Kas 13, 2019
36 Görüntüleme

Mutlak Tescil Engelleri Kapsamında Hükümsüzlükte 5 Yıllık Süre

Yazan
banner

Davacının hükümsüzlüğünü talep ettiği markanın 22.11.1996 tarihinde tescil edildiği, 5 yıl geçtikten sonra iş bu davanın 03.11.2003 tarihinde açıldığı sabit olup, davalı vekilinin zamanaşımı def’inin 556 s. KHK.nin 42. maddesi çerçevesinde değerlendirilmesi gerekirken, mahkemece mutlak ret nedenlerine dayalı tescil engellerinin kamu düzeniyle doğruda ilgisi nedeniyle hükümsüzlük davalarının her zamana açılabileceğine yönelik gerekçesi doğru görülmemiş kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.

YARGITAY
11. HUKUK DAİRESİ
E. 2005/11284
K. 2006/11888
T. 20.11.2006

DAVA : Taraflar arasında görülen davada Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 20.07.2005 tarih ve 2003/5 – 2005/419 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Gürkan Gençkaya tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

KARAR : Davacı vekili, davalının Almanya’da ürettiği ve AB mevzuatına göre kategorisi “Anasonla Aromalandırılmış Distile Alkollü İçkiler/Anis” olan ürününü 1976 yılında Almanya’da, 1996 yılında Türkiye’de tescil ettirdiği “ASLAN SÜTÜ” markası ile ithal etmek istediğini, Anis’in üretiminde kullanılan alkolün anasonun kökeni ve üretim prosesi itibariyle rakı ile farklılık gösterdiğini, bu farklılığın uzmanları tarafından yapılabilecek teknik bir ayrım olduğunu, tadımsal özellik ve beyazlama açısından tüketicilerin ayırt edemeyeceğini, Aslan sütü ifadesinin Türk Halkı arasında rakı için uzun süredir kullanılan yerleşik bir ifade olması ve anisin bugüne kadar Türkiye piyasasına hiç girmeyen bir ürün olduğundan tüketicinin rakı olarak algılayacağını, 556 s. KHK.nin 7/1-c ve f uyarınca böyle bir markanın tescil edilemeyeceğini, davalı firmanın 1996 yılında yaptırdığı tescili ticari hayatta kullanmamış olduğunu, bunun yanında alıcı kitlesini yanıltmaya yönelik fiillerin haksız rekabet olduğunu ileri sürerek, davalı adına haksız yere tescil edilmiş Aslan Sütü markasının hükümsüzlüğüne, sicil kaydının davalı adından terkini ile haksız rekabetin men’ine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, markalarının 1996 yılında tescil edildiğini, 556 s. KHK.nin 70. maddesine göre davanın zamanaşımına uğradığını, markalarının sadece anis malı için tescilli olmadığını, şaraplar, içkiler ve likörler için de tescilli olduğunu, Aslan sütü ibaresinin rakı isimli içkinin diğer adı olmadığını, müvekkilinin rakı benzeri ürününün düşük metil alkol içermesi, yumuşak ve hafif tadı ile davacı ürününden farklı olduğunu, markanın 1976 yılından itibaren yurt dışında yoğun olarak kullanıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, uzunca süre Tekel tarafından üretilen anasonlu içki vasfındaki rakı’nın Türk toplumunda bilinen mecazi anlamlarından birinin de Aslan sütü olduğu, aslan sütü ibaresinin rakı ile özdeşleşmiş ve eş anlamlı olarak yaygın şekilde kullanılmakta olması nedeniyle rakı dışında bir alkollü içkinin aslan sütü markası ile satılması halinde tüketici tarafından ürünün bir rakı içkisi olduğu düşüncesiyle satın alınma tehlikesi bulunduğundan davalı markasındaki içkiler emtiası yönünden 7/1-f maddesi anlamında yanıltıcı olacağı, ancak şarap ve likörler için yanıltıcı olmayacağı gibi 7/1-c anlamında da aslan sütü ibaresinin şarap ve likörler için cins, çeşit, vasıf gibi karakteristik özellikler belirten ibarelerden olmadığı, 42/2 maddesine göre hükümsüzlük hallerinin markanın tescil edildiği bir kısım mal veya hizmete ilişkin bulunması halinde yalnız o mal veya hizmetle ilgili olarak kısmi hükümsüzlük verilebileceği, ayrıca usulüne uygun olarak tescil edilen bir markanın Markalar Hukukuna aykırı olmamak kaydıyla kullanımının da haksız rekabet oluşturmayacağı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalı adına tescilli “ASLAN SÜTÜ” ibareli markanın 33.sınıf içkiler emtiası yönünden Hükümsüzlüğüne, şaraplar ve likörler emtiası ile sair istemlerin reddine karar verilmiştir.

Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.

1- Dava, mutlak ret nedenine dayalı olarak davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesi istemine ilişkindir.

Davacı vekili, davalı adına 22.11.1996 tarihinde tescil edilen ‘ASLAN SÜTÜ’ ibareli markanın 556 sayılı KHK.’nin 7/1 maddesinin c ve f bentlerine aykırı bulunduğunu ileri sürerek hükümsüzlüğüne karar verilmesini istemiştir.

Anılan KHK, marka tescil başvuruları değerlendirilirken ilgililere itiraz hakkı yanında sonradan tescil edilen markanın hükümsüz sayılabilmesi için dava açma olanağı da tanımıştır. Ancak, KHK.’nin 42 nci maddesinde Paris Konvansiyonuna göre tanınmış sayılan marka sahiplerinin hükümsüzlük davasını tescil tarihinden itibaren 5 yıl içinde açması gerektiği hükme bağlanmışken diğer markalar için bir düzenleme yapılmamıştır. Bahse konu düzenleme ve dava açma hakkının sınırsız sürede kullanılmasının yasanın ruhu ve hukuk mantığı ile bağdaşmayacağı gerçeği dikkate alınarak, bu husustaki yasal boşluğun, tanınmış sayılan markalar için öngörülen 5 yıllık sürenin, en azından diğer markalar yönünden de açılacak davalar için de uygulanarak doldurulması Dairemiz’ce uygun görülmüştür. Nitekim, Avrupa Topluluğu Anlaşmasının 189 uncu maddesi uyarınca kabul edilen 89/104 sayılı Yönergede tanınmamış markalar için de 5 yıllık hak düşürücü süre öngörülmüştür.

Somut olayda davacının hükümsüzlüğünü talep ettiği markanın 22.11.1996 tarihinde tescil edildiği, 5 yıl geçtikten sonra iş bu davanın 03.11.2003 tarihinde açıldığı sabit olup, davalı vekilinin zamanaşımı def’inin 556 s. KHK.nin 42. maddesi çerçevesinde değerlendirilmesi gerekirken, mahkemece mutlak ret nedenlerine dayalı tescil engellerinin kamu düzeniyle doğruda ilgisi nedeniyle hükümsüzlük davalarının her zamana açılabileceğine yönelik gerekçesi doğru görülmemiş kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.

2- Bozma sebep ve şekline göre taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.

SONUÇ : Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın BOZULMASINA, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının incelenmemesine, aşağıda yazılı bakiye 1.00 YTL. temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 20.11.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yazı Kategorileri:
Marka

2003 yılından itibaren Barolar Birliği’ne bağlı olarak çalışan Avukat Emre Kurt, kariyerine ticaret hukuku alanında başlamış Kırkağaç 6. Jandarma Er Eğitim Alayı Manisa’da Disiplin Subayı olarak askeri hizmet verdikten sonra Londra Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde Ticaret ve Şirketler Hukuku alanında uzmanlaşmıştır. Londra Üniversitesi’ndeki ihtisasın ardından Av. Emre KURT’un hukuk pratiği özellikle fikri mülkiyet hakları ve haksız rekabet hakları konusunda yoğunlaşmıştır. İyi derecede İngilizce bilmektedir.

Yorum Yaz