Tem 14, 2019
106 Görüntüleme

Suça Konu Ürünlerin Taklit Olduğunu Bilmedeki Haklılık, Marka Ceza

Yazan
banner

Suça konu ürünlerin taklit olduğunu bilmemesindeki haklı gerekçenin değerlendirilmesi.

YARGITAY
19. CEZA DAİRESİ
E. 2016/7767
K. 2017/11471
T. 21.12.2017
• MARKA HAKKINA TECAVÜZ ( Sanığın Suça Konu Ürünleri Bizzat Üreten Kişinin Yanında Satın Aldığı İçin Taklit Olabileceğini Düşünmediğini Beyan Ettiği – Savunma Tanıklarının Benzer Mahiyetteki İfadelerine ve Bilirkişi Raporunda Suça Konu Ürünlerin Sır Çatlağı Yapısı ve Sırsız Yüzeylerinde ( Taban Kısmında ) Oluşan Kirlenmeler Değerlendirildiğinde 2-10 Yıl Arasında Üretilmiş Oldukları Belirtildiği/Sanığın Savunmasına Neden İtibar Edilmediği Karar Yerinde Tartışılıp Açıklanmadan Mahkumiyet Kararı Verilmesinin Hatalı Olduğu )
• SANIĞIN SUÇA KONU ÜRÜNLERİ ÜRETİCİSİNİN YANINDA ALMASI ( Bu Sebeple Taklit Olabileceğini Düşünmediğini Beyan Ettiği – Savunma Tanıklarının Benzer Mahiyetteki İfadelerine ve Bilirkişi Raporunda Suça Konu Ürünlerin Sır Çatlağı Yapısı ve Sırsız Yüzeylerinde ( Taban Kısmında ) Oluşan Kirlenmeler Değerlendirildiğinde 2-10 Yıl Arasında Üretilmiş Oldukları Belirtildiği/Sanığın Savunmasına Neden İtibar Edilmediği Karar Yerinde Tartışılıp Açıklanmadan Mahkumiyet Kararı Verilmesinin Hatalı Olduğu )
• UZLAŞTIRMA ( Uzlaşma Teklifinde Bulunulduğu Tarihte Uzlaşma Hükümlerinin Uygulanmasına Yasal Olanak Bulunmadığı Halde Katılan Vekili ve Sanık C. Savcısı Tarafından Yapılan Uzlaşma Teklifini Kabul Etmediklerini Beyan Ettiği/Bir Hakkın Doğmadan Önce Kullanılması Söz Konusu Olamayacağı – Uzlaşma Teklifinin Hukuken Geçerli Olmadığı Anlaşılmakla Uzlaştırmanın Mutlaka Öncelikle Uygulanması Zorunlu Bir Hukuku Kurumu Olması Karşısında Sanık Hakkında Uzlaştırma Maddelerinin Uygulanmasının Zorunlu Olduğu )
• BİR HAKKIN DOĞMADAN ÖNCE KULLANILMASI ( Söz Konusu Olamayacağı – Uzlaşma Teklifinde Bulunulduğu Tarihte Uzlaşma Hükümlerinin Uygulanmasına Yasal Olanak Bulunmadığı Halde Katılan Vekili ve Sanık C. Savcısı Tarafından Yapılan Uzlaşma Teklifini Kabul Etmediklerini Beyan Ettiği/Uzlaşma Teklifinin Hukuken Geçerli Olmadığı Anlaşılmakla Uzlaştırmanın Mutlaka Öncelikle Uygulanması Zorunlu Bir Hukuku Kurumu Olması Karşısında Sanık Hakkında Uzlaştırma Maddelerinin Uygulanmasının Zorunlu Olduğu )
5271/m.253, 254
KHK-556/m.61/A
ÖZET : Sanığın suça konu ürünleri bizzat üreten kişinin yanında satın aldığı için taklit olabileceğini düşünmediğini beyan ettiğine, savunma tanıklarının benzer mahiyetteki ifadelerine ve bilirkişi raporunda suça konu ürünlerin sır çatlağı yapısı ve sırsız yüzeylerinde ( taban kısmında ) oluşan kirlenmeler değerlendirildiğinde 2-10 yıl arasında üretilmiş oldukları belirtildiğine göre, sanığın savunmasına neden itibar edilmediği karar yerinde tartışılıp açıklanmadan mahkumiyet kararı verilmesi hatalıdır.

Uzlaşma teklifinde bulunulduğu tarihte uzlaşma hükümlerinin uygulanmasına yasal olanak bulunmadığı halde, katılan vekili ve sanık C. Savcısı tarafından yapılan uzlaşma teklifini kabul etmediklerini beyan etmişseler de, bir hakkın doğmadan önce kullanılması söz konusu olamayacağından, uzlaşma teklifinin hukuken geçerli olmadığı anlaşılmakla satışa arz etme veya satma suçu yönünden de uzlaştırma kurumunun uygulanmasına engel teşkil etmemesi, uzlaştırmanın soruşturma ve kovuşturmalarda mutlaka öncelikle uygulanması zorunlu bir maddi ceza hukuku ve ceza muhakemesi hukuku kurumu olması karşısında, sanık hakkında uzlaştırma maddelerinin uygulanması zorunludur.

