Nis 26, 2021
42 Görüntüleme

Eser Mahiyetinde Olsun veya Olmasın Mektupların Yayınlanması

Yazan
banner

Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 85/1. maddesinde yer alan, “Eser mahiyetinde olmasa bile, mektup, hatıra ve buna benzer yazılar yazanların ve bunlar ölmüş ise 19. maddenin birinci fıkrasında yazılı kimselerin muvafakati olmadan yayınlanamaz. Meğer ki, yazanın ölümünden itibaren on yıl geçmiş bulunsun.” ve anılan maddenin 2. fıkrasında yer alan, “Mektuplar birinci fıkradaki şartlardan başka muhatap veya muhatap ölmüş ise 19. maddenin birinci fıkrasında yazılı kimselerin muvafakati olmadan yayımlanamaz; meğer ki, muhatabın ölümünden itibaren 10 yıl geçmiş bulunsun.” şeklindeki düzenlemelerden anlaşılacağı üzere, maddede belirtilen mektup, hatıra ve buna benzer yazıların yayınlanmasının belirli şartlar dahilinde mümkündür.


YARGITAY 12. CEZA DAİRESİ E. 2011/7330 K. 2012/407 T. 18.1.2012

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’ne bağlı Kaçakçılık Büro Amirliği görevlileri tarafından tarihi eser kaçakçılığını önlemek amacıyla yapılan çalışmalar sırasında, müzayede şirketinin 09.11.2008 tarihinde gerçekleştireceği 254. müzayedeye ait katalog incelendiğinde, “Mustafa Kemal Atatürk’ün eşi Latife Hanım’a ve Latife Hanım’ın Mustafa Kemal Atatürk’e yazdığı çok özel mektuplar” başlığı altında toplam 7 adet el yazması mektubun satışa çıkarıldığının tespit edilmesi üzerine ilgili şahıslar hakkında soruşturma başlatıldığı, İstanbul İkinci Sulh Ceza Mahkemesi’nin 30.10.2008 tarihli ve 2008/1441 müteferrik sayılı kararına istinaden bahsi geçen işyerinde yapılan aramada 9 sayfadan oluşan 7 adet mektuba el konulduğu, bilahare 03.11.2008 tarihli tutanak ile söz konusu belgelerin Genelkurmay Başkanlığı Askeri Müze ve Kültür Sitesi Komutanlığı’na teslim edildiği, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma sırasında bu kez anılan mektupların H… Gazetesi’nin 01.03.2009 ve 02.03.2009 tarihli nüshalarında şüpheli M.Gökhan tarafından izinsiz yayınlanması sebebiyle Latife Hanım’ın mirasçılarından G. A. vekili tarafından yapılan şikayet üzerine aynı dosya üzerinden soruşturma başlatıldığı,

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma dosyası tefrik edilerek, mektupları müzayede şirketine getiren S. isimli şahıs ile anılan şirketin yetkilileri H. T. ile E. haklarında, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’na aykırılıktan kamu davası açıldığı, şüpheli M. G. hakkında ise özel hayatın ve haberleşmenin gizliliğini ihlal suçlarından soruşturma yapılmak üzere dosyanın yetkili Beyoğlu Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderildiği, yapılan soruşturma sonucunda, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 85/1. maddesinde yer alan, “Eser mahiyetinde olmasa bile, mektup, hatıra ve buna benzer yazılar yazanların ve bunlar ölmüş ise 19. maddenin birinci fıkrasında yazılı kimselerin muvafakati olmadan yayınlanamaz. Meğer ki, yazanın ölümünden itibaren on yıl geçmiş bulunsun.” şeklindeki düzenlemeye atıfta bulunularak, Mustafa Kemal Atatürk ve eşi Latife Hanım’ın ölümlerinin üzerinden 10 yıldan fazla süre geçtiğinden bahisle şüpheli hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği anlaşılmış ise de,

Konuya ilişkin mevzuat incelendiğinde, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun, “Korunması gerekli taşınır kültür ve tabiat varlıkları” başlıklı 23. maddesinin 1. fıkrası (b) bendinde yer alan, “Milli tarihimizdeki önemleri sebebiyle, Milli Mücadele ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna ait tarihi değer taşıyan belge ve eşyalar, Mustafa Kemal ATATÜRK’e ait zati eşya, evrak, kitap, yazı ve benzeri taşınırlar” şeklindeki düzenlemeye göre, maddede belirtilen varlıkların süresiz koruma altında olduğunun anlaşıldığı,

