Eki 22, 2020
23 Görüntüleme

Amerikan Kültür Derneği, Franchise Sözleşmesi ve Cezai Şart

Yazan
banner

Franchise Sözleşmesi, franchise verenin, kendisine ait üretim, işletme ve pazarlama sistemini oluşturan fikri ve sınai unsurlar üzerinde, franchise alana kullanma hakkı (lisans) tanıyarak, onu kendi işletme organizasyonuna dahil etmek ve onu sistem içerisinde devamlı olarak desteklemek borcu altına girdiği; franchise alanın ise sisteme dahil mal ve hizmetlerin sürümünü kendi nam ve hesabına yapmayı ve franchise verene belirli bir ücret ödemeyi taahhüt ettiği sürekli bir borç ilişkisi kuran çerçeve bir sözleşmedir (E. Erdem, Milletlerarası Tic. Huk., Oniki Levha Y., s.419). Söz konusu sözleşmeler içeriklerine göre çoğu zaman, lisans sözleşmesi, kira sözleşmesi, alım-satım sözleşmesi, komisyon sözleşmesi gibi sözleşmeleri de içinde barındıran çerçeve (şemsiye) sözleşmeler niteliğindedir. Franchise sözleşmesini ilgilendiren bir somut olayda, ihtilaf sözleşmenin hangi kısmına ilişkin ise o kısma ilişkin kuralların uygulanması gerekir. Söz gelimi, franchise sözleşmesi kapsamında mal alımına ilişkin bir ihtilaf çıkmış ise TBK’nın alım-satım sözleşmeleri, kira ilişkisine ilişkin ihtilaf çıkmış ise TBK’nın kira sözleşmelerine ilişkin kısımların uygulanması, birden fazla kısımda ihtilaf çıkmış ise her bir ihtilaf bakımından o kısma ilişkin TBK hükümlerinin uygulanması gerekir.
Öte yandan Dairemizin 06.11.2019 tarih ve 2018/789 – 2019/6921 sayılı ilamında da zikredildiği üzere; 6098 sayılı TBK ve mülga 818 sayılı BK’da düzenlenmemiş olması nedeniyle atipik sözleşmelerden olan lisans sözleşmeleri, “mülkiyet hakları sahiplerinde kalmak koşuluyla, marka, patent, tasarım ve know-how gibi gayri maddi nitelikteki fikri ve sınai hakların, başkalarınca kullanımına izin verilmesi” olarak tanımlamak mümkündür. Söz konusu kullanımın, miktar ve süresinin taraflar arasındaki sözleşme koşullarına göre belirlenmesi gerekir. Lisans sözleşmesinin gerek kuruluş, gerek hak ve yükümlülükler ile sona erme açısından hangi kanun hükümlerine tabi olacağını tespit etmek için hangi tür sözleşmelere daha çok benzediğinin tespiti ve imkan verdiği ölçüde bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerinin uygulanması gerekir.
Lisans sözleşmelerinin, sözleşme içeriğine göre, adi ortaklık, hasılat kirası ve satım sözleşmelerine benzeyen yönleri bulunmaktadır (Sabih Arkan, Marka Hukuku C:2, s.191; Ünal Tekinalp, Fikri Mülkiyet Hukuku, s.435). 5846 sayılı FSEK’nın 56/3.maddesinde ise, lisans sözcüğü yerine “ruhsat” tabiri kullanıp, “Basit ruhsatlar hakkında hasılat kirasına, tam ruhsatlar hakkında intifa hakkına dair hükümler uygulanır” şeklindeki düzenleme ile lisans sözleşmeleri hakkında, sözleşmenin düzenleniş amacına göre, 6098 sayılı TBK ve mülga 818 sayılı BK’da düzenlenmiş bir sözleşme türü olan hasılat kirası ve intifa sözleşmesine ilişkin hükümlerin uygulanacağı kabul edilmiştir. Gerek intifa sözleşmeleri, gerekse hasılat kirası sözleşmelerine ilişkin, 4721 sayılı TMK (796), 6098 sayılı TBK (367 vd.) ve mülga 818 sayılı BK’daki (285 vd.) düzenlemelerde, sözleşmelerin sona erdirilmesinin belirli koşullara bağlandığı, haklı sebep bulunmadıkça sözleşmelerin süresinden önce sona erdiremeyecekleri anlaşılmaktadır.


