Haz 22, 2020
136 Görüntüleme

Marka İhlali ve Markasal Kullanım; Şikayetim Var Kararı

Yazan
banner

Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafın internet sitesinin, tüketicilerin almış oldukları mal ve hizmetlerle ilgili olumlu veya olumsuz düşüncelerini belirttikleri bir platform olduğu, söz konusu platformun yapısı gereği şikâyet edilen veya hakkında olumlu görüş bildirilen şirketlerin markalarının belirtilmesinin zorunluluk arz ettiği, söz konusu markalar kullanılmadan anılan sitenin fonksiyonunu icra etmesinin mümkün bulunmadığı, dolayısıyla davalı sitesindeki marka kullanımının işaretin kullanımına ilişkin meşru bir bağlantı bulunması durumu içerisinde değerlendirilebileceği, siteye giren ortalama tüketicilerin, söz konusu sitenin müspet veya menfi görüş ve düşünce belirtme platformu olduğunu, resmi bir mecra olmadığını rahatlıkla anlayabilecekleri, davalı sitesinde davacının logosunun kullanılmasının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet açısından ihtilafın esasına herhangi bir etkisinin bulunmadığı, davalının sitesinde davacı marka ve logosunun kullanılmasının 556 Sayılı KHK’nın 12. maddesi kapsamında değerlendirilmesinin de mümkün olduğu, 5651 Sayılı Kanun uyarınca yer sağlayıcı olan davalının sitesinde yayınlanan tüm iddiaların maddi hukuk açısından doğru olup olmadığını araştırmasının beklenemeyeceği, davalı sitesindeki iddiaların ve şikâyetlerin, yanlış ve hakikate uygun olmadığını ispatlamadan salt davacının kaldırılması yolundaki beyanı ile kaldırılmamasının da davalının sorumluluğunu gerektirdiği biçimindeki iddianın kabulünün de mümkün olmadığı, davalı sitesinde belirtilen olumsuzlukların gerçek olup olmadığının davalı tarafından bilinmesinin mümkün olmadığı gibi dava dosyası kapsamında davacıya ilişkin şikâyetlerin gerçek olmadığını ispatlayan herhangi bir delil de bulunmadığı, davalının sitesindeki beyanların ve fiillerinin TTK m.55/1. (a)-5 kapsamında değerlendirilemeyeceği ve davalının fillerinin veya sitesindeki açıklamaların söz konusu bent kapsamında davacı ile haksız rekabet yaratmadığı, davalının, davacıya cevap hakkı vermemesi veya ücretsiz yayınladığı şikayetlere karşı davacının vermek istediği cevapları ücret, abonelik gibi şartlara bağlamasının hukuka uygun davranış olmayacağı, ancak davacı yanın davalı şirkete cevap verme hakkını kullanmak üzere başvurdukları hususunda yeterli delil sunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir(YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ E. 2018/4667 K. 2019/5975 T. 30.9.2019).

