Mar 7, 2018
3851 Görüntüleme

Ecrimisil Görevli Mahkeme

Yazan
banner

YARGITAY HUKUK GENEL KURULU
KAT MÜLKİYETİ • ECRİ MİSİL
GÖREVLİ MAHKEME
ÖZET: Kat mülkiyeti kurulu binanın ortak alanına
yapılan müdahale ve işgalden doğan ecrimisil talebine ilişkin dava Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açılmalıdır.
Y. HGK. E. 2013/1849, K. 2015/1164, T. 08.04.2015
Mahkeme kararı H.. A.. vekiline 13.03.2012 günü tebliğ edilmiş olup, temyiz dilekçesi 22.03.2012 tarihinde temyiz defterine kaydedilmiştir.
Bu durumda HUMK’un 437. maddesi hükmünde öngörülen 8 günlük temyiz süresi geçmiş bulunduğundan 01.06.1990 gün ve 1989/3 Esas
1990/4 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca temyiz isteminin REDDİNE,
2- Diğer davalıların temyizi yönünden;Temyiz istemlerinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup
gereği düşünüldü: Dava, kat mülkiyeti kurulu binanın ortak alanına davalıların yaptığı müdahelenin men’i, eski hale getirilmesi ve ecrimisil istemine ilişkindir. Mahkemece, davalıların yaptığı haksız müdahalesinin men’ine, eski hale getirme isteminin reddine ve 16.877,16 TL
ecrimisil tazminatına karar verilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasal gerektirici nedenlere ve özellikle kanıtların takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre ortak yere haksız el atmanın önlenmesi ve eski hale getirilmesi istemine ilişkin dava yönünden temyiz itirazlarının reddi ile bu konudaki yasaya ve yönteme uygun olan hükmün ONANMASINA, Ecrimisil istemine ilişkin dava ile ilgili temyiz itirazlarına gelince; 634 Sayılı Kat
Mülkiyeti Yasası’nın Ek 1. maddesi görev konusunu özel olarak düzenlemiş, bu yasanın uygulanmasından doğan her türlü anlaşmazlığın
sulh hukuk mahkemelerinde çözümleneceğini kurala bağlamıştır. Ecrimisil davasının Kat Mülkiyeti Yasasının uygulanmasından kaynaklanmadığı anılan yasa maddesi hükmünün bu istem yönünden uygulama olanağı bulunmadığı, uyuşmazlığın değerine bakılarak genel hükümlere göre çözümlenmesi gerektiği, davada istenilen ecrimisil tutarı itibariyle görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğu göz önünde bulundurularak ecrimisil istemine ilişkin davanın ortak yere müdahalenin önlenmesi davasından tefrik edilip Asliye Hukuk Mahkemesinde bakılmak üzere mahkemenin görevsizliğine karar verilmesi gerekirken
bu istem yönünden de işin esasına girilip hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir…) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan
yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDENLER: 1-Davalılar H.. A.. ve A.. D.. vekili
2-Davalı Bo. Oto. Tur.ve İnş. A.Ş. vekili
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü: Dava, 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’na tabi taşınmazınortak alanına el atmanın önlenmesi, eski hale getirme ve ecrimisil istemlerine ilişkindir. Yerel mahkemece, “davalı Nedret yönünden davanın reddine, diğer
davalılar yönünden davalıların ön bahçeye yapmış oldukları müdahalenin men’ine, bahçe duvarının eski hale getirilmesi talebinin reddine,
16.877,16 TL ecrimisil bedelinin davalılardan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine” dair verilen hüküm, davalı H.. A.. vekili, davalı B. Oto
Turz. İnş. A.Ş. vekili ve dahili davalı A.. D..’ın temyizi üzerine Özel Dairece yukarıda başlık bölümünde yer alan gerekçe ile ecrimisil istemi yönünden bozulmuştur. Yerel Mahkemece, dava konusu ecrimisil talebinin genel hükümlere göre çözülmesi gereken bir husus olmadığı, dava konusu yerin ortak alan olduğu gerekçesi ile önceki kararda direnilmiştir.
Direnme hükmünü, davalı H.. A.. ve A.. D.. vekili ile davalı B. Oto. Tur.ve İnş. A.Ş. vekili temyiz etmiştir. Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulunun önüne gelen uyuşmazlık; 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’na tabi taşınmazın ortak alanına yapılan haksız işgal nedeniyle tazminat istemiyle açılan davada sulh hukuk mahkemesinin mi, asliye hukuk mahkemesinin mi görevli olduğu noktasında toplanmaktadır.
1-Davalı H.. A..’un temyiz istemi yönünden; Mahkemece verilen ilk hükme yönelik temyiz itirazları Özel Dairece süresinde yapılmadığından