Diğer yandan 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 85/1. maddesinde yer alan, “Eser mahiyetinde olmasa bile, mektup, hatıra ve buna benzer yazılar yazanların ve bunlar ölmüş ise 19. maddenin birinci fıkrasında yazılı kimselerin muvafakati olmadan yayınlanamaz. Meğer ki, yazanın ölümünden itibaren on yıl geçmiş bulunsun.” ve anılan maddenin 2. fıkrasında yer alan, “Mektuplar birinci fıkradaki şartlardan başka muhatap veya muhatap ölmüş ise 19. maddenin birinci fıkrasında yazılı kimselerin muvafakati olmadan yayımlanamaz; meğer ki, muhatabın ölümünden itibaren 10 yıl geçmiş bulunsun.” şeklindeki düzenlemelerden anlaşılacağı üzere, maddede belirtilen mektup, hatıra ve buna benzer yazıların yayınlanmasının belirli şartlar dahilinde mümkün bulunduğu,

Keza anılan maddenin atıfta bulunduğu 19. madde incelendiğinde de, 1. fıkrasında, “Eser sahibi 14 ve 15. maddelerin birinci fıkralarıyla kendisine tanınan salahiyetlerin kullanılış tarzlarını tespit etmemişse yahut bu hususu herhangi bir kimseye bırakmamışsa bu salahiyetlerin ölümünden sonra kullanılması, vasiyeti tenfiz memuruna; bu tayin edilmemişse sırasıyla sağ kalan eşi ile çocuklarına ve mansup mirasçılarına, ana-babasına, kardeşlerine aittir.” şeklinde, 2. fıkrasında ise, “(Değişik fıkra; 03/03/2001 – 4630/12. md.) Eser sahibinin ölümünden sonra yukarıdaki fıkrada sayılan kimseler eser sahibine 14, 15 ve 16. maddelerin üçüncü fıkralarında tanınan hakları eser sahibinin ölümünden itibaren yetmiş yıl kendi namlarına kullanabilirler.” biçimde düzenlemelere yer verildiği,

Yine 5846 sayılı Kanun’un 85/3. maddesinde yer alan “Yukarıdaki hükümlere aykırı hareket edenler hakkında Borçlar Kanunu’nun 49. maddesi ve Türk Ceza Kanunu’nun 132, 134, 139 ve 140. maddeleri hükümleri uygulanır.” Biçimdeki düzenleme ile eylemin müeyyidesinin de gösterildiği,

Somut olayda dosya kapsamında bulunan, Genelkurmay Başkanlığı Askeri Müze ve Kültür Sitesi Komutanlığı’nın 05.11.2008 tarihli ve 7820-443- 08 MÜZ. GRB. sayılı yazısına ekli ekspertiz raporuna göre, söz konusu mektupların özel hayat ile ilgili bilgiler içerdiği ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat

Varlıklarını Koruma Kanunu’nun 23/b maddesi ile 30 Eylül 1984 tarihli ve 18531 sayılı Askeri Müzeler Yönetmeliği’nin 9/1. maddesi kapsamında “müzelik nitelikte, tasnif ve tescile tabi” özellik taşıdığının ve belirtilen Yönetmeliğin 15/7. maddesi gereği, “Atatürk’e ait zati eşya, evrak, kitap, yazı, belge ve Atatürk ile ilgili diğer eserler” kapsamında olduğunun belirtilmiş olması karşısında,

Delillerin kamu davasının açılmasını gerektirir nitelikte bulunduğu ve bu delillerin mahkemesince takdir ve değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeksizin, itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü 27.06.2010 gün ve B.03.0.CİG.0.00.00.04-105-34-4857-2010/7933/ 42613 sayılı kanun yararına bozma talebine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 12.07.2010 gün ve 2010/165853 sayılı tebliğnamesi ile Daireye ihbar ve dava evrakı tevdii kılınmakla,

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:

Şüphelinin müştekilerin murisine ait mektupları yayınlamasını yürürlükte olan mevzuat bakımından değerlendirilmesi aşağıdaki başlıklar altında yapılabilir:

1- TCK’nın 130. maddesinde belirtildiği şekilde ölen kişinin hatırasına hakaret,

2- TCK’nın 132. maddesindeki haberleşmenin gizliliğini ihlal ve 134. maddesindeki özel hayatın gizliliğini ihlal,

3- 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 85. maddesi kapsamında fotoğrafların korunması,

4- 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun 23. maddesine aykırılık.

