May 7, 2020
474 Görüntüleme

Türk Patent; Dava Açma Hakkı ve Süresi

Yazan
banner

Türk Patent’te itirazda bulunabilecek ilgililer arasında, daha önceki bir tarihte tescil edilmiş veya tescil başvurusunda bulunulmuş bir markanın sahibi ile tescilsiz markayı kullanarak bu işaret üzerinde daha eski bir tarihte hak kazanmış olan kişiler sayılmıştır.

Buna karşılık, mutlak tescil engellerine aykırılık sebebiyle itirazda bulunabilecek ilgililer, bir markanın tescil edilmemesinde menfaati bulunan veya diğer bir ifade ile marka tescilinden menfaat kaybına uğrayabilecek bütün kişilerdir. Bu bakımdan da itiraz eden dava dışı şirket ilgili olup, davacı marka başvurusuna itiraz hakkına sahiptir.


Türk Patent ve Marka Kurumu kararlarına karşı dava açma süresi kararın ilgililere tebliğinden itibaren iki aydır. Görevli mahkeme Ankara’daki Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemeleri’dir.


Açılacak dava markanın tesciline ilişkin iptal davasıysa kurum kararının iptali ile birlikte hükümsüzlük talep etmek de istenilen sonucun alınması için asla unutulmaması gereken bir husustur.


Bunun dışında deliller kısmında önceki markaya dayanılıyorsa bunların tek tek zikredilmesi ve TPMK’dan celbinin istenilmesi gerekmektedir.


                 ANKARA ( ) FİKRİ SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ SAYIN HÂKİMLİĞİ’NE
2014/…… E                                                                                                                                  16.04.2014
DAVACI İstikan İth. İhr. Teks. Gıda Petrol Kuyum. Nakl. San. Ve Tic. Ltd. Şti.İstikan Çay Urfayolu 1. KM No: 30 Huzurevleri Diyarbakır
VEKİLİ Av. Z. Emre Kurt (adres aşağıdadır)
DAVALILAR 1.Türk Patent Enstitüsü Hipodrom Cad.i No: 115 Yenimahalle Ankara
2.Kamil GÜNÇİÇEĞİ Gıda Toptancıları Sitesi G Blok No: 9/A DİYARBAKIR

KONU: Müvekkil, aynı zamanda ticaret unvanının çekirdek unsuru olan İSTİKAN (98/001978), (99/002664) (2010/28134) markalarıyla 30. sınıftaki çay, kahve gibi ürünlerin ticaretiyle uğraşmaktadır. Daha önce 2008/71350 sayıyla başvurulup TPE tarafından reddedilen İstirham şekil markasının bu kez kelime markası olarak 2012/02693 sayıyla başvurulması üzerine müvekkilin iltibas(SMK m. 6/1), ticaret unvanı(SMK m. 6/5), kötü niyet, gerekçeleriyle yaptığı itiraz TPE YİDK tarafından 29822383- 2012/02693 sayıyla reddedilmiştir. YİDK gerekçesinde İstikan ve İstirham markalarının görsel, duysal ve özellikle kavramsal açıdan farklılığı üzerinde durmuş, kötü niyetin ise ispat edilemediğini belirtmiştir. Buna karşın, aynı şekilde başlayıp, aynı şekilde biten, aynı hece yapısına, aynı sesli harflere sahip olan, vurgusunu “isti” hecelerinde toplayan İstikan ve İstirham’ın görsel ve duysal açıdan farklı olduğu kabul edilemez. Kavramsal farklılığın ise görsel, duysal benzerliği dengeleyebilmesi için markalardan en az birinin açık ve net manası olmalıdır. Somut olayda İstirham ve İstikan markalarının anlamları sözlük araştırması yapıldığında bulunulabilirse de kuzey ağzından gelen ve Rusça kökenli olan İstikan’ın manasının bu markanın özellikle yoğun ve yaygın bir şekilde kullanıldığı Doğu/Güneydoğu Anadolu’da bilindiği öne sürülemez. İstirham ise “rica ederim” manasıyla özellikle, yaşlı kuşak tarafından nadiren kullanılsa da diğer birçok kişi için açık, net, tereddütsüz bir mana ifade etmeyecektir. Ayrıca iltibasın bir kısım müşteri için dahi mevzu olması yeterli olduğuna göre istikan/istirham’ın manasını bilmeyen müşteriler açısından iltibasın meydana gelmesi kaçınılmazdır. Aksi kanaatte olan TPMK’nın 29822383–2012/02693 sayılı YİDK kararının iptali ve 2012/02693 sayılı “istirham” marka başvurusunun reddi veya marka tescil edilmişse hükümsüz kılınması gereklidir.


