Nis 14, 2021
24 Görüntüleme

Telif Hakları İhlali ve Yoksun Kalınan Karın Tazmini 11-71

Yazan
banner

Kanunun 70/2 maddesinde düzenlenen maddi tazminat yanında eser sahibine tecavüzün refi ile birlikte 68. madde de bu zararına karşılık seçimlik 70. madde de seçimlik olarak “sözleşme yapılmış olması halinde isteyebileceği bedelin veya bu Kanun hükümleri uyarınca tespit edilecek rayiç bedelin en çok üç kat fazlasını” talep etme hakkı tanınmıştır. Kısaca eser sahibine maddi tazminat isteminde seçimlik hak olarak 68. Madde ile üç kat bedel oranında isteme ile 70. madde uyarınca zararını veya mahrum olduğu karı isteme hakkı verilmiştir.


YARGITAY HUKUK GENEL KURULU E. 2017/11-71 K. 2020/483 T. 30.6.2020

Fikri haklara yönelik bir saldırı hâlinde hak sahibi, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nda düzenlenen hukuk davalarına başvurmak suretiyle saldırıya karşı korunma ve şayet vuku bulmuşsa ihlalin sonuçları yönünden giderilmesini isteyebildiği gibi, ihlal sebebiyle uğramış olduğu zararın tazmin edilmesini de talep edebilmektedir (Sarıkaya, M., Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nda Düzenlenen Tazminat Talepleri Üzerine İnceleme. TAÜHFD. 2019 1(2 ). S: 59-90 ).

Bu taleplerin hukuki normatif düzenlemeleri ise 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun “Hukuk ve Ceza Davaları” başlığını taşıyan beşinci bölümünde kurallara bağlanmıştır.

a- ) 66 ila 68 maddeler arasında düzenlenen tecavüzün ref’i,

b- ) 69. madde de düzenlenen tecavüzün men’i (FSEK m. 69 ) ve

c- ) 70. madde de düzenlenen tazminat (fiili zarar veya yoksun kalınan kâra ilişkin maddi tazminat ile kişilik haklarının ihlali nedeni ile manevi tazminat ) davalarıdır.

Kanunun 70/2 maddesinde düzenlenen maddi tazminat yanında eser sahibine tecavüzün refi ile birlikte 68. madde de bu zararına karşılık seçimlik 70. madde de seçimlik olarak “sözleşme yapılmış olması halinde isteyebileceği bedelin veya bu Kanun hükümleri uyarınca tespit edilecek rayiç bedelin en çok üç kat fazlasını” talep etme hakkı tanınmıştır. Kısaca eser sahibine maddi tazminat isteminde seçimlik hak olarak 68. Madde ile üç kat bedel oranında isteme ile 70. madde uyarınca zararını veya mahrum olduğu karı isteme hakkı verilmiştir.

Tecavüzün ref’i davası çerçevesinde hak sahibinin üç katı bedel oranında parasal bir talep ileri sürebilmesi, mali hakların eser ile eser sahibi arasındaki ekonomik ilişkiyi ilgilendirmesi ve bu sebeple davanın telif ücretini karşılamaya yönelik olarak düzenlenmesiyle açıklanmaktadır (KILIÇOĞLU A. M.,Sınai Haklarla Karşılaştırmalı Fikri Haklar, 4. Baskı, T. Kitabevi, Ankara, 2018 s: s. 396., YAVUZ Levent / ALICA Türkay / MERDİVAN Fethi, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu Yorumu, C. II, 2. Baskı, Seçkin Yayıncılık, Ankara, 2014. s: 2080 ).

Üç kat bedel istemede 70. Maddedeki zarar ve yoksun kalınan kâra ilişkin maddi tazminat aranan kusur ve zarar, 68. Maddedeki üç katı bedel de kural olarak aranmaz.

