Oca 11, 2016
2343 Görüntüleme

Haksız rekabette maddi tazminat istemine konu zarar haksız rekabet nedeniyle elde etmekten mahrum kalınan kardır.

Yazan
banner

YARGITAY
11. Hukuk Dairesi
Esas : 2003/14157
Karar : 2004/8512
Tarih : 20.09.2004
ÖZET : Haksız rekabette davacının maddi tazminat istemine konu ettiği zararı, davalının elde ettiği kar miktarı olmayıp, davalının haksız rekabeti nedeniyle davacının elde etmekten mahrum kaldığı kar miktarıdır. Bu zarar, kural olarak tarafların ticari defterleri ve diğer kanıtlarıyla beraber bilirkişi incelemesiyle tespit edilir. Bu şekilde bir tespit yapılamaz veya davacının kazanç kaybına uğramadığı anlaşılsa bile, haksız rekabetin varlığında yargıç, TTK.nun 58/e maddesine göre tazminatı belirler. Öte yandan, marka hakkına tecavüzün söz konusu olduğu hallerde marka hakkı sahibi, genel hükümlere göre zarar talep edebileceği gibi 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname´ye göre de tazminat isteyebilir.
(6762 s. TTK. m. 58) (556 s. KHK. m. 62, 64, 66)
KARAR METNİ :
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi´nce verilen 25.09.2004 tarih ve 2003/620-2003/455 sayılı kararın Yargıtay´ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Berkant Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin “Mantı Köy” unvanlı işyerinde yine aynı ibareli markası ile uzun süreden beri mantı ürününü hazırlayıp sunduğunu, ürününün ve işyerinin geliştirilmesi için reklam ve tanıtım faaliyetinde bulunduğunu, davalının ise müvekkilinin işyerinde çalışırken ayrılarak çok yakında “Köyüm Mantı” unvanlı işyeri açtığını, müvekkilinin masası, sandalyesi ve sair tescillerini imal ettirdiği şekilde yaptırarak kullandığını, unvan ve markasının aynı ve benzer olduğunu, alıcı toplumu yanılttığını, düşük kaliteli mantı ve sair yiyecekler üreterek müvekkili ürünlerinde şikayete neden olduğunu, adamları vasıtasıyla müşterilerini çaldığını iddia ederek, davalı eylemlerinin haksız rekabet olarak tespitine, bu eylemlerin durdurulmasına, önlenmesine, maddi durumun ortadan kaldırılmasına, araç ve gereçlerin imhasına 2.000.000.000.-TL manevi 3.000.000.000.-TL maddi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin 12.04.1996 tarihinden beri faaliyet gösterdiğini, TTK.nun 62 nci maddesinde öngörülen 1 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiğini, marka tescil başvurusunu davacının yeni yaptığını, iş yerinde çalışmış olma iddiası dahil tüm iddiaların yersiz bulunduğunu, maddi ve manevi tazminat istemlerinin fahiş olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı markasının 14.05.1999 tarihinden bu yana tescilli olduğu, davalının davacının müşteri çevresinden yararlanmak için, “Köyüm Mantı” ismini taşıyan iş yerini hizmete sunduğu, faaliyet sahalarının aynı olduğu, bu durumun davacının tescilli markasıyla iltibasa sebebiyet verdiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalının, davacının tescilli markasına tecavüz teşkil ettiğinin ve bu halin davacıya karşı haksız rekabet oluşturduğunun tespit ve önlenmesine, davalının “Köyüm Mantı” unvanı ile ticari faaliyette bulunmasının önlenmesine, tabela ve tanıtım vasıtalarının imhasına, hüküm özetinin ilanına, 2.928.856.000.-TL maddi ve 1.000.000.000.-TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen ve aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, haksız rekabetin ve marka hakkına tecavüzün önlenmesi, maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak, hükmün maddi tazminat miktarının belirlenmesin noktasında yeterli araştırma ve incelemeye dayandığını söylemek mümkün değildir. Davacı vekili, davalının müvekkilinin işletmesiyle karışıklık yaratacak faaliyetlerinin yanı sıra, markasına yaptığı tecavüzün önlenmesini de talep etmiştir. Mahkemece, davalı eyleminin davacı markasına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, davalının “Köyüm Mantı” unvanı ile faaliyette bulunmasının önlenmesine karar verilmiştir.
TTK.nun 58 nci maddesinde haksız rekabete maruz kalan bir kimsenin isteyebileceği şeylerden biri de maddi tazminattır. Bu isteğin kabul edilebilmesi için öncelikle davacını istediği zararı kanıtlaması gerekir. Asıl olan, davalının haksız rekabeti ile davacının aktifinde azalma olduğunun iddia ve ispat edilmesidir. Ancak, böyle bir zararın, özellikle de miktarının kanıtlanmasındaki zorluğu dikkate alan kanun koyucu, haksız rekabetin varlığı halinde eylemin yaptırımsız kalmaması için, TTK.nun 58-e maddesinde yargıca, maddi tazminat olarak davalının elde etmesi mümkün bulunan menfaatin karşılığını hükmetmek yetkisi vermiştir. Haksız rekabette davacının maddi tazminat istemine konu ettiği zararı, davalının elde ettiği kar miktarı olmayıp, davalının haksız rekabeti nedeniyle davacının elde etmekten mahrum kaldığı kar miktarıdır. Bu zarar, kural olarak tarafların ticari defterleri ve diğer kanıtlarıyla beraber bilirkişi incelemesiyle tespit edilir. Bu şekilde bir tespit yapılamaz veya davacının kazanç kaybına uğramadığı anlaşılsa bile, haksız rekabetin varlığında yargıç, TTK.nun 58-e maddesine göre tazminatı belirler. Öte yandan, marka hakkına tecavüzün söz konusu olduğu hallerde marka hakkı sahibi, genel hükümlere göre zarar talep edebileceği gibi 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname´nin 62/ilk-b, 64 ve 66 ncı maddelerine göre de tazminat isteyebilir. Dava konusu olayda davacı vekili, dilekçesinde maddi zararı genel olarak talep etmiş, hukuki dayanağını açıklamamıştır. Mahkemece de bu hususlar açıklığa kavuşturulmamıştır. Ayrıca, tarafların ticari defterleri üzerinde inceleme yaptırılarak hüküm kurulmuş ise de, davalı yanın haksız rekabet dönemini kapsayan defterleri incelenmesine rağmen, davacı yanın sadece 1998 ve 1999 yılı kayıtları incelenmiştir.
O halde, mahkemece, davacı tarafa maddi zararının ne şekilde doğduğu, dayandığı hukuki sebebin ne olduğu açıklattırılarak, haksız rekabet dönemini kapsar yıllara ait defter ve kayıtlarını sunması için süre verilip dosyaya getirtilmeli ve yukarıda açıklanan esaslar doğrultusunda bilirkişi kurulundan yeniden ek rapor alınıp veya yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20.09.2004 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yazı Kategorileri:
Makaleler

2003 yılından itibaren Barolar Birliği’ne bağlı olarak çalışan Avukat Emre Kurt, kariyerine ticaret hukuku alanında başlamış Kırkağaç 6. Jandarma Er Eğitim Alayı Manisa’da Disiplin Subayı olarak askeri hizmet verdikten sonra Londra Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde Ticaret ve Şirketler Hukuku alanında uzmanlaşmıştır. Londra Üniversitesi’ndeki ihtisasın ardından Av. Emre KURT’un hukuk pratiği özellikle fikri mülkiyet hakları ve haksız rekabet hakları konusunda yoğunlaşmıştır. İyi derecede İngilizce bilmektedir.

Yorum Yaz