Mar 1, 2021
116 Görüntüleme

Gemi Rehni ve Koşulları

Yazan
banner

Gemi alacaklısı hakkım veren alacağın doğduğu gemi üzerinde, gemi alacaklılarının, TTK’nun 1236/1 inci madde hükmü uyarınca, kanuni rehin haklan vardır. Aynı maddenin 2. fıkra hükmüne göre de rehin hakkı, gemiye zilyet olan her üçüncü kişiye karşı ileri sürülebilir. Aynı Kanun’un 946/2. madde hükmüne göre de, malik, geminin işletilmesinden dolayı gemi alacaklısı sıfatıyla talepte bulunan kişiyi, hakkını istemekten men edemez.

Gemi alacaklısı hakkı, hukuki niteliği itibariyle, borç-sorumluluk ayrımına dayanan bir haktır. Bu hakkın borçlusu gemi donatanıdır. Gemi maliki ise, alacak dolayısıyla kişisel olarak sorumlu olmayıp gemisi ile aynı sorumluluk taşır. Burada, bir alacak hakkı, bir ayni hak ile birleşmektedir. Bu hak gemiyi takip eder.

Gemi alacaklısı hakkı veren alacak ve buna bağlı kanuni rehin hakkı, TTK m.  1235 hükmünde yazılı olayların vukuu ile yasa nedeniyle kendiliğinden doğar. Bu hakkın kullanımı gemiye yönelik bir haktır. Bu hak geminin sicilde kayıtlı olup olmamasına, zilyede veya malikinin kim olduğuna bakılmasızın varlık kazanır ve uygulanabilir. Deniz ticaretinin özelliklerinden kaynaklanan, kendine özgü bir imtiyaz ifade eden ve doğrudan mülkiyet iddiası içermeyen bir hak niteliği taşımaktadır. Finansal kiralayan, gemi işletilmesini menfaat karşılığı kiralayıp gemiyi kiraya verdiğine göre, gemi üzerinde gemi alacağı ve kanuni rehin hakkı doğumu riskini de göze almış demektir. Gemi donatan – borçlunun malvarlığına dahil olsun veya olmasın, malik veya zilyedi kim olursa olsun, rehin hakkı alacağının konusunu gemi oluşturur.

Bu durumda, Mahkemece geminin maliki ve zilyedi olan davalıya husumet düşeceğinin kabulü ile, davanın esasına girilmesi, davalının zamanaşımı definin incelenmesi sonucuna göre, karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.


YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ E: 2003/6823 K: 2004/1646 T: 23/02/04

Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 8. Ticaret Mahkemesince verilen 05.11.2002 tarih ve 2001/1601-2002/1290 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşmış olmakla (…) gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin M/V Uzunoğlu Gemisinde, 13.09.1998- 19.11.1998 tarihleri arasında Uzakyol Baş Mühendisi olarak yaptığı işten dolayı 3.715 USD tutarında doğan alacağın, TTK m. 1235/3 uyarınca gemi alacaklısı hakkım veren bir alacak olduğunu, geminin donatanı dava dışı Uzunoğlu A.Ş. aleyhine başlatılan takibin kesinleştiğini, ancak davalı şirket vekilinin malik sıfatıyla borca itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptalini ve kanuni rehin hakkının tespitini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, müvekkilinin gemiyi 1994 yılında kiraya verdiğini ve kiracı Uzunoğlu A.Ş’nin ödemeleri aksatması nedeniyle 23.03.1999 tarihinde müvekkilinin sözleşmeyi feshettiğini, geminin fiilen müvekkiline 02.11.1999 tarihinde terk ve teslim edildiğini, bu tarihten sonra başlatılan takip talebinde müvekkilinin borçlu olarak yer almadığım, takibe itiraz etmediklerini, İİK m. 150/c hükmüne dayalı olarak icra müdürlüğünce sicile koydurulan şerhi öğrenerek, icranın bu işlemine karşı

Merci Hakimliğine yaptıkları şikâyet başvurusunun kabulü ile şerhin kaldırıldığım, müvekkile yapılan ödeme emri tebliğinin hukuka aykırı olduğunu, davacının Mahkeme ilamına dayanmadığım, sadece bu hususları dilekçede bildirdiklerini, bunların itiraz anlamına gelmeyeceğini, Finansal Kiralama Kanunu’nun 11. müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, alacağın TTK m. 1259 uyarınca zamanaşımına uğradığım savunarak, davarım reddini istemiştir.

Mahkemece, dosya kapsamına göre, davalının takip talebinde borçlu olarak yer almaması nedeniyle, bu davanın dinlenme koşullarının oluşmadığı, davacının rehin hakkının tespitini de ayrıca dava ettiği, geminin kiralayanı davalının, bu alacağın borçlusu olmadığı TTK m. 1242  uyarınca borçlunun donatan kiracı ve kaptanı olduğu, alacaktan şahsen değil, gemisi ile aynen sorumlu olan davalıya bu istem bakımından da husumet düşmeyeceği gerekçeleriyle, dinlenme koşullan oluşmadığından itirazın iptalinin davasının reddine, husumet yokluğundan da diğer istemin reddine karar verilmiştir.