DAVA : Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.

Ancak;

Sanığın aşamalarda değişmeyen savunmalarında, 1996-2000 yılları arasında Ankara’da işlettiği mağazaya, suça konu ürünlerin üzerinde yer alan markanın sahibi olan ilgilinin yanında arkadaşları olduğu halde geldiğini, ilgilinin arkadaşlarından birinin kendisine “….’nın yemek takımı var, alır mısın?” diye sorduğunu ve tek yemek takımının parçaları olan suça konu ürünleri bu kişiden 500-600 TL karşılığında satın alıp eşine hediye ettiğini, eşi vefat ettikten sonra da satılabileceği düşüncesiyle Antalya’daki dükkanında satışa sunduğunu, bu ürünleri bizzat üreten kişinin yanında satın aldığı için taklit olabileceğini düşünmediğini beyan ettiğine, savunma tanıklarının benzer mahiyetteki ifadelerine ve 30.05.2013 havale tarihli bilirkişi raporunda suça konu ürünlerin sır çatlağı yapısı ve sırsız yüzeylerinde ( taban kısmında ) oluşan kirlenmeler değerlendirildiğinde 2-10 yıl arasında üretilmiş oldukları belirtildiğine göre, sanığın savunmasına neden itibar edilmediği karar yerinde tartışılıp açıklanmadan yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,

Kabule göre de;

Uzlaşma teklifinde bulunulduğu tarihte uzlaşma hükümlerinin uygulanmasına yasal olanak bulunmadığı halde, katılan vekili ve sanık Cumhuriyet savcısı tarafından yapılan uzlaşma teklifini kabul etmediklerini beyan etmişseler de, bir hakkın doğmadan önce kullanılması söz konusu olamayacağından, uzlaşma teklifinin hukuken geçerli olmadığı anlaşılmakla, 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 Sayılı Kanun’un 34. maddesiyle Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253. maddesinde değişiklik yapılarak madde içeriğinden “etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlar ile” ibaresinin çıkarılmrlıklı olarak çalışma alanlarımızdır.

ası sebebiyle özel bir etkin pişmanlık hükmü olan ( suç ve karar tarihinde yürürlükte bulunan ) 556 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 61/7 maddesinin aynı Kanun Hükmünde Kararnamenin 61/A maddesinde düzenlenen satışa arz etme veya satma suçu yönünden de uzlaştırma kurumunun uygulanmasına engel teşkil etmemesi, uzlaştırmanın soruşturma ve kovuşturmalarda mutlaka öncelikle uygulanması zorunlu bir maddi ceza hukuku ve ceza muhakemesi hukuku kurumu olması karşısında, sanık hakkında 6763 Sayılı Kanun’un 34. maddesiyle değişik CMK’nın 253 ve 254. maddelerinin uygulanması zorunluluğu,

SONUÇ : Bozmayı gerektirmiş ve sanık müdafiinin, temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden HÜKMÜN 5320 Sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 21.12.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

marka hukuku  marka ceza hukuku patent ceza patent ceza hukuku tasarım hukuku haksız rekabet hukuku faydalı model patent dava tasarım dava mark dava yidk iptal yidk dava ankara patent avukat ankara marka avukat ankara tasarım avukat ankara faydalı model avukat ankara ceza marka avukat ankara avukat danışma

Ankara avukatı olunması nedeniyle Türk Patent’in kararlarına karşı davalar, marka hükümsüzlüğü davaları, patent davaları, tasarım davaları, Türk Patent’in Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu’na(YİDK) karşı davaların yanında marka vekili olunması itibarıyla Türk Patent Markalar Dairesi kararlarına karşı itirazlar, haksız rekabet davaları, alan adı davaları ve tahkimleri ağı

Yazı Kategorileri:
ceza · Marka
Emre Kurt

2003 yılından itibaren Barolar Birliği’ne bağlı olarak çalışan Avukat Emre Kurt, kariyerine ticaret hukuku alanında başlamış Kırkağaç 6. Jandarma Er Eğitim Alayı Manisa’da Disiplin Subayı olarak askeri hizmet verdikten sonra Londra Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde Ticaret ve Şirketler Hukuku alanında uzmanlaşmıştır. Londra Üniversitesi’ndeki ihtisasın ardından Av. Emre KURT’un hukuk pratiği özellikle fikri mülkiyet hakları ve haksız rekabet hakları konusunda yoğunlaşmıştır. İyi derecede İngilizce bilmektedir.

Yorum Yaz