Nis 8, 2021
36 Görüntüleme

Franchise Sözleşmesinin Özellikleri ve Feshi; 3850

Yazan
banner

Franchise Sözleşmesi, franchise verenin, kendisine ait üretim, işletme ve pazarlama sistemini oluşturan fikri ve sınai unsurlar üzerinde, franchise alana kullanma hakkı ( lisans ) tanıyarak, onu kendi işletme organizasyonuna dahil etmek ve onu sistem içerisinde devamlı olarak desteklemek borcu altına girdiği; franchise alanın ise sisteme dahil mal ve hizmetlerin sürümünü kendi nam ve hesabına yapmayı ve franchise verene belirli bir ücret ödemeyi taahhüt ettiği sürekli bir borç ilişkisi kuran çerçeve bir sözleşmedir( E. Erdem, Milletlerarası Tic. Huk., Oniki Levha Y., s.419 ).

Söz konusu sözleşmeler içeriklerine göre çoğu zaman, lisans sözleşmesi, kira sözleşmesi, alım-satım sözleşmesi, komisyon sözleşmesi gibi sözleşmeleri de içinde barındıran çerçeve sözleşmeler niteliğindedir.

Franchise sözleşmesini ilgilendiren bir somut olayda, ihtilaf sözleşmenin hangi kısmına ilişkin ise o kısma ilişkin kuralların uygulanması gerekir. Örneğin franchise sözleşmesi kapsamında mal alımına ilişkin bir ihtilaf çıkmış ise TBK’nın alım-satım sözleşmeleri, kira ilişkisine ilişkin ihtilaf çıkmış ise TBK’nın kira sözleşmelerine ilişkin kısımların uygulanması, birden fazla kısımda ihtilaf çıkmış ise her bir ihtilaf bakımından o kısma ilişkin TBK hükümlerinin uygulanması gerekir.

Öte yandan Dairemizin 06.11.2019 tarih ve 2018/789 – 2019/6921 Sayılı ilamında da belirtildiği üzere;  TBK ve mülga BK’da düzenlenmemiş olması nedeniyle atipik sözleşmelerden olan lisans sözleşmeleri, “mülkiyet hakları sahiplerinde kalmak koşuluyla, marka, patent, tasarım ve know-how gibi gayri maddi nitelikteki fikri ve sınai hakların, başkalarınca kullanımına izin verilmesi” olarak tanımlamak mümkündür.

Söz konusu kullanımın, miktar ve süresinin taraflar arasındaki sözleşme koşullarına göre belirlenmesi gerekir. Lisans sözleşmesinin gerek kuruluş, gerek hak ve yükümlülükler ile sona erme açısından hangi kanun hükümlerine tabi olacağını tespit etmek için hangi tür sözleşmelere daha çok benzediğinin tespiti ve imkan verdiği ölçüde bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerinin uygulanması gerekir.

Lisans sözleşmelerinin, sözleşme içeriğine göre, adi ortaklık, hasılat kirası ve satım sözleşmelerine benzeyen yönleri bulunmaktadır ( Sabih Arkan, Marka Hukuku C:2, s.191; Ü. Tekinalp, Fikri Mülkiyet Hukuku, s.435 ).  FSEK’nın 56/3.maddesinde ise, lisans sözcüğü yerine “ruhsat” tabiri kullanıp, “Basit ruhsatlar hakkında hasılat kirasına, tam ruhsatlar hakkında intifa hakkına dair hükümler uygulanır” şeklindeki düzenleme ile lisans sözleşmeleri hakkında, sözleşmenin düzenleniş amacına göre, 6098 Sayılı TBK ve mülga 818 Sayılı BK’da düzenlenmiş bir sözleşme türü olan hasılat kirası ve intifa sözleşmesine ilişkin hükümlerin uygulanacağı kabul edilmiştir.

Gerek intifa sözleşmeleri, gerekse hasılat kirası sözleşmelerine ilişkin, 4721 Sayılı TMK ( 796 ), 6098 Sayılı TBK ( 367 vd. ) ve mülga 818 Sayılı BK’daki ( 285 vd. ) düzenlemelerde, sözleşmelerin sona erdirilmesinin belirli koşullara bağlandığı, haklı sebep bulunmadıkça sözleşmelerin süresinden önce sona erdiremeyecekleri anlaşılmaktadır.


YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ E. 2019/3850 K. 2020/1989 T. 24.2.2020

Davacılar vekili, “…. Kültür Derneği” ibaresinin müvekkili Dernek adına 2004/30818 Sayılı marka olarak tescilli olduğunu, davalı ile yapılan Franchise Sözleşmesi ile markanın Denizli şubesi olarak davalıya kullandırıldığını, ancak davalının bilahare noter ihtarnamesi ile sözleşmeyi yenilemeyeceği ve 01.06.2007 tarihi itibariyle sözleşmeyi feshettiğini müvekkiline bildirdiğini, müvekkilinin de cevaben “….. Kültür Derneği” isminin iade edilerek şubenin kapatılması, elinde bulunan tüm evrakın kendilerine gönderilmesi ile franchise olması sıfatıyla elde ettiği her türlü belge, tanıtım araçları, logo, fikir ve uygulamalarının ve benzerlerinin müşteri ve üye ilişkilerinde kullanılmaması ve kullandırılmamasını davalıya ihtar ettiğini, buna rağmen davalı tarafın müvekkiline ait öğrenci kayıt sözleşmesi örneğini kullandığının delil tespit dosyası ile tespit edildiğini, sözleşme gereği davalının sözleşme tarihinden bir ay önce fesih etmeyerek, yabancı dil kurslarının yaz döneminden önce yoğun bir şekilde kayıt yaptırdığı Nisan-Haziran döneminde müvekkilinin tanınmışlığı ve emtiasını kullanarak haksız rekabete sebebiyet verdiğini ileri sürerek sözleşmenin 21. maddesi gereği 25.000 ABD Doları ile 23.madde gereği 1.000 ABD Dolarının haksız fesih tarihinden itibaren bankalarca yabancı para mevduatı hesabına uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, sözleşmenin yenileme tarihinden sonra fesih edilmesi nedeniyle 01.04.2006 ile 01.06.2006 tarihleri arasında sözleşmeye bağlı haklardan faydalanılmış olması nedeniyle 1.083 ABD Doları ve sözleşmenin bir sene daha uzatılmasına sebebiyet verilmesi nedeniyle isim hakkı bedeline istinaden 500 ABD Dolarının 01.04.2006 tarihinden itibaren bankalarca yabancı mevduat hesabına işletilen en yüksek faizi ile birlikte tahsili ile Denizli Amerikan Kültür Derneği’nin kapatılmasına ve müvekkiline ait öğrenci kayıt sözleşmesi ile markaya bağlı her türlü emtia, logo, ad, unvan ve hakları kullanmaktan meni ile haksız rekabetin önlenmesini talep ve dava etmiştir.

Mahkemece, cezai şart, fesih tazminatı ve bir ay önceden bildirimde bulunulmadan fesih nedeniyle bir yıl daha uzatılmış sözleşme gereği talep edilen yıllık isim hakkı bedeli bakımından tazminat koşullarının oluşmadığı, ancak sözleşmenin yenilendiği tarih ile fesih tarihi arasındaki isim hakkı fiili kullanım bedeli yönünden davanın kısmen kabulüne dair verilen karar, Dairemizin 20/02/2017 tarih ve 2016/2628 esas, 2017/915 karar sayılı ilamıyla; 10.04.2005 tarihli Sözleşmenin, davalı tarafça feshinin haklı olup olmadığı tespit edilmeksizin, anılan taleplerin reddine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle bozulmuş, sair temyiz itirazlarının ise reddine karar verilmiştir.

Somut olayda, taraflar arasındaki Sözleşmenin 8.maddesinde, lisans alanın her yıl 10 Nisan tarihinde 6.500 ABD doları isim hakkı kullanım bedeli ödemesi öngörülmüş olup, davalı F.’nın lisans sözleşmesini haklı sebeple feshettiği de iddia ve ispat edilemediğine göre Mahkemece bozma ilamına uyulmasına rağmen, sadece, fesih ihbarının ulaştığı 1 Haziran 2005 tarihine kadar olan dönem yönünden isim hakkı kullanım bedeline hüküm olunması doğru olmamıştır. O halde mahkemece, yukardaki ilkeler doğrultusunda, Sözleşmenin 1 yıl süreyle yenilendiği kabul edilerek yıllık isim hakkı bedelinden, varsa davacının sözleşmenin dönem sonuna kadar yapmaktan kurtulduğu masraflar ile varsa elde ettiği kazancın tespiti ve indirilmesi suretiyle yıllık isim hakkı bedeline hüküm olunması gerekirken, davalı lisans alanın her istediğinde sözleşmeyi fesih hakkı varmış gibi hatalı değerlendirme ile isim hakkı bedeli talebi yönünden davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmesi doğru olmamış ve kararın bu nedenle davacı Dernek yararına bozulmasını gerektirmiştir.

Yazı Kategorileri:
FSEK

2003 yılından itibaren Barolar Birliği’ne bağlı olarak çalışan Avukat Emre Kurt, kariyerine ticaret hukuku alanında başlamış Kırkağaç 6. Jandarma Er Eğitim Alayı Manisa’da Disiplin Subayı olarak askeri hizmet verdikten sonra Londra Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde Ticaret ve Şirketler Hukuku alanında uzmanlaşmıştır. Londra Üniversitesi’ndeki ihtisasın ardından Av. Emre KURT’un hukuk pratiği özellikle fikri mülkiyet hakları ve haksız rekabet hakları konusunda yoğunlaşmıştır. İyi derecede İngilizce bilmektedir.

Yorum Yaz