Ancak elbette üç katına kadar bedelde hakimin bedele hükmederken haksız fiil olması nedeni ile kusuru da dikkate alması gerekir. Zira Anayasa Mahkemesi iptal istemi ile açılan davada iptal istemini reddederken “hükmün hâkimin taleple bağlı olduğuna yahut takdir yetkisini kullanamayacağına ilişkin bir düzenleme içermediğini, istenebilecek bedele üst sınır getirdiğini ve bu sınır içerisinde hâkimin dosya içeriği ve talebi gözeterek takdir yetkisi kullanacağını, eserin bedelini belirleme görevi de hâkime bırakıldığından takdir yetkisinin olmadığından söz edilemeyeceğini” gerekçe olarak belirtmiştir (AYM. T. 28.02.2013 E. 2012/133 K. 2012/33., R.G.: 12.07.2013 T. 28705 S. ).

Hükmün “üç katına kadar” ibaresi ile üst sınırı belirlediği, hakimin daha altında takdirinde yasaya aykırı bir durum olmayacağı açıktır. Yasanın bu kabulü, buradaki üç katı bedelin bir sözleşmeden kaynaklanan alacak olmadığını göstermektedir. Burada kanuni bir ceza öngörüldüğü doktrinde hâkim görüştür (TEKİNALP Ü., Fikrî Mülkiyet Hukuku, 5. Bası, V. Kitapçılık, İstanbul, 2012 s: 53; ÖZTAN Fırat, Fikir ve Sanat Eserleri Hukuku, T. Kitabevi, Ankara, 2008. s. 649; BOZBEL Savaş, Fikir ve Sanat Eserleri Hukuku, On İki Levha Yayıncılık, İstanbul, 2012 s. 555; DEMİRBAŞ A., Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nda Eser Sahibinin Mali Haklarına Tecavüz Halinde Hak Sahibine Sağlanan Hukuki Koruma, On İki Levha Yayıncılık, İstanbul, 2015, s. 83, Sarıkaya, s: 71 ).

Davacının tecavüzün refi ile birlikte 68. maddedeki “bedelin en çok üç kat fazlasını” talep ettiği açık olup esasen tartışma konusu değildir.

Davacının haksız fiilin refine bağlı bu üç katı bedeli istemesi, taraflar arasında farazi olarak sözleşme kurulmasına da neden olur mu? Özel Daire ile çoğunluk görüşünden ayrıldığımız nokta bu temeldedir.

Esasen sözleşmenin kurulabilmesi için tarafların karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanları gereklidir (6098 Sayılı TBK Mad. 1 ) Taraflar arasında bir sözleşmenin kanun tarafından ihdas edilmesi hukuk sistemimize yabancıdır (Sarıkaya, …e. s: 72 ).

Davacının talebi sözleşme kurulmasına ilişkin olmayıp, yasanın yaptırım olarak seçenek olarak belirlediği bedeli istemesidir. Bu bedeli de sözleşme yapılmış faraziyesine dayandırmıştır. Bu bir sonuçtur, sonuç olan ve farazi sözleşmeye göre belirlenen bedelden yararlanmadır. Bu yararlanma sözleşme kurulduğu anlamına gelmez.

Farazî sözleşme ilişkisinde veya lisans örneksemesinde amaç, tazminat miktarının hesaplanmasını, davacının seçimine binaen yeknesak yöntemlere bağlayarak kolaylaştırmaktır. Bu kavramların, taraflar arasında, hem de geleceğe inhisar edecek boyutta, fiilen bir sözleşme kurduğunu sanmak, varsayım ile gerçeği karıştırmaktır (Tüzüner, Ö., Farazî Sözleşme İlişkisi Hakkında Bir Yargıtay Kararının Tazminat Hukukunun Esasları Çerçevesinde İncelenmesi. Ankara Barosu Dergisi. 2012/2. s:88 )

