Tem 1, 2020
334 Görüntüleme

Haksız Rekabet; Yoğun Tanıtım ve Kullanımla Özdeşleşme Kavramı 10703

Yazan
banner

Haksız rekabetin meydana gelebilmesi için  davacı tarafla özdeşleşen bir ibarenin ya da ayırt edici işaretin ürünle birlikte kullanılmak suretiyle iş ürünleri ve buradan hareketle her iki ürünü pazarlayan firmalar arasında iltibasa yol açılması gerekmektedir. İltibası önleyici tedbirler alınmış olduğu gibi, daha önce davacı tarafça satışa sunulan aynı görünümlü malların tamamen özgün ve yaygın kullanım ve tanıtım sonucu davacı firmayla özdeşleşmiş bir ürün olduğu da ispat edilemediğine göre davanın reddine karar verilmesi gerekir.


YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ E. 2016/10703 K. 2018/6467 T. 18.10.2018

Dava konusu ürünler uzun yıllar önce yurt dışında piyasaya sunulmuş ve Türkiye’de herhangi bir kişi adına tescilli tasarım niteliğinde olmadıklarına göre, ilke olarak söz konusu tescilsiz tasarımlar herkesin serbestçe kullanımına açık olup, bu tasarımların uygulandığı ürünler nedeniyle ortaya çıkan uyuşmazlıklar da genel hükümlere göre çözümlenecektir. O halde, somut uyuşmazlıkta da yukarıda açıklanan ilke ve mülga 6762 Sayılı TTK’nın 56. ve 57/5. maddelerinin birlikte değerlendirilmesi gereklidir.

İlk defa yurt dışında kamuya sunulmuş bir tasarımın belli bir süre sonra Türkiye’de ticarete konu edilmesi durumunda Türkiye’de bu tasarımı ilk defa kullanan kişi büyük emek ve para harcayarak bu tasarımın kullanıldığı ürünü tanıtmış ve bir başkasının da tanınmışlıktan istifadeye yönelik olarak bu tasarımı aynen kullanmaya kalkışmış olması bu davranışı haksız rekabet olarak nitelemeye yeterli değildir.

Bu açıklamadan da anlaşılacağı üzere, haksız rekabetin varlığı için; ilk defa yurt dışında piyasaya sunulan ve Türkiye’de de herhangi bir tescilli sınai hak ile korunmayan tasarımın uygulandığı ürünün, Türkiye’de ilk kez piyasaya sunulup, büyük emek ve para harcanarak tanınmış olması yeterli olmayıp, bir başkasının bu emek ve tanınmışlıktan haksız surette yararlanması yanında, ilaveten davalının taklit ürünleri satması nedeniyle, davacı firma ile davalıya ait firmanın aynı veya aralarında bağlantı bulunan firmalar olduğu hususunda, ortalama tüketici kitlesi nezdinde karışıklığa yol açması ( iltibas oluşturması ) gerekir.

Yukarıda da açıklandığı üzere, haksız rekabetin önlenmesindeki amaç, serbest piyasa düzeninde herkesin dürüstlük kuralları içerisinde hareket etmek suretiyle rekabet kurallarına uygun olarak piyasada faaliyet göstermesi ve sonuçta; mal ve hizmetlerin nihai tüketicilerinin aldatılmasına izin verilmeksizin kaliteli mal ve hizmetlerin piyasaya kurallarına göre oluşan en uygun fiyatla satışa sunulmasıdır. Bu durumda, sonradan aynı sektörde faaliyet gösteren kişiler ticari hayatta dürüstlük ilkesine uygun bir şekilde ve iltibastan kaçınmak suretiyle piyasaya mal veya hizmet ürettikleri takdirde, piyasada ilk kez üretim yapan ürünün tanınmasını sağlayan kişinin üstün hakkı bulunduğundan bahisle, sonradan faaliyete başlayan kişilerin eylemleri haksız rekabet olarak nitelendirilemez. Böyle bir üstün hakkın varlığının kabulü aynı zamanda, rekabet hukuku ilkelerine aykırı olarak piyasada o mal veya hizmetle ilgili tekel yaratılması ve serbest rekabetin ortadan kaldırılması suretiyle ekonominin sağlıklı bir biçimde gelişmesini engelleyeceğinden kabul edilemez.

Mahkemece, açıklanan ilkeler ve somut olayın özelliklerine uygun düşmeyen şekilde davacı adına yurt dışında tescilli tasarıma konu ürünlerin benzerinin Türkiye’de davalı tarafından ithal edilerek satışa konu edilmesi haksız rekabet olarak nitelendirilmiş ise de yurt dışında tescilli bir tasarımın ithal edilerek yurt içinde satışa sunulması tek başına haksız rekabet oluşturmaz.

Haksız rekabetin meydana gelebilmesi için Dairemizin 21.03.2008 tarih ve 1816/3687 Sayılı “Prizmatik Modüler Su Depoları” kararında da belirtildiği üzere, davacı tarafla özdeşleşen bir ibarenin ya da ayırt edici işaretin ürünle birlikte kullanılmak suretiyle iş ürünleri ve buradan hareketle her iki ürünü pazarlayan firmalar arasında iltibasa yol açılması gerekmekte olup, somut olayda, davalı tarafça satışa sunulan hediyelik eşyada kendi markası ve alan adını kullanılmak suretiyle iltibası önleyici tedbirler alınmış olduğu gibi, daha önce davacı tarafça satışa sunulan aynı görünümlü malların tamamen özgün ve yaygın kullanım ve tanıtım sonucu davacı firmayla özdeşleşmiş bir ürün olduğu da ispat edilemediğine göre davanın reddine karar verilmesi gerekirken, mahkemece yazılı gerekçeyle özgün olduğu dahi kanıtlanamayan tescilsiz tasarıma, tescilli tasarımlardan bile daha uzun süre koruma imkanı sağlayacak surette davanın kısmen kabulüne dair verilen karar, Dairemizin 11.05.2016 tarih ve 114/5324 Sayılı ilamıyla onanmış ise de; yukarıdaki gerekçelerle davalı vekilinin karar düzeltme talebi yerinde görüldüğünden talebin kabulüyle Dairemizin onama kararının kaldırılarak mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.

Haksız Rekabet ve Haksız Rekabet Davaları

Haksız Rekabetin Sınırları, Diğer Firmaların Rekabet Hakkı, Basiretli Tacir

 


2003 yılından itibaren Barolar Birliği’ne bağlı olarak çalışan Avukat Emre Kurt, kariyerine ticaret hukuku alanında başlamış Londra Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde Ticaret Hukuku ve Marka, Patent, Faydalı Model, Telif Hakları yan genel adıyla Fikri Mülkiyet Hukuku alanında uzmanlaşmıştır. Londra Üniversitesi’ndeki ihtisasın ardından Av. Emre KURT özellikle marka, patent ve haksız rekabet hakları konusunda yoğun olarak çalışmaktadır. İyi derecede İngilizce bilmektedir.

Yorum Yaz