Eyl 24, 2020
12 Görüntüleme

Markada Genel Perakendecilik(35/5) v Özel Perakendecilik Hizmeti , Kullanım Kanıtı

Yazan
banner

İstinaf Mahkemesince iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin marka tescil başvurusunun 5, 29, 30, 31 ve 32. mal sınıfına özgülenmiş 35/6. sınıf mağazacılık hizmetlerini, davacının itiraza dayanak markalarının ise 35/6. sınıf genel mağazacılık hizmetlerini kapsadığı, diğer bir deyişle davacının markalarının kapsamında 5, 29, 30, 31 ve 32. sınıf malların bulunmadığı, buna rağmen ilk derece mahkemesince davacıdan 5, 29, 30, 31 ve 32. sınıf yönünden itiraza dayanak markalarını kullanıp kullanmadığı sorulmadan ve bu yönde bir araştırma yapılmadan, davanın kabulüne karar verildiği, mahkemece duruşma açılarak davacı vekilinden sorulduğu, davacı vekilince sunulan beyandan 556 Sayılı KHK’da kullanımın ispatına yönelik bir uygulama bulunmadığının bildirildiği, davacı vekilinin bu beyanları, itiraza dayanak markalarının 5, 29, 30, 31 ve 32. sınıfa özgülenmiş mağazacılık hizmetlerinde kullanılmadığının ikrarı olarak değerlendirilmiş ve mahkemece davacının, 35/6. sınıf genel mağazacılık hizmetlerinde tescilli markasına dayanarak, davalının başvurusuna itiraz edemeyeceği, diğer bir deyişle davacının itiraza dayanak markalarının, anılan hizmet sınıfı yönünden, davalının başvurusu ile benzer olmadığı gerekçesiyle davalı Kurum vekili ile davalı şirket vekillerinin istinaf başvurularının kabulüyle ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına davanın reddine karar verilmiştir.

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ E. 2019/4404 K. 2020/2530 T. 1.6.2020

Davacı vekili, müvekkili şirketin 2010/28523, 2010/40679, 2011/46404, 2011/46405 Sayılı “özşanalavm”, “www.ozsanal.com.tr”, “özşanalavm”, “özşanal her zaman sizinle” ibareli tanımış markaların sahibi olduğunu, davalının, bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki “şanal şk şekil” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı TPMK’ya başvuruda bulunduğunu, 2015/05530 kod numarasını alan başvurunun ilanı üzerine müvekkili tarafından Markalar Dairesi Başkanlığına itirazda bulunulduğunu, ancak itirazın yerinde görülmeyerek reddedildiğini, bu kararın da nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, oysa müvekkili şirket tarafından davalı aleyhine İzmir FSHHM’de 2014/87E, 2015/5 K sayılı ilamı ile 2001/10357 Sayılı “ŞANAL ŞK” ibareli markanın 35/6 alt grubunun 556 Sayılı KHK’nın 42/c kapsamında hükümsüzlüğüne karar verildiğini, davalının mahkeme kararından 7 gün sonra 35/6 kapsamında dava konusu marka başvurusunda bulunmasında kötü niyetli olduğunu ve mahkeme kararına muhalefet ettiğini, yerel mahkeme kararının Dairemiz 10/06/2015 tarih 2015/3119 E. ve 2015/8075 K. sayılı ilamı ile onandığını ve kesinleştiğini, davalının “ŞK ŞANAL” ibaresini sadece mal kapsamında kullandığının sabit olduğunu, davalı markası ile müvekkili şirkete ait markalar arasında benzerliğin ve karıştırılma ihtimalinin bulunduğunun kabul edilmesi gerektiğini, taraf markalarının aynı hizmet listesine sahip olduğunu, bahsedilen sektörün yapısı gereği aynı ürünü üreten, pazarlayan ve satan çok sayıda firmanın bulunduğunu, hedef tüketici kitlesinin büyük olduğunu ve söz konusu kitlenin yanılma riskinin daha yüksek olduğunu ileri sürerek 2016-M-3720 Sayılı YİDK kararının iptaline, tescili halinde markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı şirket vekili, müvekkilinin, “ŞK ŞANAL” markasını 2001 yılından itibaren kullandığını, gıda sektöründe haklı bir unvana sahip olduğunu, müvekkilinin daha önce 35. sınıfta genel ifade ile tescil edilmiş markasını, TPMK’ye yaptığı 22.01.2015 tarihli başvurusunda TPMK Başkanlığı’nın 19.10.2011 tarihli tebliğine binaen eşya listesinde, gıda alanında yer alan malların bir araya getirilerek satışı sunulması kapsamında markanın tescilini istediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Davalı Kurumu vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İlk derece mahkemesi, iddia, savunma, toplanan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalıya ait davaya konu “ŞANAL ŞK şekil” marka başvurusu ile davacıya ait davaya gerekçe markaların benzer olduğu ve dava konusu markanın başvuru kapsamında yer alan hizmetlerin, davacıya ait markaların tescil kapsamında yer alan hizmetler ile aynı/aynı tür olduğu, tüketici nezdinde karıştırılma ihtimali bulunduğu, bu durumun 556 Sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi kapsamında davaya konu markanın tesciline engel teşkil ettiği, davacı markalarının tanınmışlığının ispat edilemediği, ayrıca taraf markaları arasında uyuşmazlık konusu bütün hizmetler yönünden iltibas oluştuğu, dava konusu markaya ilişkin olarak Türk Patent Enstitüsü Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu’nun 2016-M-3720 Sayılı kararını vermiş olduğu 04.05.2016 tarihinde, davalının 2001 10357 sayı ile tescilli markasının 35. sınıfta yer alan hizmetlerde mahkeme kararı ile iptal edilmiş olduğu anlaşıldığından “ŞANAL ŞK” markası üzerinde 35. sınıfta yer alan hizmetlerde müktesep hakkının bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, TPMK YİDK’nın 2016-M-3720 Sayılı kararının iptaline, 2015/05530 Sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.

