Nis 7, 2020
521 Görüntüleme

Haksız Rekabet, Yer Sağlayıcının Sorumluluğu

Yazan
banner

6102 Sayılı TTK’nın 56/1 maddesi gereğince haksız rekabete ilişkin davalarda, zarar tazmini dışındaki istemlerde eylemi gerçekleştirenin kusuru aranmaz. Ancak bu durum fiili bizzat gerçekleştiren için geçerlidir. Nitekim, HGK’nın 2013/11-1138 E, 2014/6 K sayılı kararında, internet üzerinden yapılan haksız rekabet eyleminde içeriği kontrol yükümlülüğü bulunmayan yer sağlayıcının, haksız fiile iştirak eden sıfatında olabileceği ve sorumluluğunun ancak hukuka aykırı yayının kendisine bildirilmesi ya da bunu bilecek durumda olduğunun ispatıyla mümkün olduğu vurgulanmıştır. Dairemiz yerleşik uygulamalarında da “uyar kaldır” olarak anılan bu kural yer sağlayıcıyı ihtar ile hukuka aykırı içeriği kaldırtma, aksi halde sorumluluk yükleme biçiminde açıklanmıştır. Özetle, yer sağlayıcının tazminat sorumluluğu için sıralı bir ihtar prosedürü gerekmeyip haberdar edilmiş olması yeterlidir(Yargıtay 11. HD 2019/5303-2020/629).


Dava, davalıların “www.aktifkulis.com.tr” adlı internet sitesinde, davacı şirketler aleyhine yayımlanan ifadelerin, hukuka aykırılığının tespiti, haksız rekabet ve haksız saldırıların men’i, siteye erişimin engellenmesi, manevi tazminat ve hükmün ilanı istemine ilişkin olup, mahkemece davalı …’in içerik değil yer sağlayıcı olduğu, 5651 Sayılı Kanun gereği yer sağlayıcının, sağladığı internet adresi üzerinden yapılan yayımlarla ilgili sorumlu tutulabilmesi için usulüne uygun ihtarın bulunmadığı gerekçesiyle, anılan davalı bakımından davanın reddine karar verilmiştir.

5651 Sayılı Kanun’un 5. maddesinin 2. fıkrasına göre yer sağlayıcının, internet ortamındaki hukuka aykırı içeriği, anılan Kanunun 8 ve 9. maddesine göre haberdar edilmesi halinde yayından çıkarma yükümlülüğü bulunmaktadır. Aynı Kanunun 9. maddesinde ise internet ortamında yapılan yayın içeriği nedeniyle kişilik hakkı ihlali olduğunu iddia eden kişilerin, öncelikle içerik sağlayıcısına başvurarak içeriğin yayından çıkarılmasını istemesi gerektiği, ona ulaşılamaması halinde yer sağlayıcıya bildirilerek talepte bulunabileceği öngörülmüştür.

6102 Sayılı TTK’nın 56/1 maddesi gereğince haksız rekabete ilişkin davalarda, zarar tazmini dışındaki istemlerde eylemi gerçekleştirenin kusuru aranmaz. Ancak bu durum fiili bizzat gerçekleştiren için geçerlidir. Nitekim, HGK’nın 2013/11-1138 E, 2014/6 K sayılı kararında, internet üzerinden yapılan haksız rekabet eyleminde içeriği kontrol yükümlülüğü bulunmayan yer sağlayıcının, haksız fiile iştirak eden sıfatında olabileceği ve sorumluluğunun ancak hukuka aykırı yayının kendisine bildirilmesi ya da bunu bilecek durumda olduğunun ispatıyla mümkün olduğu vurgulanmıştır. Dairemiz yerleşik uygulamalarında da “uyar kaldır” olarak anılan bu kural yer sağlayıcıyı ihtar ile hukuka aykırı içeriği kaldırtma, aksi halde sorumluluk yükleme biçiminde açıklanmıştır. Özetle, yer sağlayıcının tazminat sorumluluğu için sıralı bir ihtar prosedürü gerekmeyip haberdar edilmiş olması yeterlidir.

Somut olayda, davacıların dava açılmadan önce davalı yer sağlayıcıya, …57. Noterliğinin 28.04.2010 tarih 16143 ve …36. Noterliğinin 20.05.2010 tarih, 5739 yevmiye numaralı ihtarnamelerinin ulaştığı, içeriğin kaldırılmaması üzerine yetkili sulh ceza mahkemesine başvurularak kaldırılmasının temin edildiği sabittir. Bu durumda mahkemece, davacılar tarafından gönderilen ihtarın usule aykırı olduğu gerekçesiyle sorumluluk doğurmayacağı yorumu doğru değildir.

Mahkemece, davacının tazminat ve diğer talepleri yönünden, haksız rekabet niteliğinde olan ve davalıya ulaşan ihtarnamelerde belirtilen dava konusu ifadelerin, ihtarnamelerde verilen sürelerin hitamı ile yayımdan kaldırıldığı tarih arasında yayımda kalma süresi de nazara alınarak bir değerlendirme yapılması ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesi yerinde olmamış; bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı taraf lehine BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacılara iadesine, 21.01.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


Marka İhlali ve Erişim Engeli

Marka İhlali ve Haksız Rekabet Görevli Mahkeme

Marka İhlali Manevi Tazminat, İhtardan Sonra İhlalin Durması

Marka Tecavüzü Davalarında İhtiyatı Tedbir


2003 yılından itibaren Barolar Birliği’ne bağlı olarak çalışan Avukat Emre Kurt, kariyerine ticaret hukuku alanında başlamış Londra Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde Ticaret Hukuku ve Marka, Patent, Faydalı Model, Telif Hakları yan genel adıyla Fikri Mülkiyet Hukuku alanında uzmanlaşmıştır. Londra Üniversitesi’ndeki ihtisasın ardından Av. Emre KURT özellikle marka, patent ve haksız rekabet hakları konusunda yoğun olarak çalışmaktadır. İyi derecede İngilizce bilmektedir.

Yorum Yaz