Dava markanın önceki bir marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğu, markanın yanıltıcı olduğu, markanın ayırt edici olmadığı gibi nedenlerle yapılmışsa bu durumda dava sadece TPMK’ya yöneltilir.

Ancak itiraz nispi tescil engellerine dayanarak yapılmışsa yani itiraz sahibi öncelik hakkına, gerçek hak sahipliğine, ticaret unvanına, karıştırılma ihtimaline dayanarak itiraz edilmişse  davanın üç tarafı vardır. Marka başvurusunu yapan, önceki hak sahibi ve Türk Patent ve Marka Kurumu.


Bu hususlardan birisinin atlanması yani mesela TPMK ve ilgili kişiye açılmamış olması, davanın Ankara’da açılmamış olması, davanın Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemeleri’nde açılmamış olması, iptal yanında hükümsüzlük talep edilmemiş olması, marka numaralarının tam olarak yazılmamış olması süreci uzatacaktır.


YARGITAY HUKUK GENEL KURULU E. 2017/11-1733 K. 2019/959 T. 26.9.2019

Mutlak ret nedenlerinin ortak özelliği, marka olarak tescili talep olunan işaretin kamuyu ilgilendirmesi veya kamuya mal olmasıdır. Ret nedenlerinin mutlak karakteri icabı, herhangi bir kişinin ileri sürmesine gerek kalmaksızın TPMK ve mahkeme tarafından “resen” dikkate alınırlar. Zira mutlak ret nedenleri birer defi değil, itiraz sebebidir.

Mutlak ret nedenlerini, mükellefiyetleri olmamasına rağmen herkes TPMK’nın bilgisine arz edebilir ve ilgililer ( tescil neticesinde menfaat kaybına uğrayabilecek kişiler ) de “itiraz” konusu yapabilirler. İlgililer bu itirazlarından feragat edemezler.

İtiraza rağmen Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu ( YİDK ) tarafından verilen kesinleşmiş tescil kararına karşı iptal davası ikame edilebilir. Bu davalarda, mutlak ret nedenleri mahkemece resen dikkate alınır. YİDK kararlarının iptali için açılan davalarda mutlak ret nedenleri hakkındaki inceleme ve değerlendirme başvuru tarihindeki koşullara göre yapılır.

Mutlak ret nedenlerinden birinin varlığı dolayısıyla tescil olunmaması gerekirken her nasılsa tescil olunan bir markaya karşı hükümsüzlük davası açılabilir. Böyle bir dava sonuçlanmadan tescili yolsuz da olsa bir markanın kullanımı engellenemez ( Karan/Kılıç, s.79-80 ).

Markanın tescili ile ilgili “nispi ret nedenleri”nin ise ortak özelliği, tescili talep olunan marka üzerinde üçüncü bir kişinin üstün hak iddiasına dayanmalarıdır. Mutlak ret nedenlerinden farklı olarak nispi ret nedenlerinin kamu menfaati ile herhangi bir ilgisi bulunmamaktadır.

Nispi ret nedenlerinden birinin varlığı dolayısıyla tescil olunmaması gerekirken her nasılsa tescil olunan bir markaya karşı prosedür takip edilerek kesinleşmiş YİDK kararı aleyhine iptal davası açılabileceği gibi hükümsüzlük davası da açılabilir.

Yeri gelmişken belirtilmelidir ki,  tescil başvurusu yapılmış markanın  tescil edilmemesi gerektiğine ilişkin itirazlar ile başvurunun kötü niyetle yapıldığına ilişkin itirazlar ilgili kişiler tarafından marka başvurusunun yayınından itibaren üç ay içerisinde yapılır.

Burada bahsedilen “ilgili kişiler” den ne anlaşılması gerektiğinin açıklanması gerekirse;

Nisbi tescil engellerine göre itirazda bulunabilecek ilgililer arasında, daha önceki bir tarihte tescil edilmiş veya tescil başvurusunda bulunulmuş bir markanın sahibi ile tescilsiz markayı kullanarak bu işaret üzerinde daha eski bir tarihte hak kazanmış olan kişiler sayılmıştır. Buna karşılık, nisbi tescil engelleri sebebiyle itirazda bulunabilecek ilgililer, bir markanın tescil edilmemesinde menfaati bulunan veya diğer bir ifade ile marka tescilinden menfaat kaybına uğrayabilecek bütün kişilerdir ( Karan/Kılıç, s.368; Karahan, S.: Marka Hukukunda Hükümsüzlük Davaları, Konya 2002, s.84 ).

