Şub 23, 2011
697 Görüntüleme

Arabuluculuk Kurumu Hakkında Bir Değerlendirme

Yazan
banner

Arabuluculuk tarafların içine düştükleri uyuşmazlık konusunda, üçüncü bağımsız bir kişinin yönlendirme ve telkinleri neticesinde, çözüme kavuşmalarını sağlayan tamamen taraf iradesine dayalı, gizli, kabul edilebilir bir anlaşmayla sonuçlanması hedeflenen müzekere sürecidir.

Arabuluculuğun temel amacı kişilerin sorunlarını mahkemeye gitmeden hızlı ve ihtiyaçlarına çok uygun bir şekilde gizli bir ortamda çözmeleridir. Arabuluculuk trafik, komşuluk hukuku gibi basit meselelerin çözümünde mahkemelerin iş yükünü azaltmada aktif rol oynayabilir. Bunun yanında, şirketler arasındaki sürekli iş ilişkisini bozmadan ticari sırlar, patent gibi konuların gündeme geldiği lisans sözleşmesi veya distribütörlük sözleşmesi gibi belgelerden kaynaklanan uyuşmazlıkların ya da yapısı gereği son derece karmaşık olup özel bir zaman ve gayret sarf edilmesi gereken uyuşmazlıklar için son derece uygun bir yöntem olabilir.

Batı ülkelerinde yıllardan beri uygulana gelen arabuluculuğun ülkemizde de yerleşmesiyle ilgili olarak CMK’daki şikâyete bağlı suçlardan sonraki en büyük gelişme Arabuluculuk Yasa Tasarısı’nın kanunlaşmasıyla gereçekleşebilecektir.

Ancak toplumsal uzlaşma kültürünün yerleşmesine veya yaratılmasına katkı sağlayıp yargı sisteminde farklı bir dönem açabilecek bu tasarı hukukçu ve bilimsel çevrelerin görüşleri dikkate alınmadan hazırlanmış, bu nedenle de en çok barolar tarafından eleşitirilmiştir.

Bu tasarının bizce en çok eleştirilebilecek maddelerinden biri arabuluculuk hizmetinin odalar ve enstitüler bünyesindeki özerk kurumlarca değil Adalet Bakanlığı’na bağlı olarak gerçekleştirilmesidir. Arabuluculuk kurumunun gerçek bir alternatif uyuşmazlık çözüm vasıtası olabilmesi için ona duyulan güvenin gerek bağımsızlık gerekse ekspertiz konusunda tesis edilmesi gerekir. Bu da aynı ABD’de olduğu gibi arabuluculuk kurumunun odalar ve enstitüler bünyesinde özerk bir şekilde örgütlenmesi sağlanarak hayata geçirilebilir.

Bunun dışında arabuluculuk için hukukçular 150 saatlik hukukçu olmayanlar 250 saatlik eğitim almak durumundadırlar. Arabuluculuk kurumunda istenen kalitenin yakalanabilmesi için alınacak eğitimin kapsamı iyi tespit edilmeli bu adeta bir yüksek lisans kalitesi ve zorluğunda üniversitelerce arabuluculuk konusunda bilgi ve tecrübe sahibi olan eğitmenlerce yapılmalıdır. Aksi halde, marka ve patent vekilliğinde olduğu gibi kalite düşüklüğü arabuluculuk ile alakalı da yaşanacak ve bozulan kaliteyi düzeltmek için sonradan eğitim veya sınav şartları yeniden gözden geçirilse dahi bunun faydası olmayacaktır.

Burada altını çizdiğimiz iki hususun dışında doktirinde arabuluculuk tasarısı konusunda yazarlar tasarıdaki birçok konuya eleştiri getirmektedirler(BKZ. Şükran Şıpka “Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanun Tasarısı’nın Değerlendirmesi”, Av. Dr. Erdem İlker Mutlu “Arabuluculuk Yasa Tasarısı Üzerine Kavramsal Bir Analiz”).

Sonuç olarak; hukukumuza tamamen yabancı ancak yerleşmesi halinde büyük etki yapacak olan arabuluculuk kurumunun hem Ceza Muhakemeleri’nde düzenlenen şikâyete bağlı suçlar için öngörülen uzlaşma kurumu gibi uygulamasız kalmasını önlemek hem de uzlaşmayı amaçlayan bir kurumun bunun başlıca aktörleri olan hukukçular ile Barolar tarafından tam olarak benimsenmesi için ilgili kurumların görüşleri dikkate alınarak düzenlemeler yapılması gereği açıktır.

 

Yazı Kategorileri:
Makaleler
Emre Kurt

2003 yılından itibaren Barolar Birliği’ne bağlı olarak çalışan Avukat Emre Kurt, kariyerine ticaret hukuku alanında başlamış Kırkağaç 6. Jandarma Er Eğitim Alayı Manisa’da Disiplin Subayı olarak askeri hizmet verdikten sonra Londra Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde Ticaret ve Şirketler Hukuku alanında uzmanlaşmıştır. Londra Üniversitesi’ndeki ihtisasın ardından Av. Emre KURT’un hukuk pratiği özellikle fikri mülkiyet hakları ve haksız rekabet hakları konusunda yoğunlaşmıştır. İyi derecede İngilizce bilmektedir.

Yorum Yaz