11. Hukuk Dairesi         2019/3850 E.  ,  2020/1989 K.


Taraflar arasında görülen davada Antalya 3. Asliye Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 26/02/2019 tarih ve 2017/354-2019/70 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin taraf vekilleri tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, “Amerikan Kültür Derneği” ibaresinin müvekkili Dernek adına 2004/30818 sayılı marka olarak tescilli olduğunu, davalı ile yapılan Franchise Sözleşmesi ile markanın Denizli şubesi olarak davalıya kullandırıldığını, ancak davalının bilahare noter ihtarnamesi ile sözleşmeyi yenilemeyeceği ve 01.06.2007 tarihi itibariyle sözleşmeyi feshettiğini müvekkiline bildirdiğini, müvekkilinin de cevaben “Amerikan Kültür Derneği” isminin iade edilerek şubenin kapatılması, elinde bulunan tüm evrakın kendilerine gönderilmesi ile franchise olması sıfatıyla elde ettiği her türlü belge, tanıtım araçları, logo, fikir ve uygulamalarının ve benzerlerinin müşteri ve üye ilişkilerinde kullanılmaması ve kullandırılmamasını davalıya ihtar ettiğini, buna rağmen davalı tarafın müvekkiline ait öğrenci kayıt sözleşmesi örneğini kullandığının delil tespit dosyası ile tespit edildiğini, sözleşme gereği davalının sözleşme tarihinden bir ay önce fesih etmeyerek, yabancı dil kurslarının yaz döneminden önce yoğun bir şekilde kayıt yaptırdığı Nisan-Haziran döneminde müvekkilinin tanınmışlığı ve emtiasını kullanarak haksız rekabete sebebiyet verdiğini ileri sürerek sözleşmenin 21. maddesi gereği 25.000 ABD Doları ile 23.madde gereği 1.000 ABD Dolarının haksız fesih tarihinden itibaren bankalarca yabancı para mevduatı hesabına uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, sözleşmenin yenileme tarihinden sonra fesih edilmesi nedeniyle 01.04.2006 ile 01.06.2006 tarihleri arasında sözleşmeye bağlı haklardan faydalanılmış olması nedeniyle 1.083 ABD Doları ve sözleşmenin bir sene daha uzatılmasına sebebiyet verilmesi nedeniyle isim hakkı bedeline istinaden 500 ABD Dolarının 01.04.2006 tarihinden itibaren bankalarca yabancı mevduat hesabına işletilen en yüksek faizi ile birlikte tahsili ile Denizli Amerikan Kültür Derneği’nin kapatılmasına ve müvekkiline ait öğrenci kayıt sözleşmesi ile markaya bağlı her türlü emtia, logo, ad, unvan ve hakları kullanmaktan meni ile haksız rekabetin önlenmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davanın reddini talep etmişlerdir.
Mahkemece, Dairemizin önceki bozma ilamına uyularak, davacı … tarafından kendi adına asaleten açılan davanın aktif dava ehliyeti yokluğundan, davalı Özel Erengün Tic AŞ aleyhine açılan davanın ise pasif dava ehliyeti yokluğundan reddine, Amerikan Kültür Derneği İşletmesi adına açılan davanın kısmen kabulü ile, 01/04/2006-01/06/2006 tarihleri arasındaki sözleşmeye bağlı marka kullanım bedeline ilişkin talep kapsamında 1.083 Amerikan Dolarının 01/06/2006 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalı …’den tahsiline ve fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-)Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, mümeyyiz taraf vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-)Dava, haksız rekabetin men’i ve taraflar arasında düzenlenen franchise sözleşmesinden kaynaklı haksız fesih nedeniyle cezai şart, fesih tazminatı ve yıllık isim hakkı bedelinin davalıdan tahsili istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, cezai şart, fesih tazminatı ve bir ay önceden bildirimde bulunulmadan fesih nedeniyle bir yıl daha uzatılmış sözleşme gereği talep edilen yıllık isim hakkı bedeli bakımından tazminat koşullarının oluşmadığı, ancak sözleşmenin yenilendiği tarih ile fesih tarihi arasındaki isim hakkı fiili kullanım bedeli yönünden davanın kısmen kabulüne dair verilen karar, Dairemizin 20/02/2017 