Oca 28, 2020
795 Görüntüleme

İntihal ve İktibas

Yazan
banner

İngilizce “plagiarism” sözcüğünün dilimizdeki karşılığı olan intihal yayınlanmış bir eserden eser sahibinin adı belirtilmeden uygun olmayacak aktarımda bulunulmasıdır. En ağır akademik yolsuzluklardan biri olarak kabul edilen intihale verilen ceza genelde bütün akademik unvanların geri alınmasıdır.

İntihalden bahsedebilmek için öncelikle eser kavramını açıklamakta fayda vardır. FSEK madde 1/B-a  eser kavramını “Sahibinin hususiyetini taşıyan ve ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eserleri olarak sayılan her nevi fikir ve sanat mahsulleri” olarak ifade etmektedir. Eserden bahsedebilmek için kanunda sayılan türlerden birine ait olması, eser sahibinin hususiyetini taşıması , üçüncü kişilerce algılanabilir, aleni olması gerekir.

İntihalin ortaya çıkması için eserin aynen alınması şartı yoktur. İntihal eserlerden sadece bazı ibarelerin, nağmelerin veya pasajların alınması şeklinde kısmen de yapılabilir.

İktibas ise bir eserde yer alan bazı kısımların başka bir eserde kullanılmasıdır.

İktibasın hukuka uygun olabilmesinin bazı şartları vardır. bunlar FSEK 35. maddesinde iktibas serbestisi olarak sayılmıştır;

1.Alenileşmiş bir eserin bazı cümle ve fıkralarının müstakil bir ilim ve edebiyat eserine alınması
2. Yayımlanmış bir bestenin en çok tema, motif, pasaj ve fikir nevinden parçalarının müstakil bir musiki eserine alınması
3. Alenileşmiş güzel sanat eserlerinin ve yayımlanmış diğer eserlerin, maksadın haklı göstereceği bir nispet dahilinde ve münderecatını aydınlatmak maksadıyla bir ilim eserine konulması
4. Alenileşmiş güzel sanat eserlerinin ilmi konferans veya derslerde, konuyu aydınlatmak için projeksiyon ve buna benzer vasıtalarla gösterilmesi.
5.İktibasın belli olacak şekilde yapılması lazımdır. İlim eserlerinde, iktibas hususunda kullanılan eserin ve eser sahibinin adından başka bu kısmın alındığı yer belirtilir.

Özetle; İktibas maksadını haklı gösterecek düzeyde yapılmalıdır. Bir başka değişle iktibas eserin bağımsız özelliğini ortadan kaldırmayacak ve asıl esere ihtiyacı kaldırmayacak düzeyde olmalıdır.Yararlanılan eseri kaynak göstermek gerekmektedir. Bu anlamda iki çeşit iktibastan bahsedilir. Bunlardan biri “aynen iktibas” yani yararlanılan eserden bir kısmın hiçbir değişiklik yapılmadan aynen alınmasıdır. Diğeri de “meanen iktibas” yani yararlanılan eserdeki fikirden yararlanmak suretiyle iktibası yapanın kendine özgü ifade tarzını kullanmasıdır.

FSEK’te iktbasın yapılabilmesi için aranan şartlardan birinin olmaması ortada yolsuz iktibas olması yani intihal olması sonucunu doğurur.

İlim ve edebiyat eserlerinde yapılacak iktibaslarda dikkat edilmesi gereken nokta yapılan iktibasın ölçüsüdür. Bu ölçü yararlanılan eserle ortaya çıkarılacak yeni eserin karşılaştırılması yapılarak ortaya konulabilir. Amaç sadece iktibas yaparak yeni bir eser yaratmak olmalıdır, bir başka değişle iktibas zorunlu ve faydalı olandan geniş kısımlar için yapılmamalıdır.

İntihal sonucu zarara uğrayan eser sahiplerini koruma yolları 5846 sayılı kanunla düzenlenmiştir.

Eser sahibinin eser üzerindeki manevi hakları; eserin kamuya sunulması(m.14), eser sahibinin adının belirtilmesi(m.15), eserde değişiklik yapılmasını engelleme yetkisidir(m.16). Mali hakları ise; işleyerek faydalanma(m.21), çoğaltma hakkı(m.22), yayma hakkı(m.23), temsil hakkı(m.24), yayın araçlarıyla yayınlanma, kamuya iletim hakkıdır(m.25).

İntihal halinde hukuk veya ceza davaları açılabilmektedir. FSEK m.71-3’e göre  “Bir eserden kaynak göstermeksizin iktibasta bulunan kişi altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezasıyla cezalandırılır.” FSEK 68, 69 ve 70. maddelerine göre de eserin hak sahipleri mali haklarına tecavüz halinde tespit, önleme, men ve tazminat davaları açabilmektedirler.

Uygulamada bu davalar genelde birlikte açılıyor olsa da ceza davalarında verilen beraat kararları ve yine ceza davalarında ortaya konulan kusur veya zarara ilişkin kararlar hukuk mahkemesinde verilecek karara etki etmemektedir.

 

 

Etiketler:
· · · · ·
Yazı Kategorileri:
Blog · Makaleler · Patent

2003 yılından itibaren Barolar Birliği’ne bağlı olarak çalışan Avukat Emre Kurt, kariyerine ticaret hukuku alanında başlamış Londra Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde Ticaret Hukuku ve Marka, Patent, Faydalı Model, Telif Hakları yan genel adıyla Fikri Mülkiyet Hukuku alanında uzmanlaşmıştır. Londra Üniversitesi’ndeki ihtisasın ardından Av. Emre KURT özellikle marka, patent ve haksız rekabet hakları konusunda yoğun olarak çalışmaktadır. İyi derecede İngilizce bilmektedir.

Yorum Yaz