Tem 27, 2020
79 Görüntüleme

Malpraktis veya TIbbi Hata Özen Borcu

Yazan
banner

YARGITAY 13. HUKUK DAİRESİ E. 2016/28510 K. 2019/12593 T. 16.12.2019

Vekil, hastanın zarar görmemesi için, mesleki tüm şartları yerine getirmek, hastanın durumunu tıbbi açıdan zamanında ve gecikmeksizin saptayıp, somut durumunun gerektirdiği önlemleri eksiksiz bir şekilde almak, uygun tedaviyi de yine gecikmeden belirleyip uygulamak zorundadır.

Asgari düzeyde dahi olsa bir tereddüt doğuran durumlarda, bu tereddütü ortadan kaldıracak araştırmaları yapmak ve bu arada da koruyucu tedbirleri almakla yükümlüdür.

Çeşitli tedavi yöntemleri arasında bir seçim yapılırken, hastanın ve hastalığın özellikleri göz önünde tutulmak, onu risk altına sokacak tutum ve davranışlardan kaçınmak ve en emin yol seçilmek gerekir.

Gerçekten de müvekkil ( hasta ) mesleki bir iş gören vekilden, tedavinin bütün aşamalarında titiz bir ihtimam ve dikkat beklemek hakkına sahiptir. Gereken özen görevini göstermeyen vekil, vekaleti gereği gibi ifa etmemiş sayılmalıdır. Uyuşmazlığa uygulanması gereken bu yasal kurallara göre, vekilin en hafif kusurundan dahi hukuken sorumluluk altında olduğu gözetildiğinde, alınacak bilirkişi raporu önem kazanmakta ve taraf, hakim ve Yargıtay denetimine elverişli bulunması gerekmektedir. Bilirkişi; doktorun uygulanacak tedavi yöntemi ve aşamalarda gerekli titizliği gösterip göstermediğini, uygulanması gereken tedavinin ne olması gerektiğini, doktor tarafından uygulanan tedavinin ne olduğunu, ayrıntılı ve gerekçeli açıklamalı ve sonuca ulaşmalıdır. Bu bağlamda salt yapılan işlemin ne olduğunu açıklamak yeterli kabul edilemez. Kaldı ki, bilirkişinin tarafların itirazlarını da mutlaka karşılamalı ve aydınlatıcı olmalıdır. Hakim’in de bilirkişinin somut olayda görüşünün dosya kapsamına uygun olup olmadığını da denetlemesi gerekmektedir. ( TMK.nun madde 4, HMK.nun madde 198 ) Dairemizin kararlılık kazanmış uygulamaları ve içtihatları da bu yöndedir. Bu açıklamalardan sonra somut olaya dönülecek olursa, dosya kapsamından, atroskopik menüsküs operasyonu sırasında, atroskopi cihazının uç kısmının koparak hastanın diz bölgesinde kaldığı, hastanın başka bir … kuruluşunda ameliyat olarak bunların çıkarılmaya çalışıldığı sabittir. İhtilaf, bu parçaların operasyon sırasında kopmasının ve burada bırakılmasına karar verilmesinin dikkate ve özen yükümlülüğünün ihlaline sebebiyet verip vermediği noktasında toplanmaktadır. Davalı doktor, 13.09.2013 tarihli savcılık ifadesinde zaman zaman metal parçanın sıcak olması ve kor haline gelmesi nedeniyle 1 mm parçanın ucundan koparak bölgede kaldığını farkettiğini, zaman zaman kırılan parçanın dizin arka tarafına gidip orada kaldığını ve atraskopi cihazıyla buraya müdahale olmadığından metal parçayı çıkarmadığını beyan etmiş, alınan adli tıp raporunda ve yüksek … şurası raporunda diz eklem içine düşen küçük metal parçaların cerrahi işlemle çıkarılabileceği gibi hastaya zararı olmayan bir bölgede olduğu düşünülerek kırılan metalik parçanın eklem içinde bırakılmasına karar verilebileceği bildirilmiştir. 13.12.2012 tarihli ameliyat epikriz raporunda yapılan müdahale ile ilgili olarak ” … portaller usulüne uygun kapatıldı. Turnike zamanıda açıldı. Komplikasyon yok.” notuna yer verilip, hastanın şifa ile taburcu edildiği yazılı olup, bu kapsamda, kopan parçaların operasyon sonrası hemen anlaşılması halinde müdahale edilip çıkartılmasının mümkün olup olmadığı, sonra geçirilen ameliyat da dikkate alındığında bu parçaların müdahale bölgesinde bırakılmasının yerinde olup olmadığı hususu ile atroskopi sonrası ne tür takip ve izleme yöntemi seçildiği, hastaya gerekli izahatlar yapılıp, seçenekler sunulup sunulmadığı hususu tarafların iddia ve savunmaları kapsamında, özellikle de davalı doktorun savcılık ifadesi de değerlenrilmek suretiyle bir karar verilmesi gerekirken, hüküm kurmaya yeterli olmayan savcılıkta alınan rapora ve yüksek şura raporuna itibar edilerek karar verilmiş olması doğru olmamıştır. Mahkemece; üniversiteden, itirazları karşılayan, aralarında ortopedi uzmanının da bulunduğu akademik kariyere sahip 3 kişilik bilirkişi kurulundan, tıbbın gerek ve kurallarına göre olayda davalıların sorumluluğunu gerektirecek ihmal ve hata bulunup bulunmadığını gösteren, nedenlerini açıklayıcı, taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınmak suretiyle hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekmektedir. Mahkemece, değinilen bu yön gözardı edilerek eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.

malpraktis avukat malpraktis avukat,  doktor hata dava, doktor hata ankara avukat doktor hata ankara avukat,  malpraktis ankara avukat malpraktis ankara avukat, doktor hata avukat doktor hata avukat,  sağlık hukuku avukat sağlık hukuku avukat

Yazı Kategorileri:
Genel

2003 yılından itibaren Barolar Birliği’ne bağlı olarak çalışan Avukat Emre Kurt, kariyerine ticaret hukuku alanında başlamış Kırkağaç 6. Jandarma Er Eğitim Alayı Manisa’da Disiplin Subayı olarak askeri hizmet verdikten sonra Londra Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde Ticaret ve Şirketler Hukuku alanında uzmanlaşmıştır. Londra Üniversitesi’ndeki ihtisasın ardından Av. Emre KURT’un hukuk pratiği özellikle fikri mülkiyet hakları ve haksız rekabet hakları konusunda yoğunlaşmıştır. İyi derecede İngilizce bilmektedir.

Yorum Yaz