Haz 1, 2020
259 Görüntüleme

MESA Kararı; Sessiz Kalma Yoluyla Hak Kaybı

Yazan
banner

İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraf marka ve işaretlerinin ayırt edici nitelikteki esas unsurunun MESA ibaresi olduğu, taraf marka ve işaretlerinin benzer bulunduğu, taraf marka ve işaretlerinin ilişkin oldukları sektörlerin de aynı/benzer olduğu, davacı tarafın, davalı kullanımının başladığı 1996 yılından 2016 yılına kadar yaklaşık 20 yıl boyunca sessiz kalınması nedeniyle, davalının fiili kullanımı nedeniyle doğmuş olan kazanılmış hakkı olduğu, davacı … MESKEN SANAYİ A.Ş. yönünden davalının ticaret sicil kaydının 24/06/2011 tarihinde oluşturulduğu ve ticaret siciline kayıt edildiği, dava tarihinin ise 12/08/2016 olup tescil tarihinden itibaren 5 yılı aşkın uzun bir süre sonra ticaret unvanının terkini için dava açıldığı, diğer davacı …Ş. yönünden de bu davacının sicil kaydının davalıdan sonra olup, TTK 52. maddesi kapsamında terkin şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ E. 2019/2113 K. 2020/908 T. 4.2.2020

Davacılar vekili, MESA ibaresinin, 1969 yılından bu yana faaliyette bulunan müvekkili MESA MESKEN SANAYİİ A.Ş.’nin ticaret unvanında marka olarak tescilli olduğunu, müvekkili MESA HOLDİNG A.Ş.’nin de 22.05.2015 tarihi itibariyle markasının tescil edildiğini, markanın topluluk bünyesindeki diğer şirketlere dahi lisans sözleşmeleri ile kullandırılmakta olduğunu, davalının, müvekkillerinin ticaret unvanında yer alan ve markası da olan MESA ibaresini kullanarak markaya tecavüz ve haksız rekabet yarattığını, davalının bu kullanımından 2016/42004 numaralı marka başvurusu ile haberdar olduklarını ileri sürerek müvekkillerinin marka haklarına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ile men’ine, MESA ibaresinin davalının ticaret unvanından terkinine, her türlü kullanımına son verilmesine, masrafı davalıdan alınarak hükmün tirajı en yüksek 5 gazeteden birinde ilanına, maddi, manevi tazminat ve sair talep ve dava haklarının saklı tutulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı Şirket vekili, müvekili şirketin 15.06.2011 tarihinde Bolu’da kurulup tescil edildiğini, müvekkilinin markası her ne kadar davacının markası ile benzerlik gösterse de her iki markanın aynı mal ve hizmetlerde kullanılmadığını, ülke bazında “Mesa Holding” ve “Mesa Mesken Sanayii A.Ş.” ile özdeşleşen emtiaların da bilinmediğini, MESA ibaresinin tanınmış marka olmadığını, ülke bazında bir itibar kazandırılmadığını, bundan dolayı markaya tecavüzün gerçekleşmediğini, savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraf marka ve işaretlerinin ayırt edici nitelikteki esas unsurunun MESA ibaresi olduğu, taraf marka ve işaretlerinin benzer bulunduğu, taraf marka ve işaretlerinin ilişkin oldukları sektörlerin de aynı/benzer olduğu, davacı tarafın, davalı kullanımının başladığı 1996 yılından 2016 yılına kadar yaklaşık 20 yıl boyunca sessiz kalınması nedeniyle, davalının fiili kullanımı nedeniyle doğmuş olan kazanılmış hakkı olduğu, davacı … MESKEN SANAYİ A.Ş. yönünden davalının ticaret sicil kaydının 24/06/2011 tarihinde oluşturulduğu ve ticaret siciline kayıt edildiği, dava tarihinin ise 12/08/2016 olup tescil tarihinden itibaren 5 yılı aşkın uzun bir süre sonra ticaret unvanının terkini için dava açıldığı, diğer davacı …Ş. yönünden de bu davacının sicil kaydının davalıdan sonra olup, TTK 52. maddesi kapsamında terkin şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

Yazı Kategorileri:
Marka

2003 yılından itibaren Barolar Birliği’ne bağlı olarak çalışan Avukat Emre Kurt, kariyerine ticaret hukuku alanında başlamış Londra Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde Ticaret Hukuku ve Marka, Patent, Faydalı Model, Telif Hakları yan genel adıyla Fikri Mülkiyet Hukuku alanında uzmanlaşmıştır. Londra Üniversitesi’ndeki ihtisasın ardından Av. Emre KURT özellikle marka, patent ve haksız rekabet hakları konusunda yoğun olarak çalışmaktadır. İyi derecede İngilizce bilmektedir.

Yorum Yaz