reddedilmiştir. Mahkemece temyiz istemi reddedilen H.. A.. yönünden kararın kesinleşmiş olduğu gözetilmeden yeniden hüküm kurulması doğru olmamış hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2-Davalı A.. D.. vekili ve davalı B Oto. Tur.ve İnş. A.Ş. vekilinin temyiz istemi yönünden: Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle haksız işgal tazminatı (ecrimisil) kavramı üzerinde durulmasında yarar vardır. Hemen belirtmek gerekir ki, zilyetliğinin haksız olduğunu bilen veya duruma göre bilmesi gereken kimse kötü niyetlidir. Bu tanıma göre bir eşyayı çalan hırsız kötü niyetli zilyet olduğu gibi, onu hırsızdan satın alan, fakat gerekliözen ve dikkati gösterseydi çalınmış eşya olduğunu anlayabilecek durumda olan kimse de kötü niyetli zilyettir. Ayrıca başlangıçta iyi niyetli zilyet olan bir kimse, gerçek durumu öğrendikten sonra artık kötü niyetli zilyet haline gelir. Kötü niyetli zilyedin gerek iade, gerek tazmin yükümlülüğü bakımından durumu iyi niyetli zilyedinkine nispetle daha ağır takdir edilmiştir. Aynı şekilde, masrafları talep bakımından da kötü niyetli haksız zilyet, iyi niyetli haksız zilyede göre daha elverişsiz bir konumda bulunmaktadır. Fiili hakimiyeti altında bulunan şeyi kiraya vermeyerek bizzat kullanan kötüniyetli haksız zilyet, ondan semere almayı ihmal etmiş sayılır. Böylece ihmal edilen semere, o eşyanın emsaline göre getireceği kira bedeline denktir. İşte, gayrimenkul eşyanın haksız işgali (fuzuli işgal) sebebiyle alınan bu bedele eski hukukumuzdan gelen bir alışkanlıkla “ecrimisil” denmektedir.
Mecellenin 526.maddesinde sahibinin izni olmadan kullanılan eşya için bu kullanma karşılığında bir ecrimisil öngörülmüştü. Ecrimisil eş-
yanın kiraya verilmesi halinde getireceği kira bedeline denk olan getirisi demektir ve hesabı da buna göre yapılır. Bununla birlikte, Mecelle, haksız zilyetlikte ecrimisil ödenmesini istisnai hallerde kabul etmişti. Bundan dolayı kiraya verilmesi adet olmayan eşya, sahibinin izni olmadan kullanılsa bile, ecrimisil talebine hak vermezdi. Bunun için malikin eşyasını kiralama iradesine sahip olması gerekiyordu.
Öte yandan, ecrimisil kavramı halen yürürlükte bulunan bazı kanunlarda da kullanılmaktadır. Nitekim gerek 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (MK), gerekse 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) malike zarar vermeyen kullanmalardan doğabilecek alacak haklarına yer vermiş bulunmaktadır. Mesela, MK. m. 765, TBK. m. 260/I’e göre satılan malın iadesini isteyen satıcı, kullanma karşılığında alıcıdan bir bedel isteyebilir.
Bunun gibi, TBK. m. 465 ‘e göre de saklatan, malı izinsiz kullanan saklayandan kullanma karşılığında bir tazminat talep edebilir. Ayın şekilde,cezai şart (TBK. m. 180/I), para borçlarında temerrüt faizi (TBK. m. 120) ve caiz olmayan vekaletsiz iş görme (TBK. m. 530) halleri de zarar gerçekleşmeden tazminat istenebilen hallerdendir. İşte anılan bu haller de göz önünde bulundurularak MK. m. 995’in de, hak sahibine, başkasının eşyasını kötüniyetle kullanan zilyede karşı böyle bir alacak hakkı tanıdığını kabul etmek yerinde olur (Ünal, Mehmet/Başpınar, Veysel: Eşya Hukuku, Giriş Zilyetlik Tapu Sicili, 4.Baskı, Ankara 2008 s.262 vd). Eski hukukumuzda olduğu gibi bugün de, gerek doktrinde, gerek uygulamada kötüniyetli haksız zilyedin eşyayı bizzat kullanma karşılığı ödeyeceği tazminata ecrimisil adı verilmektedir (HGK’nın 30.03.1974 gün ve 1974/1- 56 E., 1974/312 K.; HGK’nın 13.01.1982 gün ve 1982/2-66 E., 1982/1 K. sayılı ilamları).
Nitekim 08.03.1950 tarih 22/4 sayılı İnançları Birleştirme Kararında “…fuzuli işgalin kiraya benzetilemeyeceği; …..haksız bir eylem sayılması
gerektiği…bir zarar meydana gelirse bunun tazmin ettirileceği,…Medeni Kanunun (eski) 908’inci maddesi anlamında zilyedin faydalanmasından doğan bir istem olduğu…” vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır.
Hak sahibi, kötü niyetli zilyetten haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklindeki (olumlu) zararını, kullanmadan doğan
(olumlu) zararını ve yoksun kaldığı faydayı (olumsuz zarar) isteyebilir.
Haksız işgal, haksız eylem niteliğinde olup, bu durumda ecrimisilin tahsili için genel mahkemelerde genel hükümlere göre dava açılabileceğinde kuşku bulunmamaktadır (HGK’nın 06.10.2004 gün ve 2004/1-433 E. 2004/483 K. sayılı ilamı).
