Haz 25, 2021
592 Görüntüleme

Pandemi Temyiz Süresi, Posta ile Temyiz 95

Yazan
banner

Temyiz yoluna posta marifetiyle gönderilen bir dilekçe ile başvurulması mümkün ise de, temyiz tarihi dilekçenin postaya verildiği tarih değil, Özel Daireye ulaştığı tarihtir. Özel Daire kararı davacıya 06.02.2020 tarihinde tebliğ edilmiş ve davacı tarafından posta yoluyla gönderilen 07.02.2020 tarihli temyiz dilekçesi Özel Daireye 24.02.2020 tarihinde ulaşmıştır. Buna göre; temyiz talep tarihinin 24.02.2020 olarak kabulü zorunludur. Hâl böyle olunca, temyiz istemi HMK m. 361/1’de düzenlenen iki haftalık süreden sonra yapıldığından davacının temyiz isteminin süreden reddine karar vermek gerekmiştir.


Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2021/95 E. , 2021/143 K.

Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında öncelikle, Özel Daire kararının davacıya 06.02.2020 tarihinde tebliğ edildiği, davacının posta yoluyla gönderdiği 07.02.2020 tarihli temyiz dilekçesinin Özel Daire tarafından 24.02.2020 tarihinde havale edildiği ve temyiz defterine kayıt tarihinin 24.06.2020 olduğu gözetildiğinde davacının temyiz isteminin süresinde olup olmadığı hususu ön sorun olarak tartışılmış ve değerlendirilmiştir.

