Eki 23, 2020
326 Görüntüleme

Usul Patenti İhlali, İspat Yükü

Yazan
banner

Somut olayda, davalı tarafından patent konusu usulü uygulamadan üretim yapıldığı savunması karşısında, İlk Derece Mahkemesince davalı ürünlerinin üretim usulünün davacının tescilli usul patentinin kapsamı dışında olduğunu ispat yükünün davalı taraf üzerinde olduğu değerlendirilmeksizin, dava tarihi itibariyle henüz yürürlükte olmayan 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu hükümleri değerlendirilip anılan hükümlere ve ispat yüküne yanlış anlam verilerek ispat yükünün davacı taraf üzerinde olduğunun kabulüyle yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kaldırılmasına yönelik davacı vekilinin istinaf başvurusunun Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı taraf yararına bozularak kaldırılması gerektirmiştir.


11. Hukuk Dairesi         2019/2877 E.  ,  2020/834 K.

Taraflar arasında görülen davada Denizli 3. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 13/02/2018 tarih ve 2016/477 E- 2018/51 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi’nce verilen 15/04/2019 tarih ve 2018/1457 E- 2019/803 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin TPMK nezdinde cips fıstık buluş başlığı ile tescilli 2002/02514 numaralı patent hakkının bulunduğunu, müvekkilinin bu kapsamda cips /soslu fıstık üretimi yaptığını, davalının müvekkilinin patent hakkına tecavüz edecek şekilde ürün ürettiğini, öte yandan dava dışı …isimli şahsın üretiminin de aynı patente tecavüz teşkil ettiği gerekçesiyle açılan davada dosyaya giren bilirkişi raporunda tecavüzün tespit edildiğini, anılan şahısla davalı arasında bağlantı bulunduğunu ve tüzel kişilik perdesinin kaldırılması gerektiğini ileri sürerek, davalının tescilli patentten doğan haklara tecavüz eyleminin durdurulmasına, üretim araçlarına el konulmasına ve hükmün ilanına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının patent belgesinin bir üretim usulüne ilişkin olduğunu ve soslanmış fıstık üzerinde davacıya tekel hakkı vermediğini, müvekkili şirketin üretim yöntemi ile davacının üretim yönteminin birbirinden farklı olduğunu, farklılık oluşturan hususun ürünün soslanma şeklinden kaynaklandığını, bu hususun yapılacak keşif sırasında gıda mühendisi ve patent uzmanı bilirkişiler tarafından da belirleneceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamında göre, patent hakkına tecavüz sayılan fiillerin 551 sayılı KHK’nın 136. maddesinde belirtildiği, bu fiillerin varlığı halinde patent sahibinin hakları için koruma yollarına başvurabileceği, davacı adına TPMK nezdinde kayıtlı 2002/02514 sayılı “cips fıstık” buluş başlığı ile tescilli patent hakkına davalının vaki tecavüzünün yasal delillerle ispatlanması gerektiği, bu hususta davacı tarafa dava dilekçesinde keşif deliline de dayanması sebebiyle 1.200,00 TL ek delil avansını yatırması için süre verildiği ve ek delil avansı yatırıldığında mahallinde keşif yapılmasına karar verildiği, davacının patent belgesini aldığı 2002 öncesinde de cips soslu fıstık ürününün bilinen bir ürün olduğu, davacı vekilinin Sınai Mülkiyet Kanunun 141/2. maddesi gereğince dava konusu ürünün farklı usulde üretildiği hususunun davalı tarafça ispatlanması gerektiği ve ispat yükü kendilerinde bulunmadığı için keşif harcı ile bilirkişi ücretini yatırmayacaklarını, keşif ücreti ve harcı davalı tarafça yatırılmazsa mevcut delil durumuna göre karar verilmesini istediği, 6769 sayılı SMK’nın 141/1.maddesi gereğince patent veya faydalı model hakkına tecavüz fiillerinin varlığını davacı patent belgesi sahibinin ispatlaması gerektiği, davacının dayandığı 2.fıkraya göre ürünlerin ayniyeti halinde tecavüz iddiasına konu ürünün üretim usulünün patent sahibi ürün ile aynı usulde üretildiğinin karineten kabulünün gerektiği, bu durumda farklı usulde üretildiği hususunun davalı tarafça ispatlanması gerektiği, ancak dosyanın geldiği aşama itibariyle henüz üretilen ürünlerin ayniyetinin ispatlanmadığı ve ispat yükünün henüz davacı üzerinde olduğu, öte yandan 141/2. maddesinin mahkemeye dava konusu ürünün tescil konusundan farklı usulde üretildiği hususunda davalıdan ispat isteme noktasında bir zorunluluk da yüklemediği, üretilenin