Oca 11, 2016
1067 Görüntüleme

Markayla İhracat Da Kanıtlanırsa Marka Tecavüzü Yaratır

Yazan
banner

T.C. YARGITAY

11.Hukuk Dairesi
Esas: 2005/8697
Karar: 2006/9842
Karar Tarihi: 05.10.2006

MARKAYA TECAVÜZÜN DURDURULMASI VE HAKSIZ REKABETİN ÖNLENMESİ DAVASI – MADDİ TAZMİNAT İSTEMİ – DAVACININ MARKALI ÜRÜNLERİNİN TAKLİDİ OLAN DAVALIYA AİT ÜRÜNLERİN İÇ PİYASAYA SÜRÜLÜP SÜRÜLMEDİĞİ HUSUSLARININ TESPİTİ GEREĞİ

ÖZET: Mahkemece, tazminat hesabına esas olmak üzere, davacının markalı ürünlerinin taklidi olan davalıya ait ürünlerin iç piyasaya sürülüp sürülmediği hususlarının tespiti ile iç piyasaya sürüldüğünün tespiti halinde, yapılan satış bedelleri belirlenerek, bu bedelden maliyet miktarları düşüldükten sonra elde edilen net menfaat tespit edilmek ve sonucuna göre bir karar vermek gerekir.

(6762 S. K. m. 58)

Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 30.11.2004 tarih ve 2003/708-2004/703 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Deyiş Cesur tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı-karşı davalı vekili, müvekkili şirketin tescilli <Anket Uydu 1> markalı TV anteni ve santrallerinin davalı tarafından taklit edilerek üzerine <Regsan> yazılmak suretiyle iç piyasada pazarladığını ayrıca Mısır’a ihraç ettiğini ileri sürerek markaya tecavüzün durdurulmasına, üretime yarayan araçlara ve üretilen emtiaya el konulmasına, haksız rekabetin önlenmesine, 2.500.000.000.-TL maddi, 100.000.000.-TL manevi zararın tazminine ve hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı-karşı davacı vekili, müvekkili şirketin <Regsan> markasını 30.07.1990 tarihinde tescil ettirdiğini, tescilli markasını kullandığını savunarak davanın reddini istemiş, karşı davasında ise, davacının markasını tescil edildiği şekilde kullanmadığını ileri sürerek davacının markasının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Mahkeme, davalının ürünlerini sunuş şekli ve ambalajdaki benzerlik nedeniyle haksız rekabetin kabulü ve önlenmesine ambalajların imhasına, 2.500.000.000.-TL maddi, 75.000.000.-TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, karşı davanın reddine karar verilmiştir.

Karar, Dairemizce davalı yanın 1996-1997 yıllarına ait ihracat bedelleri tespit edilmek, bu bedelden maliyet miktarları düşüldükten sonra elde edilen kar miktarı belirlenerek sonucuna göre karar vermek gerektiğinden bahisle bozulmuştur.

Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacının tazminat istemini davalının yurtdışına yaptığı ihracata dayandırdığı, ancak davalının yurtdışına ürün ihraç etmediğinin gümrük idaresi tarafından bildirildiği, davacının aksini kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. 

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen ve aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2- Dava, markaya tecavüz ve haksız rekabet nedeniyle uğranılan maddi zararın tespiti istemine ilişkin olup, mahkemece, davacının tazminat istemini davalının yurtdışına yaptığı ihracata dayandırdığı ancak ihraç işleminin yapılmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı, dava dilekçesinde ve aşamalarda davacının taklit ürünleri Mısır’a ihraç ettiğini bunun yanında iç piyasada da pazarladığını ileri sürerek maddi tazminat istemiştir. 

TTK. nun 58/1. maddesi gereğince davacı ya kendi zararını isteyebilecek ya da zarar ve ziyan olarak karşı tarafın elde etmesi mümkün görülen menfaatinin tahsilini isteyebilecektir.

O halde mahkemece, tazminat hesabına esas olmak üzere, davacının markalı ürünlerinin taklidi olan davalıya ait ürünlerin iç piyasaya sürülüp sürülmediği hususlarının tespiti ile iç piyasaya sürüldüğünün tespiti halinde, yapılan satış bedelleri belirlenerek, bu bedelden maliyet miktarları düşüldükten sonra elde edilen net menfaat tespit edilmek ve sonucuna göre bir karar vermek gerekirken yazılı olduğu şekilde bozma ilamına yanlış anlam verilerek eksik inceleme ve araştırma ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.

Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 05.10.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)


2003 yılından itibaren Barolar Birliği’ne bağlı olarak çalışan Avukat Emre Kurt, kariyerine ticaret hukuku alanında başlamış Londra Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde Ticaret Hukuku ve Marka, Patent, Faydalı Model, Telif Hakları yan genel adıyla Fikri Mülkiyet Hukuku alanında uzmanlaşmıştır. Londra Üniversitesi’ndeki ihtisasın ardından Av. Emre KURT özellikle marka, patent ve haksız rekabet hakları konusunda yoğun olarak çalışmaktadır. İyi derecede İngilizce bilmektedir.

Yorum Yaz