Nis 24, 2019
613 Görüntüleme

Müşteri Ayartma, Haksız Rekabet

Yazan
banner

Davacı şirket eski müşterileri ile davalı şirketin de iş yaptığı belirlenmiş olup tarafların ortak müşterilerinin bulunması müşterilerin ayartıldığı anlamına gelmez. Ayrıca, bir kısım müşterilerin her iki taraf şirketle iş yapmaya devam ettiği de anlaşıldığından müşterilerin yanıltılması suretiyle müşteri çevresinin transfer edildiği söylenemez. Dolayısıyla, davalıların davacıyı kötüleme gibi aldatıcı hareket ve dürüstlük kurallarına aykırı diğer şekillerde iktisadi rekabeti kötüye kullanımına dair bir tespit yapılamamış, davacının haksız rekabet iddiasını kanıtlayan somut bilgi ve belge sunulmadığından davalıların haksız rekabeti sonucunda davacı şirketin zarara uğratıldığı da ispatlanamamış olmaktadır.

YARGITAY
11. HUKUK DAİRESİ
E. 2016/9937
K. 2018/3433
T. 10.5.2018
DAVA : Taraflar arasında görülen davada …. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 05/04/2016 tarih ve 2014/820-2016/265 Sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 08.05.2018 günü hazır bulunan davacı vekili Av. … ve Av…. ile davalılar vekili Av. …. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

KARAR : Davacı vekili, davalı şirket aleyhine ….unvanının haksız kullanımı sebebiyle kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesi talebiyle dava açılmasından sonra davalı şirketin davacı unvanına vaki tecavüzün ortadan kaldırılmasını teminen unvanını Parkesco şeklinde değiştirdiğini, böylece mahkemece davalı şirket unvanında yer alan ….sözcüğünün dava tarihinden sonra 04/10/2011 tarihli genel kurulda Parkesco olarak değiştirildiği, dolayısı ile haksız rekabet teşkil eden sözcüğün unvandan çıkarılması ile davanın konusuz kaldığı anlaşıldığından konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiğini, davalı şirketin ticaret unvanını değiştirmiş olmasına rağmen halen ….unsurlu eski unvanını kullanmaya devam ettiğini, davacı şirketin eski yönetim kurulu üyesi halen ortağı olan davalı …’nin de ayrıldığı davacı şirkete ait anlaşma, proje ve benzeri evrakları kullanarak davacı aleyhine haksız rekabette bulunduğunu, davalıların kalitesiz uygulamaları neticesinde oluşan olumsuz intiba ve davalı kullanımının davacının ticari unvanı ile iltibasının davacıya zarar verdiğini, kaybettiği işlerin bulunduğunu ileri sürerek, davalıların haksız rekabetinin yarattığı zararın tespiti suretiyle belirlenecek miktardan şimdilik 50.000,00 TL’nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir. Yargılama sırasında talebini yükseltmiştir.

Davalılar vekili, ….’da parke anlamına gelen …. sözcüğünün meslek mensuplarını ayırt etmeye yarayan bir kelime olduğunu, marka olarak tescil edilemeyeceği gibi şirket unvanı olarak da kullanılamayacağını, kullanımının davacıya tekel hakkı vermeyeceğini, dolayısıyla da haksız rekabetin oluşmayacağını, …. ibaresinin davalı adına marka olarak tescili için başvuruda bulunulduğunu, tescil başvurusu yapılmış olan bir ibarenin kullanılmasının haksız rekabet oluşturmayacağını, davalı şirketin ticaret unvanını değiştirdiğini, tüm ticari işlerde yeni unvanını kullandığını, iltibas yaratacak bir durumun da bulunmadığını, davalı …’ye husumet yöneltilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davanın kabulüne, davalıların, davacı şirketin ticaret unvanına yönelik haksız rekabette bulunduklarının tespiti ile 223.490,77 TL’nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.

Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.

1-)Dava, davalıların benzer ticaret unvanı kullanmak ve davacıdan öğrendikleri ticari sırları ve müşteri çevresini kullanmak suretiyle haksız rekabette bulunduklarının tespiti, tazminat ve hükmün ilanı istemlerine ilişkindir.