TPMK itirazları incelerken gerekli gördüğü süre ve sıklıkta tarafların itiraz ve karşı görüşlerini ilgili taraflara ileteceği ve yazılı görüşlerini alacağı yazılıdır. Maddenin kaleme alınışından, TPMK’nin en azından bir kere itiraz veya karşı görüşleri ilgili tarafa iletme mükellefiyetinin olduğu sonucu çıkmaktadır. Ancak, itiraz ve karşı görüşlerin iletileceği zaman dilimi ve adedini belirleme yetkisi, yine aynı madde ile TPE’nin takdirine bırakılmıştır.

TPMK incelemesini dosya üzerinden tamamlar. TPMK gerekli görmesi halinde tarafları uzlaştırmak için bir araya getirebileceği düzenlemiştir. Taraflar bir araya gelerek örneğin, aynı veya benzer olan markayı yek diğerinden ayırt etmek için ne gibi ilavelerin yapılabileceğini aralarında tartışabilirler.

TPMK, itirazı geçerli bulmayarak reddedebileceği gibi, başvuruda kullanılacağı belirtilen mal veya hizmetlerin bir kısmı veya tamamı için geçerli bularak kısmen veya tamamen de kabul edebilir. TPMK, vermiş olduğu bir karardan, taraflardan birinin başvurusu ile veya resen yaptığı bir inceleme sonucu dönemez. İtiraz üzerine verilen karar hakkında sadece yargıya gidilebilir. İtirazı yerinde bulan TPE, marka tescil başvurusunu reddeder.

Alınan kararlarla ilgili işlemlere taraf diğer kişiler doğrudan itiraz yetkisine sahiptir. İtirazın gerekçesinin birlikte veya ayrı ayrı kararın bildiriminden itibaren işleyecek “iki ay” içinde bir dilekçeyle TPMK’ya bildirilmesi gerektiği düzenlenmiştir.

İtiraz dilekçesine, Ücret Tebliğinde yer alan itiraz ücretinin tam olarak ödendiğine ilişkin belge aslı ile vekil tarafından yapılan itirazlarda vekaletnâme de eklenir. İki aylık süre içinde gerekçesi yazılı olarak TPMK’ya sunulmayan itiraz, yapılmamış sayılır. İtiraz için gerekli ücretin zamanında ödenmemesi halinde itiraz yapılmamış sayılır. Ücretin sonradan tamamlanması sonucu değiştirmez ( Karan/Kılıç, s. 420 ).

İtirazlarda, belgelerin tamamı itiraz anında verilmemiş ise, eksik belgeler itiraz süresi içerisinde tamamlanabilir. Karara itirazlarda, belgeler eksiksiz olarak verilmiş ise iki aylık sürenin tamamlanması beklenmeden incelemeye başlanabilir.

Yukarıda açıklanan mevzuat hükümleri ve görüşler çerçevesinde somut olaya gelindiğinde, dosya kapsamındaki belgelerden dava dışı şirketin redde mesnet markaları 19.08.2009 tarihinde dava dışı P… Ltd. Şti.’ye devrettiği ve 14.09.2009 tarihinde davacı marka başvurusuna itiraz ettiği, belirtilen devrin 25.09.2009 tarihinde marka siciline tescil edildiği anlaşılmaktadır.

Mahkemece davacı marka tescil başvurusunun Resmi Marka Bülteni’nde yayımlanması üzerine gerçekleşen dava dışı şirketin itiraz anında itiraza dayanak yaptığı markaların sahibi veya inhisari lisans alanı olmadığı, itirazın bu hukuki noksan nedeniyle reddedilmesi gerektiği belirtilmişse de, dava dışı şirketin itiraz tarihi olan 14.09.2009’da markayı dava dışı şirkete devretmiş ise de, ancak bu devir marka siciline 25.09.2009’da kaydedildiği için, marka siciline göre dava dışı şirketin redde mesnet markaların itiraz tarihinde sahibi olduğundan dolayı  ilgili sıfatına sahiptir.

Kaldı ki dava dışı şirketin itirazında, redde mesnet markaları için yurt içinde ve yurt dışında önemli yatırımlar yapmış olduğunu ve logoyu da kullandığını ileri sürerek davacı başvurusunun kötü niyetli olduğunu ve nisbi tescil engellerine dayanarak reddedilmesi gerektiğini bildirmiştir.