Muris Latife U.’in Atatürk’e yazdığı mektupların yayınlanmasında şüpheli yazar tarafından ölen kişinin hatırasına hakaret oluşturacak bir ifadenin bulunmamış olması karşısında sadece mektupları yayınlamanın belirtilen kapsamda değerlendirilemeyeceğidir.

Haberleşmenin ve özel hayatın gizliliğini ihlal bakımından da bakıldığında şikayete tabi bir suç olan TCK’nın 132. ve 134. maddelerinde yer alan suçların ölen kişiler için düşünülemeyeceğidir. Bunun yanında müteveffa muris Latife U.’in mirasçısı müştekilerin de özel hayatlarına ilişkin bilginin yayınlanan mektuplarda da bulunmadığı açıktır. Dolayısıyla belirtilen maddelerde haberleşmenin ve özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun da unsurları oluşmamaktadır.

5846 sayılı Kanun’un 85/1. maddedeki “Eser mahiyetinde olmasa bile, mektup, hatıra ve buna benzer yazıların” yayınlanamayacağı hükmünün ihlal edildiği düşünülse bile, aynı fıkrada “Meğer ki, yazanın ölümünden itibaren on yıl geçmiş bulunsun.” hükmü nazara alındığında 1975 yılında ölen muris bakımından maddede öngörülen süre dolduğundan şüphelinin eylemi bu madde kapsamında da değerlendirilemeyecektir.

Şüphelinin mektupları yayınlaması eylemi 2863 sayılı Kanun’un 23 /son maddesi bakımından incelendiğinde bu kapsama girmeyeceği açıktır. Çünkü belirtilen maddede “Milli tarihimizdeki önemleri sebebiyle, Milli Mücadele ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna ait tarihi değer taşıyan belge ve eşyalar, Mustafa Kemal ATATÜRK’e ait zati eşya, evrak, kitap, yazı ve benzeri taşınırlar.” koruma altına alınmıştır. Asılları elinde bulunmayan, müzayedeyi yapan A… A.Ş.’den dijital ortamda temin ettiği mektup kopyalarını yayınlamış olması karşısında şüphelinin eyleminin bu madde kapsamında değerlendirilemeyeceği gibi, A… A.Ş. görevlileri hakkında da İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 15.06.2009 tarihli iddianamesi ile 2863 sayılı Kanun’a muhalefetten kamu davası açılmış olup, ayrıca itiraza konu soruşturmada şüpheli hakkında bu kapsamda bir işlem yapılmadığı da açıktır.


fsek dava fsek dava fsek avukat fsek avukat fsek ankara fsek dava ankara fsek avukat ankara fsek avukat ankara mektup özel hayat mektup özel hayat mektup yayınlama mektup yayınlama eser tecavüz dava eser tecavüz dava özel hayatın gizliliği özel hayatın gizliliği telif hakları avukatı telif hakları avukatı fsek avukatı fsek avukatı telif dava ankara telif dava ankara telif avukat ankara telif avukat ankara telif avukatı

Yazı Kategorileri:
FSEK

2003 yılından itibaren Barolar Birliği’ne bağlı olarak çalışan Avukat Emre Kurt, kariyerine ticaret hukuku alanında başlamış Kırkağaç 6. Jandarma Er Eğitim Alayı Manisa’da Disiplin Subayı olarak askeri hizmet verdikten sonra Londra Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde Ticaret ve Şirketler Hukuku alanında uzmanlaşmıştır. Londra Üniversitesi’ndeki ihtisasın ardından Av. Emre KURT’un hukuk pratiği özellikle fikri mülkiyet hakları ve haksız rekabet hakları konusunda yoğunlaşmıştır. İyi derecede İngilizce bilmektedir.

Yorum Yaz