Nis 21, 2021
153 Görüntüleme

Araçtaki Gizli Ayıplar, Piyasadaki Araçlarla Mukayese 2017/694

Yazan
banner

Bir ürünün imalatından doğan hatası ‘’gizli hatası’’ niteliğindedir. İlk bakışta fark edilmeyen sonradan yapılacak olan ayrıntılı bir muayene ile anlaşılan ayıbı bulunan ürünü satın alan tüketicinin yasadan kaynaklanan seçimlik haklarını kullanabileceği kabul edilmelidir.


Y.HGK E.2017/694 K.2020/71 T.04.02.2020

Uyuşmazlığın çözümünde öncelikle “ayıp” kavramı üzerinde durmakta yarar vardır.
Ayıba ilişkin düzenleme, dava tarihi itibariyle uygulanması gereken, 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun (TKHK)’nin 4.
maddesinde yer almaktadır. Anılan maddenin 1. fıkrasında; “Ambalajında, etiketinde, tanıtma ve kullanma kılavuzunda yer alan veya satıcı tarafından vaat edilen veya standardında tespit edilen nitelik ve/veya niceliğine aykırı olan ya da tahsis veya kullanım amacı bakımından değerini veya tüketicinin ondan beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler içeren mal veya hizmetler, ayıplı mal veya ayıplı hizmet olarak kabul edilir.” denilmekte, devam eden fıkralarda ise buna ilişkin biçimsel koşullar sayılmaktadır.
Ayıp; bir malda sözleşme ve yasa hükümlerine göre normal olarak bulunması gereken niteliklerin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bozuklukların yer almasıdır. Bu çerçevede “ayıp” kavramının içeriği belirlenirken öncelikle; sözleşme hükümlerine bakılmalıdır. Sözleşme ele alınırken bakılacak ilk husus, taraflar arasında satılan malın hangi özellikleri içermesi gerektiği konusunda açık bir anlaşmanın olup olmadığıdır. Üzerinde anlaşma olmayan durumda ise, sözleşmenin yorumundan hareketle tarafların zımnen bu konuda bir anlaşma yapıp yapmadıklarına bakılacaktır. Zımni anlaşmanın dahi olmadığı durumlarda, sözleşmenin tümü dikkate alınacak ve dürüstlük kuralına göre malın taşıması gereken vasıflar belirlenecektir. Bu anlamda ayıp, malın sözleşmeye göre taşıması gereken nitelikleri taşımaması hâli veya bu hususta özel bir hüküm olmasa da, sözleşmenin niteliği ve içeriği dikkate alındığında, malda mevcut olması gereken vasıfların eksikliği şeklinde ortaya çıkacaktır. Satılan maldaki ayıp açık veya gizli ayıp şeklinde olabilir. Açık ayıplar, ilk bakışta görülebilen veya basit bir muayene ile anlaşılabilenayıplardır. Buna karşılık gizli ayıplar, ilk bakışta fark edilemeyen, sonradan yapılacak detaylı bir muayene ile anlaşılan ayıplardır. Bu tür ayıplar genelde malın yapısıyla ilgili olan ve kullanılmasıyla anlaşılan ayıplardır.
TKHK m. 4/2’de  malın ayıplı olması hâlinde alıcının seçimlik haklarının nelerden ibaret olduğu belirtilmiş olup, tüketici bu durumda, bedel iadesini de içeren sözleşmeden dönme, malın ayıpsız misliyle değiştirilmesi veya ayıp oranında bedel indirimi ya da ücretsiz onarım isteme haklarına sahiptir. Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür. Tüketici bu seçimlik haklarından biri ile birlikte ayıplı malın neden olduğu ölüm veya yaralanmaya yol açan ve kullanımdaki diğer mallarda zarara neden olan hâllerde imalatçı-üreticiden tazminat isteme hakkına da sahiptir
Alıcının seçimlik haklarına ilişkin olarak BK m. 202/1’de malın ayıplı olması hâlinde alıcının satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmenin feshini ya da satılanı alıkoyup kıymetinin noksanı mukabilinde semenin tenzilini isteyebileceği düzenlenmiştir.
BK m.202/2’de  ise, ayıp hâlinde alıcının sözleşmenin feshi talebi üzerine hâkimin, hâl icabı sözleşmenin feshini haklı
görmemesi üzerine semenin tenziline karar verebileceği belirtilmiştir.

BK m. 203’te, satılanın muayyen misli şeylerden olması hâlinde alıcının, dilerse sözleşmenin feshi veya semenin tenzilinden hiçbirini talep etmeyip malın ayıpsız misli ile değiştirilmesini talep edebileceği düzenlenmiştir.

Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; dava konusu araç seyir hâlindeyken aracın radyatörüne gelen bir taş parçasının
çarpıp oluşturduğu çatlakla soğutma suyunun eksilip hararete yol açması sonucu araçta arıza oluştuğu hususunda Yerel Mahkeme ve Özel Daire arasında çekişme bulunmamaktadır.

Yukarıda ayrıntıları ile izah edildi-ği üzere ayıbın tanımı, bir malda normal olarak bulunması gereken niteliklerin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bozuklukların yer almasıdır. Tüketicinin satın aldığı bir araçtan beklentisi asgari güvenliğin sağlanması suretiyle sürüş olduğuna göre, her sürüşte mümkün olabilecek mıcır sıçramasından radyatörü koruyacak malzeme olmaksızın eksik parça ile satılan aracın ayıplı olduğunda duraksama olmamalıdır.

Her ne kadar Özel Daire bozma kararında, dava konusu araç ile aynı model araçlarda da bahsedilen radyatörü koruyacak parçanın bulunup bulunmadığının araştırılmasının gerektiği, dolayısıyla diğerlerinde de bulunmaması hâlinde savunmada belirtildiği gibi bunun bir donanım
meselesi olabileceği belirtilmiş ise de, ülkenin yol şartlarına uygun olmayan nitelikte aracın piyasaya sürülmesinin, en başta güvenlik zafiyeti oluşturacağı ve bu nedenle donanım farklılığı olarak kabul edilebilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varıldığından, aynı model araçlarda bahsedilen radyatörü koruyacak parçanın bulunup bulunmadığının araştırılmasına gerek bulunmamaktadır.

Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında; piyasada araç satışlarında donanımların farklı olduğu ve araç bedellerinin donanıma göre farklılık gösterdiği gerçeği karşısında, mahkemece G. model araçların kaç çeşit donanım seçeneğinde üretildiği, dava konusu açısından bunlar arasındaki farkların ne olduğu, davaya konu araçta bulunmadığı iddia edilen radyatör korumanın bedel farkı ile ilgisinin olup olmadığının değerlendirilmesinin gerektiği, bu korumanın var olmamasının, dava konusu araca has olup diğer donanımlı araçlarda bulunması hâlinde, davacının bu hususu bilerek daha az bedel ile satılan aracı tercih ettiğinin kabulünün gerekeceği ve bu durumda davalıya kusur izafe edilmeyeceği değerlendirilmeden, korumanın var olması gerektiği düşüncesi ile karar verilmesinin doğru olmadığı, ayrıca yumuşak malzemeden yapılması gereken radyatörün taş darbelerine dayanıklı olması gerektiği yönündeki gerekçenin de uygun olmadığı ileri sürülmüş ise de bu görüş Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir.

Hâl böyle olunca; davalı Ç. Motorlu Araçlar San. ve Ltd. Şti. hakkında yerel mahkemenin 27.12.2012 tarihli ve 2011/364 E., 2012/1030K. sayılı kararı ile kurulan hükmünün temyiz edilmemekle kesinleştiği, böylece Ç. Motorlu Araçlar San. Ltd. Şti.’nin uyuşmazlık dışı kaldığı anlaşılmakla birlikte, davalı Otomotiv San. ve Tic. A.Ş. yönünden araçtaki eksikliğin gizli ayıp olduğu gerekçesiyle aracın misli ile değişimi talebinin kabulüne dair tesis edilen direnme kararı yerindedir. Ne var ki, bozma nedenlerine göre, davalı … Otomotiv Sanayi ve Ticaret A.Ş. vekilinin işin esasına ilişkin diğer itirazları incelenmediğinden bu konuda inceleme yapılmak üzere dosya Özel Daireye gönderilmelidir.


otomobil ayıp otomobil ayıp gizli ayıp gizli ayıp  otomobil gizli ayıp otomobil gizli ayıp araç ayıp araç ayıp araç gizli ayıp araç gizli ayıp tüketici hukuku tüketici hukuku ayıp dava ayıp dava  ayıp avukat ayıp avukat ayıp ankara avukat ayıp ankara avukat ayıp ankara dava ayıp ankara dava araç arızası dava araç arızası dava: araç arızası avukat araç arızası avukat


2003 yılından itibaren Barolar Birliği’ne bağlı olarak çalışan Avukat Emre Kurt, kariyerine ticaret hukuku alanında başlamış Londra Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde Ticaret Hukuku ve Marka, Patent, Faydalı Model, Telif Hakları yan genel adıyla Fikri Mülkiyet Hukuku alanında uzmanlaşmıştır. Londra Üniversitesi’ndeki ihtisasın ardından Av. Emre KURT özellikle marka, patent ve haksız rekabet hakları konusunda yoğun olarak çalışmaktadır. İyi derecede İngilizce bilmektedir.

Yorum Yaz