı model konusunda bir cezai tedbire başvurmadan önce tatmin edici bir uzman incelemesi yaptırmak büyük önem taşımaktadır.

Faydalı modeller konusundaki cezai tedbirler özel bir önem arz etmektedir.  Sadece başvurucunun beyanlarına dayanarak hiçbir inceleme yapmadan ve gelen itirazlar dikkate alınmadan verilen faydalı model belgesine dayanarak cezai tedbir uygulanıp uygulanamayacağı dahi doktrinde tartışmalıdır. 2004 yılında Patent Kararnamesi’nde yapılan değişiklik dahi bu tartışmayı dindirmemiştir. Dolayısıyla faydalı modeller konusunda yapılan şikâyetlerin değerlendirilmesinde daha büyük biz özen gösterilmesi gerektiği şüphesizdir.

Hatta doktrinde bazı yazarlar yapılacak bir şikâyetle başlayacak hazırlık soruşturmasında veya hukuki yoldan gidiliyorsa ihtiyati tedbir talebi için alınacak bir uzman görüşünde sadece tecavüzün olup olmadığı değil faydalı model belgesinin yenilik şartını taşıyıp taşımadığının da araştırılması gerektiğini ifade etmişlerdir.

Endüstriyel tasarım ve faydalı model haklarına tecavüz nedeniyle başlayan haksız olduğu düşünülen hazırlık soruşturmalarına karşı kendilerine haksızlık edildiğini düşünen şüphelilerin izleyebilecekleri en uygun yol; tasarımın veya faydalı modelin kanunda aranan şartları taşımadığını detaylı açıklayan itiraz dilekçesiyle bir üst mahkemeye başvurmak, bu itiraz reddedilirse hazırlık soruşturmasında savcının dikkatine çok detalı bir savunma dilekçesi yazmak ve gerekirse soruşturma konusu olan faydalı model ve tasarımlar için hükümsüzlük davası açarak soruşturmanın sonucunu bu davaların sonucuna bağlamaktır.

Sonuç olarak, sınaî hakların cezai uygulaması konusu ülkemizde halen yerleşebilmiş değildir. Karnamelerle yapılan düzenlemeleri Anayasa Mahkemesi iptal etmiş ardından kararnamelere eklenen cezai hükümlerle sorun çözümlenmeye çalışılmıştır. Ancak günümüzde gittikçe önemi artan sınaî hakların uygun bir içerik ve teknikle hazırlanmış bir kanunla düzenlenmesi gerektiği çok açıktır. Bu gerekliliği yerine getirme arzusuyla hazırlanan tasarılar mecliste kanunlaşmayı beklemektedir.

qtl { position: absolute; border: 1px solid #cccccc; -moz-border-radius: 5px; opacity: 0.2; line-height: 100%; z-index: 999; direction: ltr; } qtl:hover,qtl.open { opacity: 1; } qtl,qtlbar { height: 22px; } qtlbar { display: block; width: 100%; background-color: #cccccc; cursor: move; } qtlbar img { border: 0; padding: 3px; height: 16px; width: 16px; cursor: pointer; } qtlbar img:hover { background-color: #aaaaff; } qtl>iframe { border: 0; height: 0; width: 0; } qtl.open { height: auto; } qtl.open>iframe { height: 200px; width: 300px; }

Yazı Kategorileri:
Makaleler
Emre Kurt

2003 yılından itibaren Barolar Birliği’ne bağlı olarak çalışan Avukat Emre Kurt, kariyerine ticaret hukuku alanında başlamış Kırkağaç 6. Jandarma Er Eğitim Alayı Manisa’da Disiplin Subayı olarak askeri hizmet verdikten sonra Londra Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde Ticaret ve Şirketler Hukuku alanında uzmanlaşmıştır. Londra Üniversitesi’ndeki ihtisasın ardından Av. Emre KURT’un hukuk pratiği özellikle fikri mülkiyet hakları ve haksız rekabet hakları konusunda yoğunlaşmıştır. İyi derecede İngilizce bilmektedir.

Yorum Yaz