May 15, 2017
2643 Görüntüleme

Süresinde Cevap Dilekçesi Verilmemesi Yargıtay Kararları

Yazan
banner

YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU
E. 1991/4 – 588
K. 1992/39
T. 5.2.1992
• DAVAYA SÜRESİNDE CEVAP VERMEMEK
• SAVUNMAYI GENİŞLETME YASAĞI
• DAVANIN İNKÂR EDİLMİŞ SAYILMASI
1086/m.195, 201

DAVA ve KARAR: Taraflar arasındaki “zarar – ziyandan kaynaklanan alacak” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Menemen Hukuk Asliye Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 7.6.1989 gün ve 1987/511 – 1989/322 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine,

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 13.11.1990 gün ve 1990/22 – 8450 sayılı ilamı:

( … Davacı, tarlasındaki kavunlarının davalı tarafından toplanıp götürüldüğünü bildirerek bu yönden uğradığı zararının giderilmesini istemiştir.

Davalı, süresinde davaya cevap dilekçesi vermemiş, daha sonra kavunları kendisinin değil üçüncü kişi Hasan Erdem’in topladığını, zararın iddia edilen düzeyde bulunmadığını savunmuş ve olayın bu biçimde geliştiği yolunda tanıkları olduğunu ileri sürerek onların dinlenmesini istemiştir.

Yerel mahkemece, davalının cevap vermemiş olması nedeni ile delil gösterme hakkını yitirdiği gerekçesine dayanılarak onun tanıkları dinlenmeksizin iddia doğrultusunda davalı, tazminatla sorumlu tutulmuştur.

Süresinde cevap layihası verilmemesinin başlıca iki sonucu vardır. Bunlardan ilki, davanın esasına girilmesi durumudur. Örneğin, davalı artık ilk itirazda bulunamaz. İkincisi de onun ( davalının ) artık savunmayı genişletme yasağı içine girmiş olmasıdır. Eğer bu süre içersinde layiha verilmemiş olursa davalı, davayı inkar etmiş sayılır. Davanın inkarı, davalının, dava dilekçesinde dayandığı ( davanın temeli olan ) olguları inkar etmesi demektir. İşte bu nedenledir ki, davalı, inkarını haklı gösterecek delilleri ikame ve ibraz edebilir. Bu durumda hakim, davacının delilleri ile birlikte davalının delillerini de inceleyip değerlendirerek bir sonuca varacaktır.

Somut olayda davalı, süresinde cevap vermeyerek davayı inkar etmiş ve sonradan inkar gerekçesini açıklamıştır. Belirtilen gerekçenin doğruluğunu ispat içinde delil göstermiştir. Mahkemece, davalının delillerinin hasrı için belli bir zaman sınırlaması tanınmadan önce davalı delillerini bildirdiğine göre onların incelenmesi ve değerlendirilmesi gerekir.

Yerel mahkemece, belirtilen yönün gözetilmemiş olması bozmayı gerektirir… ) gerekçesiyle bozularak Dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

YARGITAY HUKUK GENEL KURULU KARARI:

Hukuk Genel Kurulunca inclenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve Dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, Dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle Hukuk Genel Kurulu’nun 23.1.1991 gün 1990/2 – 536 E. 1991/4 K. sayılı emsal nitelikteki kararında vurgulanan ilkelere tamamen uygun bulunduğuna göre, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi Usul ve Yasa’ya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

SONUÇ: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi.

YARGITAY
2. Hukuk Dairesi
2013/1548
2013/13577
Karar Tarihi: 12.05.2013
T.C.
BOSANMA DAVASI – DAVALININ CEVAP DILEKÇESINDE TANIK
DELILINE VE HASTANE KAYITLARINA DAYANDIGI – DAVALININ
GÖSTERDIGI DELILLER TOPLANIP DIGER DELILLERLE BIRLIKTE
DEGERLENDIRILEREK HASIL OLACAK SONUCUNA GÖRE KARAR
VERILMESI GEREKTIGI – HÜKMÜN BOZULMASI
ÖZET: Davalı, süresinden sonra ? günü verdigi cevap dilekçesinde tanık deliline dayanıp, bunların
isim ve adreslerini bildirmis ve ayrıca hastane kayıtlarına da dayanmıstır. O halde, davalının
gösterdigi deliller toplanıp, diger delillerle birlikte degerlendirilerek hasıl olacak sonucuna göre karar
verilmesi gerekirken, usulüne uygun olmayan sekilde tensiple süre verilmis oldugundan bahisle
davalının gösterdigi deliller toplanmadan eksik inceleme ile hüküm kurulması dogru bulunmamıstır.
(6100 S. K. m. 128)
Dava ve Karar: Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen
hüküm, davalı tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup geregi görüsülüp düsünüldü:
Davaya süresi içinde cevap verilmemis olması, davacının dava dilekçesinde ileri sürdügü vakıaların
tamamının inkarı anlamına gelir. (HMK. m. 128) Bu böyle olmakla birlikte, süresi içinde davaya cevap
vermemis olmak, davalının savunmasını ispat etme ve davacının ileri sürdügü vakıaları çürütmeye
yönelik delil gösterme hakkını ortadan kaldırmaz. Es söyleyisle, davaya süresinde cevap vermeyen
davalı, davacının kusurlarına yönelik olarak degil, kendisine kusur yüklenemeyecegine iliskin olarak
delil bildirme hakkına sahiptir. Kaldı ki, delil taraflar arasındaki çekismeli hususların ispatı için
gösterilecegine göre, bu husus saptanmadan taraflardan delillerini sunmaları da beklenemez. Davalı,
süresinden sonra 29.03.2012 günü verdigi cevap dilekçesinde tanık deliline dayanıp, bunların isim ve
adreslerini bildirmis ve ayrıca hastane kayıtlarına da dayanmıstır. O halde, davalının gösterdigi deliller
toplanıp, diger delillerle birlikte degerlendirilerek hasıl olacak sonucuna göre karar verilmesi
gerekirken, usulüne uygun olmayan sekilde tensiple süre verilmis oldugundan bahisle davalının
gösterdigi deliller toplanmadan eksik inceleme ile hüküm kurulması dogru bulunmamıstır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz pesin harcının
yatırana geri verilmesine, isbu kararın tebliginden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık
olmak üzere 13.05.2013 gününde oyçokluguyla karar verildi.

Yazı Kategorileri:
Blog · Makaleler
Emre Kurt

2003 yılından itibaren Barolar Birliği’ne bağlı olarak çalışan Avukat Emre Kurt, kariyerine ticaret hukuku alanında başlamış Kırkağaç 6. Jandarma Er Eğitim Alayı Manisa’da Disiplin Subayı olarak askeri hizmet verdikten sonra Londra Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde Ticaret ve Şirketler Hukuku alanında uzmanlaşmıştır. Londra Üniversitesi’ndeki ihtisasın ardından Av. Emre KURT’un hukuk pratiği özellikle fikri mülkiyet hakları ve haksız rekabet hakları konusunda yoğunlaşmıştır. İyi derecede İngilizce bilmektedir.

Yorum Yaz