Karan, davacı vekili temyiz etmiştir.

1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, Mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin, itirazın iptali davasının reddine ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2- Davacı vekili itirazın iptali davasının reddi olasılığını düşünerek, davasını terditli olarak açmış olup ikinci istemi, kanuni rehin hakkının tespitine yöneliktir.

İİK m. 150/h bendinde, alacağın veya rehin hakkının yahut her ikisinin bir ilamda tespiti halinde ilamlı icra hükümlerinin kıyasen uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. Davacı da bu amaçla böyle bir istemde bulunmuş olup hukuki yararının bulunduğu kuşkusuzdur.

Mahkemece, bu istem, husumetin finansal kiralayan konumundaki davalıya değil, kiracı konumundaki donatan dava dışı Uzunoğlu A.Ş’ne düşeceği gerekçesiyle reddedilmiştir.

Oysa, iddiaya, savunmaya ve dosya kapsamına göre, rehin hakkının konusu alacağın üzerinde doğduğu gemi, takip ve dava tarihinden çok önce sona eren finansal kira sözleşmesinin, kiralayan ve maliki davalı A.Ş.’ne fiilen teslim edilmiştir. Yani dava konusu istem tarihinde, gemi, kiracının zilyetliğinde değildir.

Gemi alacaklısı hakkım veren alacağın doğduğu gemi üzerinde, gemi alacaklılarının, TTK m. 1236/1 hükmü uyarınca, kanuni rehin haklan vardır. Aynı maddenin 2. fıkra hükmüne göre de rehin hakkı, gemiye zilyet olan her üçüncü kişiye karşı ileri sürülebilir. Aynı Kanun’un 946/2’nci madde hükmüne göre de, malik, geminin işletilmesinden dolayı gemi alacaklısı sıfatıyla talepte bulunan kişiyi, hakkını istemekten men edemez.

Gemi alacaklısı hakkı, hukuki niteliği itibariyle, borç-sorumluluk ayrımına dayanan bir haktır. Bu hakkın borçlusu gemi donatanıdır. Gemi maliki ise, alacak dolayısıyla kişisel olarak sorumlu olmayıp gemisi ile aynı sorumluluk taşır. Burada, bir alacak hakkı, bir ayni hak ile birleşmektedir. Bu hak, gemiyi takip eder.

Gemi alacaklısı hakkı veren alacak ve buna bağlı kanuni rehin hakkı, TTK’ m. 1235  hükmünde yazılı olayların vukuu ile yasa nedeniyle kendiliğinden doğar. Bu hakkın kullanımı gemiye yönelik bir haktır. Bu hak geminin sicilde kayıtlı olup olmamasına, zilyede veya malikinin kim olduğuna bakılmaksızın varlık kazanır ve uygulanabilir. Deniz ticaretinin özelliklerinden kaynaklanan, kendine özgü bir imtiyaz ifade eden ve doğrudan mülkiyet iddiası içermeyen bir hak niteliği taşımaktadır. Finansal kiralayan, gemi işletilmesini menfaat karşılığı kiralayıp gemiyi kiraya verdiğine göre, gemi üzerinde gemi alacağı ve kanuni rehin hakkı doğumu riskini de göze almış demektir. Gemi donatan – borçlunun malvarlığına dahil olsun veya olmasın, malik veya zilyedi kim olursa olsun, rehin hakkı alacağının konusunu gemi oluşturur.

Bu durumda, Mahkemece geminin maliki ve zilyedi olan davalıya husumet düşeceğinin kabulü ile, davanın esasına girilmesi, davalının zamanaşımı definin incelenmesi sonucuna göre, karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.

gemi rehni gemi rehni  gemi rehninin koşulları gemi rehninin koşulları gemi icra gemi icra gemi rehni tarafları gemi rehni tarafları  gemi rehni muhattapları gemi rehni muhattapları gemi rehin dava gemi rehin dava gemi rehin icra gemi rehin icra gemi alacağı gemi alacağı teminat senedi teminat senedi

Yazı Kategorileri:
Genel

2003 yılından itibaren Barolar Birliği’ne bağlı olarak çalışan Avukat Emre Kurt, kariyerine ticaret hukuku alanında başlamış Londra Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde Ticaret Hukuku ve Marka, Patent, Faydalı Model, Telif Hakları yan genel adıyla Fikri Mülkiyet Hukuku alanında uzmanlaşmıştır. Londra Üniversitesi’ndeki ihtisasın ardından Av. Emre KURT özellikle marka, patent ve haksız rekabet hakları konusunda yoğun olarak çalışmaktadır. İyi derecede İngilizce bilmektedir.

Yorum Yaz