Davacı vekili, davalı şirkete ait olan https://www.sikayetvar.com/tissot uzantılı internet sitesinde, müvekkillerine ait Dünyaca tanınmış ve tescilli “T+TISSOT” markasının ve logosunun izinsiz olarak itibarına zarar verici ve kendisine haksız ticari yarar sağlayıcı şekilde kullanıldığını, davalının, https://www.sikavetvar.com alan adı altında faaliyet gösteren, üyelik sistemi ile çalışan ve sözde tüketicilerin şikâyetlerini paylaştıkları bir internet sitesi olduğunu, bahsi geçen bu internet sitesinin uzantısı olarak, https://www.sikayetvar.com/tissot alan adı altında müvekkili şirketin tescilli markası ve logosunu da kullanarak bir alt sayfa açan davalının, müvekkilinin ticari itibarını, markasını çok ciddi şekilde zedeleyecek ve üçüncü kişilerin sözde müvekkili firmanın ürünleri hakkında gerçeğe aykırı yorumlarına ücretsiz yer verdiğini, müvekkilinin tescilli markası ve logosu altında umuma açık olarak yapılan bu yorumlara karşılık müvekkilinin cevap hakkını para karşılığında kullanmasına izin verdiğini, hukuken ve etik açıdan uygun olmayan şekilde faaliyet göstermekte olan davalı şirketin, bu yolla müvekkili markasını kullanarak haksız kazanç sağladığını, tüketici ve site kullanıcılarına “tissot tarafından yetkilendirilmiş ve tissot adına şikayet toplayan resmi ve izinli bir internet sitesi” imajı yarattığını, bu tip eylemler karşısında hukuki ve ticari itibarı ile marka değeri zedelenen müvekkilinin, davalıyı yazılı ve sözlü şekilde defalarca uyarmış olmasına rağmen, tescilli logosunun kullanımını ve bu logo altında markanın itibarını zedeleyici gerçeğe aykırı yorumların yayımlanmasını engelleyemediğini ileri sürerek https://www.sikayetvar.com/tissot sitesinde yer alan ve marka hakkı müvekkiline ait olan markasına ait logonun site içeriğinden kaldırılmasını, eğer bu mümkün değilse, https://www.sikayetvar.com/tissot isimli internet sitesine erişimin engellenmesini, müvekkilinin ve markasının manevi zararına ilişkin, 20.000 TL manevi tazminatın davalıdan tazminini ve hükmün ilanına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili, www.sikayetvar.com platformundaki içeriklerin hiçbir şekilde müvekkili tarafından sağlanmadığını, davacının haksız rekabet iddialarının yersiz olup, www.sikayetvar.com adlı internet sitesinin şirketlerin haklarına tecavüz etmediğini, davacının cevap hakkını kullanmasına izin verilmediği iddiasının yersiz olduğunu, davacının kendisine tanınan ücretsiz cevap hakkını kullanmaktan bizatihi imtina ettiğini, ticaret unvanı logo ve benzeri kullanımların haksız kullanım olduğuna ilişkin beyan ve iddiaların yersiz olup, mezkur kullanımların markasal kullanım olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafın internet sitesinin, tüketicilerin almış oldukları mal ve hizmetlerle ilgili olumlu veya olumsuz düşüncelerini belirttikleri bir platform olduğu, söz konusu platformun yapısı gereği şikâyet edilen veya hakkında olumlu görüş bildirilen şirketlerin markalarının belirtilmesinin zorunluluk arz ettiği, söz konusu markalar kullanılmadan anılan sitenin fonksiyonunu icra etmesinin mümkün bulunmadığı, dolayısıyla davalı sitesindeki marka kullanımının işaretin kullanımına ilişkin meşru bir bağlantı bulunması durumu içerisinde değerlendirilebileceği, siteye giren ortalama tüketicilerin, söz konusu sitenin müspet veya menfi görüş ve düşünce belirtme platformu olduğunu, resmi bir mecra olmadığını rahatlıkla anlayabilecekleri, davalı sitesinde davacının logosunun kullanılmasının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet açısından ihtilafın esasına herhangi bir etkisinin bulunmadığı, davalının sitesinde davacı marka ve logosunun kullanılmasının 556 Sayılı KHK’nın 12. maddesi kapsamında değerlendirilmesinin de mümkün olduğu, 5651 Sayılı Kanun uyarınca yer sağlayıcı olan davalının sitesinde yayınlanan tüm iddiaların maddi hukuk açısından doğru olup olmadığını araştırmasının beklenemeyeceği, davalı sitesindeki iddiaların ve şikâyetlerin, yanlış ve hakikate uygun olmadığını ispatlamadan salt davacının kaldırılması yolundaki beyanı ile kaldırılmamasının da davalının sorumluluğunu gerektirdiği biçimindeki iddianın kabulünün de mümkün olmadığı, davalı sitesinde belirtilen olumsuzlukların gerçek olup olmadığının davalı tarafından bilinmesinin mümkün olmadığı gibi dava dosyası kapsamında davacıya ilişkin şikâyetlerin gerçek olmadığını ispatlayan herhangi bir delil de bulunmadığı, davalının sitesindeki beyanların ve fiillerinin TTK m.55/1. (a)-5 kapsamında değerlendirilemeyeceği ve davalının fillerinin veya sitesindeki açıklamaların söz konusu bent kapsamında davacı ile haksız rekabet yaratmadığı, davalının, davacıya cevap hakkı vermemesi veya ücretsiz yayınladığı şikayetlere karşı davacının vermek istediği cevapları ücret, abonelik gibi şartlara bağlamasının hukuka uygun davranış olmayacağı, ancak davacı yanın davalı şirkete cevap verme hakkını kullanmak üzere başvurdukları hususunda yeterli delil sunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.

Ankara Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

Yazı Kategorileri:
Marka

2003 yılından itibaren Barolar Birliği’ne bağlı olarak çalışan Avukat Emre Kurt, kariyerine ticaret hukuku alanında başlamış Kırkağaç 6. Jandarma Er Eğitim Alayı Manisa’da Disiplin Subayı olarak askeri hizmet verdikten sonra Londra Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde Ticaret ve Şirketler Hukuku alanında uzmanlaşmıştır. Londra Üniversitesi’ndeki ihtisasın ardından Av. Emre KURT’un hukuk pratiği özellikle fikri mülkiyet hakları ve haksız rekabet hakları konusunda yoğunlaşmıştır. İyi derecede İngilizce bilmektedir.

Yorum Yaz