Ağu 25, 2021
109 Görüntüleme

Tanınmış Markalarda İltibas 2315

Yazan
banner

“GARANTİ” asıl unsurlu markaların bankacılık sektörü yönünden tanınmış oldukları, ancak davacı başvuru kapsamındaki 40. sınıftaki hizmetlerin, davacı markalarının tanınmış olduğu sektöre son derece uzak ve farklı olması gözetildiğinde somut olayda tanınmışlık koşullarının gerçekleşmediği…

Tanınmış marka ile alakalı olan davalarda davacı vekili ilgili madde ile alakalı uygulamayı dikkate almayarak ya da bilmediğinden sadece müvekkili markasının tanınmış olduğunu öne sürmekte her şeyi mahkemeye bırakmaktadır. Marka listeleri de birçok zaman uzun olduğundan tanınmış markanın kapsamındaki markanın tanınmış olduğu mal ve hizmet ile davalı markasındaki hangi mal veya hizmetin bağlantılı olduğu somutlaştırılmadığında mahkemenin tek tek sınıf alt sınıf mukayesesi yapamayacak olması nedeniyle davalar reddedilebilmektedir.

Bu nedenle marka davalarında marka avukatının tanınmış markanın tanınmış olduğu alan ile davalı markasındaki hangi mal ve hizmetin benzer olduğu, bir şekilde alakalı olduğu somut olarak ortaya koyulmalıdır. Mesela ADIDAS spor giyim markası ADIDAS ile sporcu içeçeği üretildiğinde markaların kapsamındaki emtialar alakalı, Jaguar örneğin bir araba markası Jaguar ile güneş gözlüğü üretildiğinde araç sürerken güneş gözlüğü yaygın takıldığında bir şekilde emtialar arasında bağlantı var.


Yargıtay 11. Hukuk Dairesi         2020/2315 E.  ,  2021/3734 K.

Davacı vekili, müvekkilinin “GARANTİ” asıl unsurlu tanınmış markaların sahibi olduğunu, bu ibarenin aynı zamanda müvekkili şirketin ticaret unvanının ayırt edici kısmını oluşturduğunu, davalı Şirketin ise 2015/21173 sayılı “GARANTİ GREEN YARN+şekil” ibareli marka tescil başvurusunda bulunduğunu, müvekkilince iltibas ve tanınmışlık ile haksız rekabet vakıalarına dayalı olarak başvuruya itiraz edildiğini, Markalar Dairesi Başkanlığı’nca itirazın kısmen yerinde görülerek 35. sınıf hizmetlerin başvuru kapsamından çıkarıldığını, 40. sınıf yönünden ise itirazın reddine karar verildiğini, başvurunun tümden reddi istemiyle bu karara yaptıkları itirazın ise YİDK tarafından reddedildiğini, alınan kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, 40. sınıf hizmetler yönünden de markalar arasında iltibas tehlikesinin bulunduğunu, öte yandan müvekkili markaları tanınmış olduklarından 556 sayılı KHK’nın 8/4 maddesi uyarınca da başvurunun tescilinin mümkün olmadığını ileri sürerek, YİDK‘nın 2016-M-12679 sayılı kararının iptaline ve tescili halinde dava konusu markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, başvuru kapsamında kalan hizmetler yönünden dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı Şirket vekili, davacının markaları ile müvekkili başvurusundaki işaretin iltibasa neden olacak derecede benzer olmadığını, içerdikleri ürün ve hizmetlerin de farklı olması sebebiyle karıştırma, ilişkilendirilme ve davacı markalarının tanınmışlığından yararlanma ihtimalinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, davacının dayandığı markalarının GARANTİ esas ve ayırt edici unsurlu olduğu, fakat markalarının genel olarak başka bazı sözcük ve şekillerle birlikte tescilli bulunduğu, davalının başvurusunun ise “GARANTİ GREEN YARN” ibare ve biçimli olduğu, işarette ayrıca iplik sarmayı işaret eden bir şeklin de bulunduğu, her iki markanın esas ve ayırt edici unsuru olan GARANTİ ibaresinin ayırt edici karakterinin son derece zayıf bulunduğu, başvuru kapsamındaki 40.sınıf hizmetlerin davacı markalarının kapsamında yer almadığı, başvuru konusu işaret ile davalı markaları arasında işletmesel bağlantılandırmayı tesis eden herhangi bir unsurun da bulunmadığı, davacının GARANTİ ibareli markasının bankacılık sektörü için tanınmış olduğu, fakat sonucun değişmeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davacının itirazına mesnet markaların asli unsurlarının “GARANTİ” ibaresinden oluştuğu, asli unsurları itibarları ile dava konusu başvuru ile itiraza mesnet markalar arasında 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali dahil iltibas tehlikesi bulunduğu, “GARANTİ” ibaresinin ayırt ediciliğinin zayıf olduğu ve dava konusu başvuruya yeterli ayırt ediciliğin kazandırıldığı yönündeki ilk derece mahkemesi gerekçesinin yerinde olmadığı, marka işaretleri arasında benzerlik bulunduğu, ancak iltibas tehlikesinden söz edebilmek için marka işaretlerinin benzerliği yanında, marka kapsamlarındaki mal ve hizmetler arasında da benzerlik bulunması gerektiği, dava konusu başvurunun kapsamında 40. sınıfta yer alan hizmetlerin bulunduğu, davacının itirazına mesnet markaların kapsamlarında ise anılan sınıftaki hizmetler yer almadığı gibi bu hizmetlerle benzer mal ve hizmetler de bulunmadığı, davacı şirket adına tescilli “GARANTİ” asıl unsurlu markaların bankacılık sektörü yönünden tanınmış oldukları, ancak davacı başvuru kapsamındaki 40. sınıftaki hizmetlerin, davacı markalarının tanınmış olduğu sektöre son derece uzak ve farklı olması gözetildiğinde somut olayda 556 sayılı KHK’nın 8/4. maddesi koşullarının gerçekleşmediği, mahkemece yapılan bu yanlışlığın giderilmesinin yeniden yargılamayı gerektirmediği gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun gerekçe yönünden kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir

Tanınmış Marka; Haksız Avantaj Sağlama, İtibara Zarar Verme, Ayırt Edici Karakterin Zedelenmesi

Tanınmış Markalar, Haksız Avantaj Sağlama Riski Değerlendirmesi

KINDER Kararı, Tanınmış Markanın Hükümsüzlüğü

https://www.turkpatent.gov.tr/TURKPATENT/commonContent/Specific

 


marka dava marka dava marka ankara dava marka ankara dava  patent dava patent dava  patent ankara dava patent ankara dava  yidk kararı iptali yidk kararı iptali marka hükümsüzlüğü marka hükümsüzlüğü marka hükümsüzlüğü ankara avukat marka hükümsüzlüğü ankara avukat marka hükümsüzlüğü ankara dava marka hükümsüzlüğü ankara dava patent iptali avukat patent iptali avukat patent iptali ankara avukat patent iptali ankara avukat patent dava ankara patent dava ankara


2003 yılından itibaren Barolar Birliği’ne bağlı olarak çalışan Avukat Emre Kurt, kariyerine ticaret hukuku alanında başlamış Londra Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde Ticaret Hukuku ve Marka, Patent, Faydalı Model, Telif Hakları yan genel adıyla Fikri Mülkiyet Hukuku alanında uzmanlaşmıştır. Londra Üniversitesi’ndeki ihtisasın ardından Av. Emre KURT özellikle marka, patent ve haksız rekabet hakları konusunda yoğun olarak çalışmaktadır. İyi derecede İngilizce bilmektedir.

Yorum Yaz