6100 sayılı HMK’nın istinaf yoluna başvurulabilen kararları düzenleyen 341. maddesi; “ İlk derece mahkemelerinden verilen nihai kararlar ile ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü hâlinde, itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilir…” düzenlemesini içermektedir.
Aynı Kanun’un 361. maddesinde ise; “Bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerinden verilen temyizi kabil nihai kararlar ile hakem kararlarının iptali talebi üzerine verilen kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabilir…” şeklinde bir düzenlemeye yer verilmiştir.
2797 sayılı Yargıtay Kanunu’nun 02.01.2017 tarihli ve 680 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile değiştirilen (08.03.2018 tarihli ve 7072 sayılı Kanun ile kanun hükmü olarak kabul edilen) “Hukuk ve Ceza Genel Kurullarının görevleri” başlıklı 15. maddesinin 3. fıkrasında; “İlk derece mahkemesi olarak ilgili dairelerce verilen hükümlerin temyiz yoluyla incelemesini yapmak” hükmü yer almaktadır.
Bu hükümde Özel Dairelerce ilk derece mahkemesi sıfatıyla verilen kararlara karşı temyiz yoluna başvurulabileceği ve Hukuk Genel Kurulunun bu kararları temyiz yoluyla inceleyeceği belirtilmektedir.
Yargıtay ilgili hukuk dairesinin tazminat davası sonucunda vermiş olduğu kararlara karşı temyiz yoluna başvurulabilir; temyiz incelemesi, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca yapılır (Kuru, B.: İstinaf Sistemine Göre Yazılmış Medenî Usul Hukuku, 2. Baskı, Kasım 2018, s. 645).
Özel Dairelerce ilk derece mahkemesi sıfatıyla verilen kararlara karşı temyiz yoluna başvurulabileceği bu şekilde belirlendikten sonra davacının temyiz isteminin süresinde olup olmadığına gelince; HMK’nın “Temyiz dilekçesinin verilmesi” başlıklı 365. maddesinde “Temyiz dilekçesi, kararı veren bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya Yargıtay’ın bozması üzerine hüküm veren ilk derece mahkemesine yahut temyiz edenin bulunduğu yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilebilir.
Temyiz dilekçesi, kararı veren mahkemeden başka bir mahkemeye verilmişse temyiz defterine kaydedilir ve durum derhâl kararı temyiz edilen mahkemeye bildirilir.
Temyiz edene ücretsiz bir alındı belgesi verilir.” hükmü düzenlenmiştir.
HMK m. 366’nın  yollaması ile temyiz yolunda da uygulanan 343. maddesinde de “ İstinaf dilekçesi, kararı veren mahkemeye veya başka bir yer mahkemesine verilebilir. İstinaf dilekçesi hangi mahkemeye verilmişse, o mahkemece bölge adliye mahkemesi başvuru defterine kaydedilir ve başvurana ücretsiz bir alındı belgesi verilir.
Kararı veren mahkemeden başka bir mahkemeye verilmiş olan istinaf dilekçesi, bu mahkemece yukarıdaki fıkraya göre işlem yapıldıktan sonra kararı veren mahkemeye örnekleriyle birlikte gönderilir. Bu durum derhâl mahkemesine bildirilir.
İstinaf yoluna başvurma tarihi konusunda 118 inci madde hükmü uygulanır…” düzenlemesi bulunmaktadır.
14. Bölge Adliye ve Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdarî ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik’in “Kanun yoluna başvuru işlemleri” başlıklı 208. maddesi “(1) Kanun yoluna başvuru dilekçesi, ön büro veya yazı işlerinde görevli personele teslim edilir.
Kanun yoluna başvuru dilekçesi harca tabi değilse hemen, harca tabi ise harç ödendikten sonra kaydedilir ve başvuru sahibine ücretsiz alındı belgesi verilir.
Alındı belgesi, kanun yolu dilekçesinin sisteme kaydedilmesi üzerine verilen belgedir. Alındı belgesi, mahkemenin adını, dosyanın esas ve karar numarasını, karar tarihini, tarafların ve varsa müdahillerin ad ve soyadlarını, davanın konusunu, başvurulan kanun yolu merciini, başvuru tarih ve saatini içerir.
Kanun yolu başvurusu, kanun yolu dilekçesinin kaydedildiği tarihte yapılmış sayılır.
Başka yer mahkemesine verilen kanun yoluna başvuru dilekçelerinde de yukarıdaki hükümler uygulanır. Başka yer yazı işleri müdürü veya görevli personel teslim aldığı dilekçe ve eklerini elektronik ortama aktarır, fizikî evrakı da gecikmeksizin ilgili mahkemeye gönderir.
Herhangi bir nedenle elektronik ortamda işlem yapılamaması hâlinde durum bir tutanakla tespit edilir ve işlem fizikî ortamda yapılır. Elektronik sistem açıldığında fizikî ortamda yapılan işlemler gecikmeksizin elektronik ortama aktarılır. Bu durumda kanun yolu başvuru dilekçesi tutanağın düzenlendiği tarihte verilmiş sayılır.
Fiziksel ortamda kanun yolu başvurusu mesai saatleri içinde yapılır.” düzenlemesini içermektedir.
Temyiz dilekçesi, temyiz edilen kararı vermiş olan mahkemeye veya başka bir yer mahkemesine verilebilir. Temyiz dilekçesi, kararı vermiş olan mahkemeden başka bir mahkemeye verilmişse, o mahkemece temyiz defterine kaydolunur ve durum derhâl kararı temyiz edilen mahkemeye bildirilir.
Temyiz dilekçesi posta ile de (mahkemeye) gönderilebilir. Fakat bu hâlde, temyiz talebi temyiz dilekçesinin (postaya verildiği tarihte değil) mahkemeye geldiği (temyiz defterine kaydedildiği, harca tabi ise harcın yatırıldığı) tarihte yapılmış sayılır. Yani, temyiz dilekçesinin postaya (PTT’ye) veriliş tarihi temyiz süresini kesmez (Kuru, B.: Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6. Baskı, İstanbul 2001, C. V, s. 4583).
17. Yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda somut olayda, davanın esastan reddine ilişkin Özel Daire kararının davacıya Münster Başkonsolosluğu tarafından usulüne uygun şekilde 06.02.2020 tarihinde tebliğ edildiği, davacının kararı temyiz ettiğine ilişkin 07.02.2020 tarihli dilekçesini, herhangi bir mahkemeden havale ettirmeksizin, kararı veren Yargıtay 4. Hukuk Dairesine doğrudan posta yoluyla gönderdiği, temyiz talebini içeren postanın 24.02.2020 tarihinde Yargıtay 4. Hukuk Dairesine ulaştığı, aynı gün (24.02.2020 tarihinde) havale edildiği, iş yoğunluğu ve pandemi nedeniyle adli hizmetlere ara verilmesinden dolayı temyiz defterine kaydının hemen yapılamadığı ve ancak 24.06.2020 tarihinde temyiz defterine kaydedildiği anlaşılmaktadır.
Belirtildiği üzere, temyiz yoluna posta marifetiyle gönderilen bir dilekçe ile başvurulması mümkün ise de, temyiz tarihi dilekçenin postaya verildiği tarih değil, Özel Daireye ulaştığı tarihtir. Özel Daire kararı davacıya 06.02.2020 tarihinde tebliğ edilmiş ve davacı tarafından posta yoluyla gönderilen 07.02.2020 tarihli temyiz dilekçesi Özel Daireye 24.02.2020 tarihinde ulaşmıştır. Buna göre; temyiz talep tarihinin 24.02.2020 olarak kabulü zorunludur. Hâl böyle olunca, temyiz istemi HMK’nın 361/1. maddesinde düzenlenen iki haftalık süreden sonra yapıldığından davacının temyiz isteminin süreden reddine karar vermek gerekmiştir.


temyiz süresi, posta ile temyiz, pandemi temyiz, pandemi süreler

Yazı Kategorileri:
HMK

2003 yılından itibaren Barolar Birliği’ne bağlı olarak çalışan Avukat Emre Kurt, kariyerine ticaret hukuku alanında başlamış Londra Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde Ticaret Hukuku ve Marka, Patent, Faydalı Model, Telif Hakları yan genel adıyla Fikri Mülkiyet Hukuku alanında uzmanlaşmıştır. Londra Üniversitesi’ndeki ihtisasın ardından Av. Emre KURT özellikle marka, patent ve haksız rekabet hakları konusunda yoğun olarak çalışmaktadır. İyi derecede İngilizce bilmektedir.

Yorum Yaz