Davada öncelikle davalı şirket aleyhine ….unvanının haksız kullanımı sebebiyle açılan unvanın terkini veya değiştirilmesi talepli davanın yargılaması sırasında davalı şirketin unvanındaki ….sözcüğünü Parkesco olarak değiştirdiği, buna rağmen ….ibaresinin kullanılmaya devam edilmesinin davacının ticaret unvanına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiği ileri sürülmüştür. Davalı şirket adına 19. sınıfta tescilli 2010/83825 Sayılı “Parkes+şekil” unsurlu markanın tescil belgesinden 29/12/2010 başvuru tarihli markanın bu tarihten itibaren 10 yıl müddetle 02/12/2013 tarihinde tescil edildiği anlaşılmıştır. 556 Sayılı KHK.nın 40. maddesi “Tescilli markanın koruma süresi başvuru tarihinden itibaren on yıldır. Bu süre, onar yıllık dönemler halinde yenilenir.” hükmünü haiz olup, 2010/83825 Sayılı “….” unsurlu marka hakkında dava tarihinden önce başvuruda bulunulduğu ve markanın yargılama sırasında davalı adına tescil edildiği, böylece koruma süresinin dava tarihinden önce başvuru tarihinde başladığı tespit edilmiştir. Davalının …. ibareli alan adı kullanımları ile web sitesi içeriğinde bulunan ilanlarındaki, işyeri ve araçları üzerinde davaya konu edilen kullanımları tescilli marka hakkı kapsamındaki markasal kullanım olup, bu kullanımlar haksız kullanım olarak nitelendirilemeyeceğinden davacının ticaret unvanına tecavüz ve haksız rekabet oluşturmayacaktır. Dolayısıyla mahkemece, davalıların davacının ticaret unvanı ile iltibasa yol açacak şekilde …. ibareli ticaret unvanı kullanarak, haksız rekabette bulundukları yönündeki kabulü doğru görülmemiştir.

Dava dilekçesiyle ayrıca, davacı şirketin eski yönetim kurulu üyesi olan ve halen davacı şirkette ortaklığı devam eden davalı …’nin yeni kurulan davalı şirketin hakim hissedarı olduğu, davacı şirkete ait anlaşmaların, tekliflerin, proje ve diğer evrakların ele geçirilerek müşteri çevresinin kullanılması suretiyle de davalılarca haksız rekabette bulunulduğu ileri sürülmüş olup, mahkemece davalı gerçek kişinin ortağı olduğu şirkete ait müşteri kitlesini ortak olduğu davalı şirket yararına kullanmak suretiyle haksız rekabet fiilini işlediği kabul edilmiştir. Ancak, hükme esas alınan bilirkişi raporunda sadece davacı şirket eski müşterileri ile davalı şirketin de iş yaptığı belirlenmiş olup tarafların ortak müşterilerinin bulunması müşterilerin ayartıldığı anlamına gelmez. Ayrıca, bir kısım müşterilerin her iki taraf şirketle iş yapmaya devam ettiği de anlaşıldığından müşterilerin yanıltılması suretiyle müşteri çevresinin transfer edildiği söylenemez. Dolayısıyla, davalıların davacıyı kötüleme gibi aldatıcı hareket ve dürüstlük kurallarına aykırı diğer şekillerde iktisadi rekabeti kötüye kullanımına dair bir tespit yapılamamış, davacının haksız rekabet iddiasını kanıtlayan somut bilgi ve belge sunulmadığından davalıların haksız rekabeti sonucunda davacı şirketin zarara uğratıldığı da ispatlanamamış olmaktadır. Aksi yöndeki mahkeme gerekçesi yerinde olmadığından davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün temyiz eden davalılar yararına bozulması gerekmiştir.

2-)Bozma sebep ve şekline göre, davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.

SONUÇ : Yukarıda (1) numaralı bentte yazılı sebeplerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, hükmün davalılar yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, takdir olunan 1.630,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 10/05/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Anahtar Kelimeler: Müşteri ayartma haksız rekabet, haksız rekabet hukuku, patent ihlali, patent hukuku, patent tecavüzü, patent dava, patent ihlal, tasarım hukuku, tasarım dava, patent yidk ankara avukat, patent yeniden inceleme ve değerlendirme kurulu avukat ankara

Yazı Kategorileri:
Blog · Genel

2003 yılından itibaren Barolar Birliği’ne bağlı olarak çalışan Avukat Emre Kurt, kariyerine ticaret hukuku alanında başlamış Kırkağaç 6. Jandarma Er Eğitim Alayı Manisa’da Disiplin Subayı olarak askeri hizmet verdikten sonra Londra Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde Ticaret ve Şirketler Hukuku alanında uzmanlaşmıştır. Londra Üniversitesi’ndeki ihtisasın ardından Av. Emre KURT’un hukuk pratiği özellikle fikri mülkiyet hakları ve haksız rekabet hakları konusunda yoğunlaşmıştır. İyi derecede İngilizce bilmektedir.

Yorum Yaz