Taraflar arasında bir sözleşme kurulmadığı açıktır; ancak kanun koyucu, böyle bir sözleşme olsaydı yürürlükte olacak hukukî sonuçları, fikri hak ihlali sonrasında üç kata kadar bedel ödenmesi hâlinde de geçerli kılmak gereksinimi duymuştur. Elbette bu sonuçların faraziyeye başvurulmadan düzenlenmesi de mümkünse de faraziyeye başvurulması kanun koyucuya kolaylık sağlamaktadır (Sarıkaya, …e. s: 72., adı geçen eserden Andreas Von Tuhr /Hans Peter, Allgemeiner Teildes Schweizerischen Obligationenrechts, C. I (mit Supplement ), 3. Auflage, Schulthess, Zürich, 1984, s. 165, 166; TOPUZ Gökçen, Medeni Usul Hukukunda Karinelerle İspat, Yetkin Yayınları, Ankara, 2012, s. 63, 64 ).

Diğer taraftan 68. maddenin son fıkrasında yer alan “Bedel talebinde bulunan kişi, tecavüz edene karşı onunla bir sözleşme yapmış olması hâlinde haiz olabileceği bütün hak ve yetkileri ileri sürebilir” düzenlemesi de eser sahibinin bu yetkiyi kullanması halinde sözleşme ilişkisi kurulacağı yorumu da doğru değildir.

Bu yetkinin kullanılması fikri hak ihlaline sebebiyet veren eylemi, geçmişe etkili olarak hukuka uygun hâle dönüştürmez. Aksi düşünce eser sahibinin üç kata kadar bedel ödenmesiyle karşılanamayan zararı için kanunun 70. uyarınca tazminat isteyebilmesinin hukukî temeli ortadan kaldırır. Oysa hak sahibi, mütecavizin hukuka aykırı fiili sebebiyle FSEK m. 68 çerçevesinde hükmolunan ödemeyle karşılanamayan zararı için –şartları mevcutsa- tazminat talep edebilir. Nitekim FSEK m. 68/II hükmünde, izinsiz çoğaltılmış kopyalar bakımından hak sahibine tanınan seçimlik hakların mütecavizin hukukî sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı açıkça düzenlenmiş bulunmaktadır (Sarıkaya,…e. 73 ).

Kanun koyucunun amacının eseri izinsiz yayımlanan ve haksız fiile maruz kalan hak sahibine 68. madde uyarınca farazi sözleşme ilişkisi sonucu olarak üç katı bedel talep etme verirken, bir ceza öngörmüştür. Sözleşme ilişkisi kurulmuş olsa idi burada cezadan değil, alacaktan söz etmek gerekirdi. Ancak anılan üç katına kadar bedel üst sınırı belli olan sözleşmeden kaynaklanan bir alacak değildir.

FSEK.’in 66 ve devamındaki madde hükümlerine konu tecavüzün ref’i davası, meydana gelmiş bir tecavüzün bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasını amaçlamaktadır. Bu bir haksız fiildir. 68. madde de “üç katına kadar bedel” haksız fiile bağlanan bir sonuçtur. Bu bedelin istenmesi sözleşme ilişkisinin kurulduğu şeklinde yorumlanamayacağı gibi haksız fiilin tamamen kaldırılmasının sonucu olan kararın ilanını da engellemez. Zira hak sahibi aynı zamanda tecavüzün refini de istemiştir. .

Yazı Kategorileri:
FSEK

2003 yılından itibaren Barolar Birliği’ne bağlı olarak çalışan Avukat Emre Kurt, kariyerine ticaret hukuku alanında başlamış Kırkağaç 6. Jandarma Er Eğitim Alayı Manisa’da Disiplin Subayı olarak askeri hizmet verdikten sonra Londra Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde Ticaret ve Şirketler Hukuku alanında uzmanlaşmıştır. Londra Üniversitesi’ndeki ihtisasın ardından Av. Emre KURT’un hukuk pratiği özellikle fikri mülkiyet hakları ve haksız rekabet hakları konusunda yoğunlaşmıştır. İyi derecede İngilizce bilmektedir.

Yorum Yaz