tarih ve 2016/2628 esas, 2017/915 karar sayılı ilamıyla; 10.04.2005 tarihli Sözleşmenin, davalı tarafça feshinin haklı olup olmadığı tespit edilmeksizin, anılan taleplerin reddine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle bozulmuş, sair temyiz itirazlarının ise reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki 10.04.2005 tarihli Sözlemenin 22.maddesinde, sözleşme süresinin 1 yıl olduğu, sözleşme süresinin bitim tarihinden 1 ay öncesinde sözleşmenin süre sonunda feshedileceğinin bildirilmemesi halinde sözleşmenin 1 yıl uzadığının kabul edileceğinin düzenlendiği davalı Fatma’nın ise bu süre koşuluna uymadan ve yeni dönem başladıktan sonra 26.04.2007 tarihli Noter ihtarnamesiyle sözleşmeyi feshettiğini davalıya bildirdiği anlaşılmaktadır.
Franchise Sözleşmesi, franchise verenin, kendisine ait üretim, işletme ve pazarlama sistemini oluşturan fikri ve sınai unsurlar üzerinde, franchise alana kullanma hakkı (lisans) tanıyarak, onu kendi işletme organizasyonuna dahil etmek ve onu sistem içerisinde devamlı olarak desteklemek borcu altına girdiği; franchise alanın ise sisteme dahil mal ve hizmetlerin sürümünü kendi nam ve hesabına yapmayı ve franchise verene belirli bir ücret ödemeyi taahhüt ettiği sürekli bir borç ilişkisi kuran çerçeve bir sözleşmedir (E. Erdem, Milletlerarası Tic. Huk., Oniki Levha Y., s.419). Söz konusu sözleşmeler içeriklerine göre çoğu zaman, lisans sözleşmesi, kira sözleşmesi, alım-satım sözleşmesi, komisyon sözleşmesi gibi sözleşmeleri de içinde barındıran çerçeve (şemsiye) sözleşmeler niteliğindedir. Franchise sözleşmesini ilgilendiren bir somut olayda, ihtilaf sözleşmenin hangi kısmına ilişkin ise o kısma ilişkin kuralların uygulanması gerekir. Söz gelimi, franchise sözleşmesi kapsamında mal alımına ilişkin bir ihtilaf çıkmış ise TBK’nın alım-satım sözleşmeleri, kira ilişkisine ilişkin ihtilaf çıkmış ise TBK’nın kira sözleşmelerine ilişkin kısımların uygulanması, birden fazla kısımda ihtilaf çıkmış ise her bir ihtilaf bakımından o kısma ilişkin TBK hükümlerinin uygulanması gerekir.
Öte yandan Dairemizin 06.11.2019 tarih ve 2018/789 – 2019/6921 sayılı ilamında da zikredildiği üzere; 6098 sayılı TBK ve mülga 818 sayılı BK’da düzenlenmemiş olması nedeniyle atipik sözleşmelerden olan lisans sözleşmeleri, “mülkiyet hakları sahiplerinde kalmak koşuluyla, marka, patent, tasarım ve know-how gibi gayri maddi nitelikteki fikri ve sınai hakların, başkalarınca kullanımına izin verilmesi” olarak tanımlamak mümkündür. Söz konusu kullanımın, miktar ve süresinin taraflar arasındaki sözleşme koşullarına göre belirlenmesi gerekir. Lisans sözleşmesinin gerek kuruluş, gerek hak ve yükümlülükler ile sona erme açısından hangi kanun hükümlerine tabi olacağını tespit etmek için hangi tür sözleşmelere daha çok benzediğinin tespiti ve imkan verdiği ölçüde bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerinin uygulanması gerekir.
Lisans sözleşmelerinin, sözleşme içeriğine göre, adi ortaklık, hasılat kirası ve satım sözleşmelerine benzeyen yönleri bulunmaktadır (Sabih Arkan, Marka Hukuku C:2, s.191; Ünal Tekinalp, Fikri Mülkiyet Hukuku, s.435). 5846 sayılı FSEK’nın 56/3.maddesinde ise, lisans sözcüğü yerine “ruhsat” tabiri kullanıp, “Basit ruhsatlar hakkında hasılat kirasına, tam ruhsatlar hakkında intifa hakkına dair hükümler uygulanır” şeklindeki düzenleme ile lisans sözleşmeleri hakkında, sözleşmenin düzenleniş amacına göre, 6098 sayılı TBK ve mülga 818 sayılı BK’da düzenlenmiş bir sözleşme türü olan hasılat kirası ve intifa sözleşmesine ilişkin hükümlerin uygulanacağı kabul edilmiştir. Gerek intifa sözleşmeleri, gerekse hasılat kirası sözleşmelerine ilişkin, 4721 sayılı TMK (796), 6098 sayılı TBK (367 vd.) ve mülga 818 sayılı BK’daki (285 vd.) düzenlemelerde, sözleşmelerin sona erdirilmesinin belirli koşullara bağlandığı, haklı sebep bulunmadıkça sözleşmelerin süresinden önce sona erdiremeyecekleri anlaşılmaktadır.
