Kas 30, 2018
372 Görüntüleme

Marka Hükümsüzlüğü ve Tecavüzü Davalarında Kullanmama Defi

Yazan
banner

Sınaî Mülkiyet Kanunu, 9’uncu maddesinde tescilli bir markanın tesciltarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmaksızın tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmaması ya da kullanımına beş yıl kesintisiz ara verilmesi halinde markanın iptaline karar verileceğini hükme bağlamaktadır.

Tescilli markanın kullanılmamasına bağlanan hukuki sonuçlardan diğer bir tanesi de 6’ncı maddenin 1’inci fıkrası uyarınca açılan hükümsüzlük davalarında, 19’ uncu maddenin ikinci fıkrası hükmünün def’i olarak ileri sürülebilecek olmasıdır. Yani marka sahibi, sonraki tarihli markanın hükümsüzlüğünü talep ettiğinde, karşı taraf davacının tescilli markasını beş yıldan daha uzun süredir kullanmadığı def’ini ileri sürebilecektir. Bu hüküm aslında tescilli marka sahibinin sonraki tarihli marka başvurusuna itiraz etmesi halinde ileri sürülebilecek olan kullanmama def’i ile paralel bir imkândır. Kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde ise dava tarihi esas alınır. Hükümsüzlüğü istenen markanın başvuru veya rüçhan tarihinde, davacının markası en az beş yıldır tescilli ise davacı ayrıca, söz konusu başvuru veya rüçhan tarihinde 19’ uncu maddenin 2’nci fıkrasında belirtilen şartların yerine getirildiğini ispatlamalıdır.

SMK m. 29/2’ye göre; 19 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmü tecavüz davalarında def’i olarak ileri sürülebilir. Bu durumda kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır. Bunun anlamı tecavüz davası açana karşı markasını kullanmadığı yönünde savunma yapılması halinde davacı tarafın davayı kazanması için ciddi kullanım kanıtı sunması gerekecektir. Bu durum özellikle markasını asıl kullandığı alanın dışında marka tescili yapanlara külfet yüklemektedir.

6769 sayılı Sınaî Mülkiyet Kanununda marka hakkına tecavüzü düzenleyen 29’uncu maddenin 2’nci fıkrasında, aleyhine tecavüz iddiasında
bulunulan kişiye, marka sahibine karşı markayı kullanmama def’inde bulunma hakkı getirilmiştir. Buna göre marka hakkına tecavüz iddiasıyla bir dava açıldığında, davalı, davacının tecavüz iddiasına dayanak olarak ileri sürdüğü markasını beş yıldan uzun süredir tescilli olduğu halde yine en az beş yıldır kullanmadığını veya kullanıma beş yıldan uzun süre kesintisiz olarak ara verdiğini ve bu sebeple tecavüz iddiasında bulunamayacağını ileri sürebilir(SMK m. 29/2). Markayı kullanmama def’ine ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır.

Ankara avukatı olunması nedeniyle Türk Patent’in kararlarına karşı davalar, marka hükümsüzlüğü davaları, patent davaları, tasarım davaları, Türk Patent’in Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu’na(YİDK) karşı davaların yanında marka vekili olunması itibarıyla Türk Patent Markalar Dairesi kararlarına karşı itirazlar, haksız rekabet davaları, alan adı davaları ve tahkimleri, marka ve patent ceza hukuku, tüketici hukuku, sağlık hukuku ağırlıklı olarak çalışma alanlarımızdır. İstanbul’daki şubemizin yanında ülkenin her yerinde davalarımız ve iş birliği yaptığımız avukatlarımız mevcuttur.

Yazı Kategorileri:
Blog
Emre Kurt

2003 yılından itibaren Barolar Birliği’ne bağlı olarak çalışan Avukat Emre Kurt, kariyerine ticaret hukuku alanında başlamış Kırkağaç 6. Jandarma Er Eğitim Alayı Manisa’da Disiplin Subayı olarak askeri hizmet verdikten sonra Londra Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde Ticaret ve Şirketler Hukuku alanında uzmanlaşmıştır. Londra Üniversitesi’ndeki ihtisasın ardından Av. Emre KURT’un hukuk pratiği özellikle fikri mülkiyet hakları ve haksız rekabet hakları konusunda yoğunlaşmıştır. İyi derecede İngilizce bilmektedir.

Yorum Yaz