Kas 30, 2018
1706 Görüntüleme

İmar Uygulamasının İptali, Kadastral Durumun İhyası, Yolsuz Tescil

Yazan
banner

Kayden davacılara ait taşınmazın çevre parsellerle birlikte 3194 Sayılı Kanun’un 18.maddesi uyarınca imar uygulamasına tabi tutulduğu ve şuyulandırma sonucu pek çok imar parselinin oluştuğu, imar işleminin iptaline yönelik olarak 1. İdare Mahkemesinde açılan dava sonucu imar işleminin iptal edilerek kesinleştiği, ancak işlemin iptalinden sonra Eyüp Belediye Encümeninin kararı ile yeni bir imar uygulaması ile ilk uygulamanın geometrik ve hukuki durumuna bağlı kalınarak idari işlem tesis edildiği, ne var ki bu işleminin de 7.İdare Mahkemesi tarafından iptal edilerek kararın kesinleştiği anlaşılmaktadır.

İMAR UYGULAMASININ İPTALİ SEBEBİYLE KADASTRAL MÜLKİYET DURUMUNUN İHYASI İSTEMİ ( İmar Uygulamalarının İdari Yargı Yerinde İptal Edilmesi Halinde Sicil Kayıtlarının İlletini Teşkil Eden İdari İşlemin Ortadan Kalkması İle Sicildeki Kaydın Yolsuz Tescil Durumuna Düşeceği – Kadastral Parselin Geometrik ve Hukuki Durumunun İhyası Yönünde Karar Verilmesi Gerekirken Yanılgılı Değerlendirme İle Hüküm Kurulmasının İsabetsiz Olduğu )
• YOLSUZ TESCİL ( İmar Uygulamasının İptali Sebebiyle Kadastral Mülkiyet Durumunun İhyası İstemi – İmar Uygulamalarının İdari Yargı Yerinde İptal Edilmesi Halinde Sicil Kayıtlarının İlletini Teşkil Eden İdari İşlemin Ortadan Kalkması İle Sicildeki Kaydın Yolsuz Tescil Durumuna Düşeceği – Kadastral Parselin Geometrik ve Hukuki Durumunun İhyası Yönünde Karar Verilmesi Gerektiği )
3194/m.18
ÖZET : Dava, imar uygulamasının iptali sebebiyle kadastral mülkiyet durumunun ihyası istemine ilişkindir.

İmar uygulamalarının idari yargı yerinde iptal edilmesi halinde, sicil kayıtlarının illetini teşkil eden idari işlemin ortadan kalkması ile sicildeki kaydın yolsuz tescil durumuna düşeceği tartışmasızdır.

Bu nedenlerle, kadastral parselin geometrik ve hukuki durumunun ihyası yönünde karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması isabetsizdir.

DAVA : Taraflar arasında görülen kadastral parselin ihyası davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine dair olarak verilen karar davacılar vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakiminin raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Dava, imar uygulamasının iptali sebebiyle kadastral mülkiyet durumunun ihyası istemine ilişkindir.

Davacılar, paydaşı oldukları 20 ada 3049 parsel sayılı taşınmazda imar uygulaması yapılarak yeni olıuşan 306 ada 1 numaralı imar parselinde davalının da paydaş kılındığını, imar uygulamasının kesinleşen mahkeme kararı ile iptal edildiğini ileri sürerek, … adına olan payın iptali ile tapu kaydının eski hale dönüştürülerek adlarına tescilini istemişlerdir.

Davalı, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar Dairece, “imar şuyulandırmasının dayanağı olan idari işlemin iptal edilmesi ile sicilin dayanaksız kalacağı ve yolsuz tescil durumuna düşeceği açıktır. Dayanaksız kalan (illetten mücerret) kaydın ise iptalinin gerekeceği ve kadastral parselin geometrik ve hukuki durumunun ihyası şeklinde karar verilmesi gerekeceği de kuşkusuzdur. Ancak anılan imar uygulamasının iptalinden sonra Belediye Encümeninin 21.10.2003 tarih ve 837 Sayılı kararı ile yeni bir uygulama ile ilk uygulamanın geometrik ve hukuki durumuna bağlı kalınarak idari işlem tesis edildiği dosya kapsamı ile sabittir. Anılan bu işlemle ilgili idari yargıda dava açılarak işlem iptal ettirilmedikçe eldeki davanın dinlenme olanağından söz edilemez. O halde, davacıların temyiz itirazları yerinde değildir” gerekçesiyle bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.

Dosya içeriği ve toplanan delillerden kayden davacılara ait 20 ada 3049 parsel sayılı taşınmazın çevre parsellerle birlikte 3194 Sayılı Kanun’un 18.maddesi uyarınca imar uygulamasına tabi tutulduğu ve şuyulandırma sonucu pek çok imar parselinin oluştuğu, imar işleminin iptaline yönelik olarak 1. İdare Mahkemesinde açılan dava sonucu mahkeminin 20.04.2000 tarih ve 1999/1104 Esas, 2000/367 Karar sayılı ilamı ile imar işleminin iptal edilerek kesinleştiği, ancak işlemin iptalinden sonra Eyüp Belediye Encümeninin 21.10.2003 tarih ve 837 Sayılı kararı ile yeni bir imar uygulaması ile ilk uygulamanın geometrik ve hukuki durumuna bağlı kalınarak idari işlem tesis edildiği, ne var ki bu işleminin de 7.İdare Mahkemesi’nin 2008/1564 Esas 2009/1302 Karar sayılı ilamı ile iptal edilerek kararın 22.03.2017 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.

İmar uygulamalarının idari yargı yerinde iptal edilmesi halinde, sicil kayıtlarının illetini teşkil eden idari işlemin ortadan kalkması ile sicildeki kaydın yolsuz tescil durumuna düşeceği tartışmasızdır.

Hal böyle olunca; kadastral parselin geometrik ve hukuki durumunun ihyası yönünde karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.

SONUÇ : Davacılar vekilinin bu yönlere değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün (6100 Sayılı Kanun’un geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 Sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene iadesine, 13.09.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yazı Kategorileri:
Blog · Makaleler

2003 yılından itibaren Barolar Birliği’ne bağlı olarak çalışan Avukat Emre Kurt, kariyerine ticaret hukuku alanında başlamış Kırkağaç 6. Jandarma Er Eğitim Alayı Manisa’da Disiplin Subayı olarak askeri hizmet verdikten sonra Londra Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde Ticaret ve Şirketler Hukuku alanında uzmanlaşmıştır. Londra Üniversitesi’ndeki ihtisasın ardından Av. Emre KURT’un hukuk pratiği özellikle fikri mülkiyet hakları ve haksız rekabet hakları konusunda yoğunlaşmıştır. İyi derecede İngilizce bilmektedir.

Yorum Yaz