Karar, davalı şirket vekili ile davalı Kurum vekili tarafından ayrı ayrı istinaf edilmiştir.

İstinaf Mahkemesince iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin marka tescil başvurusunun 5, 29, 30, 31 ve 32. mal sınıfına özgülenmiş 35/6. sınıf mağazacılık hizmetlerini, davacının itiraza dayanak markalarının ise 35/6. sınıf genel mağazacılık hizmetlerini kapsadığı, diğer bir deyişle davacının markalarının kapsamında 5, 29, 30, 31 ve 32. sınıf malların bulunmadığı, buna rağmen ilk derece mahkemesince davacıdan 5, 29, 30, 31 ve 32. sınıf yönünden itiraza dayanak markalarını kullanıp kullanmadığı sorulmadan ve bu yönde bir araştırma yapılmadan, davanın kabulüne karar verildiği, mahkemece duruşma açılarak davacı vekilinden sorulduğu, davacı vekilince sunulan beyandan 556 Sayılı KHK’da kullanımın ispatına yönelik bir uygulama bulunmadığının bildirildiği, davacı vekilinin bu beyanları, itiraza dayanak markalarının 5, 29, 30, 31 ve 32. sınıfa özgülenmiş mağazacılık hizmetlerinde kullanılmadığının ikrarı olarak değerlendirilmiş ve mahkemece davacının, 35/6. sınıf genel mağazacılık hizmetlerinde tescilli markasına dayanarak, davalının başvurusuna itiraz edemeyeceği, diğer bir deyişle davacının itiraza dayanak markalarının, anılan hizmet sınıfı yönünden, davalının başvurusu ile benzer olmadığı gerekçesiyle davalı Kurum vekili ile davalı şirket vekillerinin istinaf başvurularının kabulüyle ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına davanın reddine karar verilmiştir.

Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

yidk kararının iptali yidk kararının iptali, yidk dava yidk dava, türk patent dava türk patent dava,  marka tescili marka tescili, marka hükümsüzlük marka hükümsüzlük,marka hükümsüzlüğü marka hükümsüzlüğü, marka ankara avukat marka ankara avukat, Marka Hukuku Marka Hukuku, marka dava marka dava, marka ankara dava marka ankara dava,  marka ihlali marka ihlali,  marka iltibas marka iltibas, marka tecavüzü marka tecavüzü

Yazı Kategorileri:
Marka

2003 yılından itibaren Barolar Birliği’ne bağlı olarak çalışan Avukat Emre Kurt, kariyerine ticaret hukuku alanında başlamış Kırkağaç 6. Jandarma Er Eğitim Alayı Manisa’da Disiplin Subayı olarak askeri hizmet verdikten sonra Londra Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde Ticaret ve Şirketler Hukuku alanında uzmanlaşmıştır. Londra Üniversitesi’ndeki ihtisasın ardından Av. Emre KURT’un hukuk pratiği özellikle fikri mülkiyet hakları ve haksız rekabet hakları konusunda yoğunlaşmıştır. İyi derecede İngilizce bilmektedir.

Yorum Yaz