İtirazda bulunabilecek ilgililer arasında, daha önceki bir tarihte tescil edilmiş veya tescil başvurusunda bulunulmuş bir markanın sahibi ile tescilsiz markayı kullanarak bu işaret üzerinde daha eski bir tarihte hak kazanmış olan kişiler sayılmıştır. Buna karşılık,mutlak tescil engelleri nedeniyle itirazda bulunabilecek ilgililer, bir markanın tescil edilmemesinde menfaati bulunan veya diğer bir ifade ile marka tescilinden menfaat kaybına uğrayabilecek bütün kişilerdir.

Dava dışı P… Ltd. Şti. de redde mesnet markaları 05.04.2010 tarihinde davalı şirkete devretmiş ve sicile 05.07.2010 tarihinde tescil edilmiş olup, dava dışı …’in yapmış olduğu itirazın markalar arasında benzerlik ve karıştırma ihtimali olmadığı gerekçesiyle reddedildiğine dair 09.07.2010 tarihli TPMK yazısı davalı şirkete tebliğ edilmemiştir. Ancak davalı şirket sicildeki marka sahibi olarak 10.08.2010 tarihinde marka yayınına itirazın yeniden incelenmesine ilişkin ek dilekçe adı altındaki itiraz dilekçesini davalı TPMK’ya sunmuş, bu itiraz bakımından 01.09.2010 tarihinde itiraz ücreti yatırılmadığından TPMK tarafından itirazın yapılmamış sayılmasına karar verilmiştir.

Ardından davalı şirket tarafından 11.10.2010 tarihinde yeniden dilekçe vermiş, bu kez TPMK tarafından 08.11.2010 tarihinde, itiraz süresi içerisinde yapılmadığından itirazın yapılmamış sayılmasına karar verilmiştir.

Ancak sonrasında TPMK tarafından 09.07.2010 tarihli ret kararının 5584 Sayılı Posta Kanunu çerçevesinde tebligatının yapılmadığı tespit edilmek suretiyle, karara itirazın yeniden görüşülmesi için dosyanın YİDK’ya sevkine karar verilmiştir.

Gerçekten de, dava dışı şirket tarafından yapılan itirazın TPMK tarafından reddedildiğine dair 09.07.2010 tarihli karar davalı şirkete tebliğ edilmediğinden, ancak davalı şirket bu karara karşı yeniden incelenmesi için davalı TPMK’ya 10.08.2010 tarihinde başvurmuş olup, davalı şirketin bu kararı 10.08.2010 tarihinde öğrenmiş sayıldığının kabul edilmesi gerekir.

Davalı şirketin TPMK tarafından alınan karardan zarar gören kişi olduğu, kararı öğrendiği gün süresinde itiraz ettiği, 11.10.2010 tarihinde marka yayınına itirazın yeniden incelenmesine ilişkin dilekçesini sunup, harcını da ret kararını öğrenme tarihinden itibaren süresi içinde 08.10.2010 tarihinde yatırdığına dair dekontunu eklediğinden, TPMK kararlarına itiraz süresi olan iki ay içerisinde itirazda bulunmuş olduğunun kabulü gerekir. Özellikle belirtmek gerekir ki, süresi içerisinde yatırdığı itiraz harcının dekontunu dahi 10.08.2010 tarihinden itibaren 2 aylık itiraz süresinin son günü hafta sonuna rastladığından takip eden ilk iş günü olan ( süresinde ), 11.10.2010 tarihinde sunmuştur.

Sonuç itibariyle, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.


Türk Patent Kararlarına Zarar Gören Kişilerin İtiraz Edebileceği

Türk Patent Kararlarına İtiraz ve İtirazın Reddinin İptali Davası

Türk Patent Enstitüsü Kararlarına Karşı Dava Markalar

Marka Patent Davalarında Tehiri İcra

https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/542383


2003 yılından itibaren Barolar Birliği’ne bağlı olarak çalışan Avukat Emre Kurt, kariyerine ticaret hukuku alanında başlamış Londra Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde Ticaret Hukuku ve Marka, Patent, Faydalı Model, Telif Hakları yan genel adıyla Fikri Mülkiyet Hukuku alanında uzmanlaşmıştır. Londra Üniversitesi’ndeki ihtisasın ardından Av. Emre KURT özellikle marka, patent ve haksız rekabet hakları konusunda yoğun olarak çalışmaktadır. İyi derecede İngilizce bilmektedir.

Yorum Yaz