yeni olma özelliği de bulunmadığı, ispat yükünün davalı üzerinde olduğunun kabulü halinde yapılacak inceleme neticesinde ürünün farklı bir usulle üretildiğinin anlaşılması durumunda keşif ve bilirkişi ücretini ödemek zorunda bırakılmış davalı açısından mağduriyet söz konusu olacağı, davacı tarafça dosyaya sunulan mevcut delillerin davalının davacı yanın patent hakkına tecavüzünü kanıtlamaya yeterli bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Antalya Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre ilk derece mahkemesince davacıya ait patentin bir usul olduğu yönünde mahkemece ulaşılan kanaatin isabetli olduğu, mahkemece karar gerekçesinde davalıya ait ürünün yeni olmadığı şeklinde tespite yer verilmişse de patentin yeni bir mal yada ürüne ilişkin değil yeni bir üretim usulüne ilişkin olduğunun açıklanmak istendiği, gelinen aşama itibariyle davacının patent hakkına tecavüz edildiğine ilişkin bir ön bilgiye ulaşılamamış olduğundan, ispat külfetinin davacıda olduğu, 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunun dava tarihi itibariyle somut olayda uygulanma imkanının bulunmadığı, bir an için uygulanabileceği düşünülse dahi, değinilen yasa maddesindeki hükmün emredici nitelikte olmaması ve somut olayda gelinen aşama itibariyle ispat külfetinin hala davacı üzerinde bulunduğu, davalının tecavüz eyleminin olup olmadığının tespiti için mahallinde uzman bilirkişiler marifetiyle keşif yapılmasının zorunluluk arz ettiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, davacı şirket adına tescilli usul patentine davalı tarafça tecavüz edildiğinin tespiti ile bu tecavüzün önlenmesi ve üretim araçlarına el konulması taleplerine ilişkin olup, İlk Derece Mahkemesince yukarıda yazılı şekilde davanın reddine dair verilen kararı istinaf edilmesi üzerine inceleyen Antalya Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
Dava tarihi itibariyle somut uyuşmazlığın tamamının çözümünde 551 sayılı KHK’nın patent hakkına tecavüze ilişkin hükümleri içeren 137. vd. hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. 551 sayılı KHK’da ispat hususuyla ilgili açık bir düzenleme bulunmamakla birlikte davalı taraf, kendisi tarafından piyasaya sürülen ürünlerin farklı usul kullanılarak üretildiğini ve davacının tescilli usul patentine tecavüz edilmediğini ileri sürmekte olup, davalı tarafından piyasaya sürülen ürünlerin farklı usulle üretildiğini ispat etme yükünün de davalı taraf üzerinde olduğu kabul edilmelidir.
Somut olayda, davalı tarafından patent konusu usulü uygulamadan üretim yapıldığı savunması karşısında, İlk Derece Mahkemesince davalı ürünlerinin üretim usulünün davacının tescilli usul patentinin kapsamı dışında olduğunu ispat yükünün davalı taraf üzerinde olduğu değerlendirilmeksizin, dava tarihi itibariyle henüz yürürlükte olmayan 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu hükümleri değerlendirilip anılan hükümlere ve ispat yüküne yanlış anlam verilerek ispat yükünün davacı taraf üzerinde olduğunun kabulüyle yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kaldırılmasına yönelik davacı vekilinin istinaf başvurusunun Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı taraf yararına bozularak kaldırılması gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle, davacı vekilinin sair temyiz itirazının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenle, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin 2018/1457 E.-2019/803 K. sayılı kararının anılan taraf yararına BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK’nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 03/02/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yazı Kategorileri:
Patent

2003 yılından itibaren Barolar Birliği’ne bağlı olarak çalışan Avukat Emre Kurt, kariyerine ticaret hukuku alanında başlamış Londra Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde Ticaret Hukuku ve Marka, Patent, Faydalı Model, Telif Hakları yan genel adıyla Fikri Mülkiyet Hukuku alanında uzmanlaşmıştır. Londra Üniversitesi’ndeki ihtisasın ardından Av. Emre KURT özellikle marka, patent ve haksız rekabet hakları konusunda yoğun olarak çalışmaktadır. İyi derecede İngilizce bilmektedir.

Yorum Yaz