Mar 16, 2018
480 Görüntüleme

Sigortalılığın Tespiti Davası, Kesintisiz Çalışmanın İspatı

Yazan
banner

HİZMET TESPİTİ • KESİNTİSİZ ÇALIŞMA
ÖZET: Sadece banka kayıtlarıyla hizmet tespiti kararı verilemez.Y. 10 HD. E. 2014/531, K. 2014/7242, T. 31.03.2014
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Mahkeme, ilâmda belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davacı, davalı Kurum ve işveren avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve
Tetkik Hâkimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu. Davalı işveren vekili tarafından , duruşma talebinde bulunulmuş ise de, temyiz konusu hükme ilişkin dava, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun Geçici 3. maddesi delaletiyle 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hâllerden hiçbirine uymadığından, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Uyuşmazlık; davacının davalı iş yerinde talep konusu dönemde kesintisiz olarak fiilen çalışıp çalışmadığı noktasındadır.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası KanunununGeçici 7. maddesi uyarınca davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun
79/10. maddesidir. Anılan Kanunun 6. maddesinde ifade edildiği üzere, “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde re’sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.
Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında; davacı, 01.06.2004- 01.05.2011 tarihler arasında davalı işverenin hasta ola kızına baktığını ve bu dönemde geçen çalışmaların tespitini talep etmiştir. Davacının, talep konusu dönemde, 25.10.2004-01.03.2005 tarihler arasında dava dışı iş yerinden bildirimlerin yapıldığı ancak davalı işveren yanından bildirimlerinin bulunmadığı belirgindir. Mahkemece, banka kayıtları esas alınmak suretiyle 06.06.2006-02.05.2011 tarihler arası çalışmaların tespiti şeklinde hüküm tesis edilmiştir. Mahkemenin kabulü, eksik araştırma ve incelemeye dayalıdır. Davalı işveren ile eşinin boşanmış olduğu anlaşılan eldeki davada, gerek davalı, gerekse dinlenen tanıklar, davalının kızının dönem dönem de annesinde kaldığını beyan etmeleri karşısında, Mahkemece, davalının eski eşinin beyanının alınarak, müşterek kızlarının hangi dönemdeannede, hangi dönemde babada olduğu hususunun sorulması, velayetin bu dönemlerde kimde olduğu araştırılarak, dosya içinde mevcut bulunan davalının vesayet talebine ilişkin dosyanın nasıl sonuçlandığı irdelenmeli,
banka kayıtlarına bakıldığı zaman bu ödemelerin düzenli olmadığı gibi 2006-2007-2008 yıllarında sadece 1 adet ödemenin mevcut bulunduğu, ödemelerin süreklilik arz etmemesinin nedeni araştırılarak buna göre davacıya ödemelerin nasıl yapıldığı, yazılı belge bulunup bulunmadığı sorulmalı, resen araştırma ilkesi gereğince annenin ikamet ettiği çevrede de bir araştırma yapılarak, müşterek kızın anne ile hangi dönemde kaldığını bilebilecek olan tanıkların tespiti ile bunların dinlenmesi, hasıl olması halinde çelişkilerin giderilmesi, böylece bu konuda gerekli tüm soruşturma yapılarak uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.
Mahkemenin, yukarıda açıklanan esaslar doğrultusunda araştırma yaparak elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı, davalı Kurum, davalı işveren avukatlarının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ
Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacı ve davalı Ö.. T..’a iadesine,
31.03.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yazı Kategorileri:
Genel
Emre Kurt

2003 yılından itibaren Barolar Birliği’ne bağlı olarak çalışan Avukat Emre Kurt, kariyerine ticaret hukuku alanında başlamış Kırkağaç 6. Jandarma Er Eğitim Alayı Manisa’da Disiplin Subayı olarak askeri hizmet verdikten sonra Londra Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde Ticaret ve Şirketler Hukuku alanında uzmanlaşmıştır. Londra Üniversitesi’ndeki ihtisasın ardından Av. Emre KURT’un hukuk pratiği özellikle fikri mülkiyet hakları ve haksız rekabet hakları konusunda yoğunlaşmıştır. İyi derecede İngilizce bilmektedir.

Yorum Yaz