Somut olayda, taraflar arasındaki Sözleşmenin 8.maddesinde, lisans alanın her yıl 10 Nisan tarihinde 6.500 ABD doları isim hakkı kullanım bedeli ödemesi öngörülmüş olup, davalı Fatma’nın lisans sözleşmesini haklı sebeple feshettiği de iddia ve ispat edilemediğine göre Mahkemece bozma ilamına uyulmasına rağmen, sadece, fesih ihbarının ulaştığı 1 Haziran 2005 tarihine kadar olan dönem yönünden isim hakkı kullanım bedeline hüküm olunması doğru olmamıştır. O halde mahkemece, yukardaki ilkeler doğrultusunda, Sözleşmenin 1 yıl süreyle yenilendiği kabul edilerek yıllık isim hakkı bedelinden, varsa davacının sözleşmenin dönem sonuna kadar yapmaktan kurtulduğu masraflar ile varsa elde ettiği kazancın tespiti ve indirilmesi suretiyle yıllık isim hakkı bedeline hüküm olunması gerekirken, davalı lisans alanın her istediğinde sözleşmeyi fesih hakkı varmış gibi hatalı değerlendirme ile isim hakkı bedeli talebi yönünden davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmesi doğru olmamış ve kararın bu nedenle davacı Dernek yararına bozulmasını gerektirmiştir.
3-)Mahkemece, davacı …’in şahsı adına açılan davanın reddine karar verildiği halde, bu dava yönünden davalı …yararına, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenecek maktu vekalet ücretine hükmedilmemesi doğru olmamış ve kararın bu davalı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
4-)Mahkemece, davalı Özel Erengün Eğitim Hizmetleri San ve Tic A.Ş. aleyhine açılan davanın pasif dava ehliyeti yokluğundan reddine karar verildiği halde, bu dava yönünden anılan davalı yararına, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenecek maktu vekalet ücretine hükmedilmemesi doğru olmamış ve kararın anılan davalı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
5-)Davalı Özel Erengün Eğitim Hizmetleri San ve Tic A.Ş. vekilince, dosyaya yargılama gideri olarak 01/03/2018 tarihinde 850,00 TL yatırıldığı ve bu davalı yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verildiği halde, mahkemece, anılan yargılama gideri hakkında hüküm kurulmaması doğru olmamış ve kararın davalı Özel Erengün Eğitim Hizmetleri San ve Tic A.Ş. yararına bozulmasını gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle mümeyyiz taraf vekillerinin kalan sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı Dernek vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, kararın anılan taraf yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, kararın davalı …yararına BOZULMASINA, (4) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı Özel Erengün Eğitim Hizmetleri San ve Tic A.Ş. vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, kararın anılan taraf yararına BOZULMASINA, (5) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı Özel Erengün Eğitim Hizmetleri San ve Tic A.Ş. vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, kararın anılan taraf yararına BOZULMASINA, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 24/02/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

 

 

 

Yazı Kategorileri:
Marka

2003 yılından itibaren Barolar Birliği’ne bağlı olarak çalışan Avukat Emre Kurt, kariyerine ticaret hukuku alanında başlamış Kırkağaç 6. Jandarma Er Eğitim Alayı Manisa’da Disiplin Subayı olarak askeri hizmet verdikten sonra Londra Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde Ticaret ve Şirketler Hukuku alanında uzmanlaşmıştır. Londra Üniversitesi’ndeki ihtisasın ardından Av. Emre KURT’un hukuk pratiği özellikle fikri mülkiyet hakları ve haksız rekabet hakları konusunda yoğunlaşmıştır. İyi derecede İngilizce bilmektedir.

Yorum Yaz