Eldeki davada 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’na tabi taşınmazın ortak alanına yapılan haksız işgal nedeniyle tazminat isteminde bulunulması nedeniyle, 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’nun Ek madde 1.’in irdelenmesinde yarar bulunmaktadır.
Anılan madde, “Bu Kanunun uygulanmasından doğacak her türlü anlaşmazlık sulh mahkemelerinde çözümlenir” hükmünü içermekte olup,
Kat Mülkiyeti Kanunu’nun uygulanmasından doğacak her türlü anlaşmazlığın sulh mahkemesinde çözümlenmesini öngörmektedir. Diğer bir anlatımla, taraflar arasındaki uyuşmazlığa Kat Mülkiyeti Kanunu hükümleri uygulanacaksa görevli mahkeme sulh mahkemesi olacaktır. Bu hüküm emredici nitelikte bulunduğundan kamu düzeniyle ilgili olup, yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden dikkate alınacaktır.
Ek madde 1’de, görev hükümleri uygulanacak Kanuna göre belirlenmiştir. Uyuşmazlıkta Kat Mülkiyeti Kanunu uygulanacaksa, görevli mahkeme sulh mahkemesi olacaktır. Yalnız kat malikleri kurulu kararına razı olmayan veya başka bir kat malikinin ve kiracının eyleminden zarar gören kat maliki değil, Kat Mülkiyeti Kanunu hükümlerine göre herkes uyuşmazlığını sulh mahkemesine götürecektir. Örneğin, bir yapı veya bağımsız bölümde devre mülk hakkının çiğnendiğini ileri süren devre mülk hakkı sahibi ile yöneticinin (kat maliki olsun olmasın) yasaya aykırı gördüğü tutum ve davranışlarının düzeltilmesini isteyen kat maliki ve kiraladığı bağımsız bölümden yararlanması haksız yere kısıtlanan kiracı da bu nedenle uyuşmazlığı sulh hukuk mahkemesine götürecektir.
Bu açıklamalar ışığında, somut olaya bakıldığında; davacı vekili, davalı şirketin diğer davalılardan kiraladığı iki bağımsız bölümü birleştirerek araç satış yeri olarak kullandığını, davalı şirketin apartmanın ön bahçesindeki duvarı yıkarak apartmanın ortak alanını işgal ettiğini ve burada araçlarını sergilediğini, kat maliklerinin uyarılarına rağmen işgal etmeye devam ettiğini belirterek, 30.000.00 TL haksız işgal tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Yukarıda belirtildiği üzere haksız işgal tazminatı(ecrimisil) haksız eylem niteliğinde olup genel hükümler uyarınca genel mahkemelerde görülmesi gereken bir dava türüdür. Kat Mülkiyeti Kanunu’nda haksız işgal tazminatına yönelik herhangi bir düzenleme bulunmadığından uyuşmazlığa Kat Mülkiyeti Kanunu’nun uygulanacağı dolayısıyla da sulh hukuk mahkemelerince bakılacağından söz etmek mümkün değildir. Bu durumda uyuşmazlığa uygulanması gereken mülga 1086 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 1, 2 ve 8.maddeleri uyarınca dava değeri dikkate alındığında haksız işgal tazminatı ilişkin eldeki davada görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir.
Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında; davada el atmanın önlenmesi, eski hale getirme ve ecrimisil istemlerinin birlikte talep
edildiği, ecrimisil talebinin elatmanın sonucu olduğu, istemlerin ayrılarak görevsizlik kararı verilmesinin doğru olmadığı ileri sürülmüş ise de; bu görüş yukarıda belirtilen gerekçelerle Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir. Hal böyle olunca Özel Dairenin haksız işgal tazminatına ilişkin davada asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğu yönündeki bozma ilamına mahkemece direnilmesi usul ve yasaya aykırı olup hükmün bozulması gerekmiştir. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

SONUÇ
1- Davalı H.. A.. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,
2- Davalı A.. D.. vekili ve davalı B. Oto. Tur.ve İnş. A.Ş. vekilinin temyiz
itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve
yukarıda (2) numaralı bentte gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatıranlara geri verilmesine,
08.04.2015 gününde yapılan ikinci görüşmede oyçokluğuyla karar verildi.

Yazı Kategorileri:
Genel
Emre Kurt

2003 yılından itibaren Barolar Birliği’ne bağlı olarak çalışan Avukat Emre Kurt, kariyerine ticaret hukuku alanında başlamış Kırkağaç 6. Jandarma Er Eğitim Alayı Manisa’da Disiplin Subayı olarak askeri hizmet verdikten sonra Londra Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde Ticaret ve Şirketler Hukuku alanında uzmanlaşmıştır. Londra Üniversitesi’ndeki ihtisasın ardından Av. Emre KURT’un hukuk pratiği özellikle fikri mülkiyet hakları ve haksız rekabet hakları konusunda yoğunlaşmıştır. İyi derecede İngilizce bilmektedir.

Yorum Yaz