May 11, 2018
1539 Görüntüleme

Hileli İşlemin İptali, Şekle Bağlı Olmaması

Yazan
banner

Bilindiği üzere, hile (aldatma), genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevk etmek için onda kasten
hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hata da yanılma, hilede ise yanıltma söz konusudur. 6098 s. Türk Borçlar Kanununun (TBK) 36/1. (818 s. Borçlar Kanunun (BK) 28/1.) maddesinde açıklandığı üzere taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse yanılma (hata) esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz. Değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable şamil) olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir.
Öte yandan, hile her türlü delille ispat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılması hiç bir şekle bağlı değildir. Aldatmanın öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, defi yahut dava yoluyla da kullanılabilir.
Somut olaya gelince; mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin hükme yeterli olduğunu söyleyebilme olanağı yoktur.

HİLE • TAPU İPTAL VE TESCİL
ÖZET: Hile her tür delil ile ispat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılması hiçbir şekle bağlı de
ğildir. Y. 1. HD, E: 2014/19910, K: 2017/1233, T. 13.03.2017
KARAR
Dava, hile (aldatma) hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil mümkün olmazsa bedel isteğine ilişkindir.
Davacı, davalı ile ortak olan dava dışı … ile dava konusu 1682 parselde bulunan ve kendisine gösterilen 2 nolu dubleks niteliğinde bağımsız bölümün satışı konusunda anlaştıklarını, satış bedelinin 40.000,00 TL’sinidoğrudan, geriye kalan 120.000,00 TL’sini ise bankadan kredi temini ile davalıya ödediğini, devir işlemleri gerçekleştikten sonra kendisine anlaşma konusu 2 nolu bağımsız bölüm yerine 1 nolu bağımsız bölümün verildiğini, davalı tarafından aldatıldığını, bu hususun tanık beyanlarıyla sabit  olduğunu ileri sürerek dava konusu parselde yer alan ve adına kayıtlı olan 1 ve 2 nolu bağımsız bölümlerin tapu kayıtlarının iptali ile 2 nolu bağımsız bölümün adına tescilini, mümkün olmaz ise taşınmazın satış bedelinin 19.06.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsilini istemiştir.
Davalı, davacı ile aralarındaki anlaşma gereğince 1 nolu bağımsız bölümü davacıya satış suretiyle temlik ettiğini, davacının bağımsız bölümü
kiraya verdiğini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, 1 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği, ayrıca davacının 1 nolu bağımsız bölümü bilerek satın aldığı ve kiraya verdiği gerekçesiyle
davanın hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden, dava konusu 1 nolu bağımsız bölümü 19.06.2008 tarihinde tapuda satış suretiyle davalıdan temlik
alan davacının kendisine dava konusu 1 nolu bağımsız bölüm yerine 2 nolu bağımsız bölümün satılacak taşınmaz olarak gösterildiği, gösterilen taşınmazı satın almak amacıyla işlem yaptığı ancak satın aldığı taşınmazın ekspertiz raporunda belirtilen özellikleri taşımayan 1 nolu bağımsızbölüm olduğunu öğrendiği iddiası ile aldatma (hile) hukuksal nedenine
dayanarak eldeki davayı açtığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, hile (aldatma), genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevk etmek için onda kasten
hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hata da yanılma, hilede ise yanıltma söz konusudur. 6098 s. Türk Borçlar Kanununun (TBK) 36/1. (818 s. Borçlar Kanunun (BK) 28/1.) maddesinde açıklandığı üzere taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse yanılma (hata) esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz. Değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable şamil) olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir.
Öte yandan, hile her türlü delille ispat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılması hiç bir şekle bağlı değildir. Aldatmanın öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, defi yahut dava yoluyla da kullanılabilir.
Somut olaya gelince; mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin hükme yeterli olduğunu söyleyebilme olanağı yoktur.

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 190. ve 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddeleri uyarınca herkes iddialarını ispat etmek
zorundadır.
Ne var ki; mahkemece, taraf delillerinin tamamı toplanılmamış, davacı tarafça gösterilen tanıklar dinlenmeden, sonuca gidilmiştir.
Hâl böyle olunca, mahkemece tanıkların dinlenip, … Cumhuriyet Başsavcılığının 2011/27301 soruşturma numaralı dosyasının incelenerek da
vacının hileyi öğrendiği tarihin tespitiyle öncelikle davanın hak düşürücü süre içinde açılıp açılmadığının belirlenmesi, süresinde açılmış ise bağımsız bölümlere ilişkin ekspertiz raporlarının, dosya içine getirtilmesi, keşif yapılarak taşınmazların satış ve dava tarihindeki değerlerinin ayrı ayrı tespiti ile taraf delillerinin eksiksiz bir biçimde toplanarak hile iddiasının açıklığa kavuşturulması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ile yetinilerek yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Davacı vekilinin temyiz itirazı açıklanan nedenden ötürü yerindedir. Kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile)
1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 13.03.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yazı Kategorileri:
Genel

2003 yılından itibaren Barolar Birliği’ne bağlı olarak çalışan Avukat Emre Kurt, kariyerine ticaret hukuku alanında başlamış Kırkağaç 6. Jandarma Er Eğitim Alayı Manisa’da Disiplin Subayı olarak askeri hizmet verdikten sonra Londra Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde Ticaret ve Şirketler Hukuku alanında uzmanlaşmıştır. Londra Üniversitesi’ndeki ihtisasın ardından Av. Emre KURT’un hukuk pratiği özellikle fikri mülkiyet hakları ve haksız rekabet hakları konusunda yoğunlaşmıştır. İyi derecede İngilizce bilmektedir.

Yorum Yaz