Eyl 23, 2021
48 Görüntüleme

Değer Kaybı için Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortacısına Başvuru Zorunluluğu 4699

Yazan
banner

2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 97. maddesinde “Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 Sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir.” düzenlemesi getirilmiştir. Davacı vekilince sigorta şirketine tazminatın ödenmesi amacıyla başvurulmuş, sigorta şirketi tarafından yazı ile davacıya evrakların tamamlanması bildirilmiştir. Eksik olduğu bildirilen maluliyet oranını gösterir sağlık kurulu raporunun alınması için geçecek süre nazara alındığında KTK’nın 97. maddesinde öngörülen 15 günlük cevap süresinin makul olmayacak şekilde aşılması sonucu doğacağından başvurunun sonuçsuz kaldığının ve başvuru koşulunun yerine getirildiğinin kabulü gerekir.


İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9. HUKUK DAİRESİ E. 2018/4699 K. 2021/191 T. 9.2.2021

Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK’nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.

Dosya kapsamından, 31/01/2016 tarihinde davalının aracının  diğer araca çarpması sonucu çarpılan araçta yolcu olarak bulunan davacının yaralandığı, çarpan aracın davalı  şirkete kaza tarihini kapsar şekilde ZMMS poliçesi ile sigortalı bulunduğu, davacının bu yaralanması nedeniyle geçici ve kalıcı iş göremezlik tazminatı ile geçici bakıcı gideri talep ettiği anlaşılmaktadır.

Davacı vekilinin istinaf talebi bakımından değerlendirme yapıldığında: İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verildiğinden reddedilen miktar üzerinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT’nin 13. maddesi gereğince yapılan değerlendirme ve hesaplamaya göre davalı yararına vekalet ücreti verilmesinde usul ve yasaya aykırılık olmadığından davacı vekilinin bu hususa değinen istinaf talebi yerinde değildir. Dava dilekçesinde avans faizi talep edilmiştir.

Davalı … şirketine sigortalı … plakalı aracın ticari nitelikte çekici olmasına ve dava dilekçesinde avans faizi talep edilmesine rağmen HMK’nın 26. maddesine ve talebe aykırı biçimde yasal faize hükmedilmesi doğru olmamıştır. Bu nedenle bu hususa değinen davacı vekili istinaf talebi yerindedir.

Davalı vekilinin istinaf talebi bakımından değerlendirme yapıldığında: Mahkemece alınan kusur raporunda … plakalı araç sürücüsü …, kaza tespit tutanağı, olay yeri görüntüleri, oluş, kaza mahalli, aracın sürati, öndeki araca arkadan çarparak karşı şeride geçmesi de değerlendirilerek %100 oranında kusurlu olduğu, diğer araç sürücülerinin kusursuz olduğu tespit edilmiştir.

Sigortalı araç sürücüsünün sanık olarak yargılandığı, istinaf incelemesinden de geçen İstanbul Anadolu 7. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2016/224 Esas ve 2017/461 Karar sayılı dosyasında alınan kusur raporunda sanığın tam kusurlu olduğu bildirilmiştir. Bu durumda Mahkemece alınan kusur raporu ile ceza yargılaması sırasında alınan kusur raporlarının birbiriyle örtüştüğü ve olayın oluşuna uygun düştüğü kaldı ki davacının yolcu olduğu ve kusura bir etkisi bulunmadığı nazara alındığında kusura yönelik istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.

Davalı  vekili cevap dilekçesinde davacının hatır için taşındığı yönünde iddia ve savunma ileri sürmemiştir. Mahkemece, taşımanın hatır için olduğu değerlendirilerek tazminattan hatır indirimi yapılabilmesi için davalının bu yönde savunma getirmesi ve taşımanın hatır için olup olmadığı, tarafların yakınlığı, varsa hatır için taşımanın kimin arzusu ve ne amaçla yapıldığı gibi olayın özel şartlarını ortaya koyması gerekmektedir.

Davalı tarafın, süresinde dosyaya sunulan cevap dilekçesinde hatır taşıması olduğuna dair iddiası ve savunması olmadığından ve trafik kaza tespit tutanağında davacının emniyet kemeri takılı olup olmadığı belirsiz olarak işaretlendiği, dosya kapsamında da bu yönde bir delil bulunmadığına göre belirlenen tazminattan müterafik kusur indirimi yapılmayışında bir isabetsizlik bulunmamasına göre hatır taşıması ve müterafik kusura değinen istinaf itirazı yerinde değildir.

2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 97. maddesinde “Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 Sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir.” düzenlemesi getirilmiştir.

Davacı vekilince sigorta şirketine 30/03/2016 tarihli dilekçesi ile tazminatın ödenmesi amacıyla başvurulmuş, sigorta şirketi tarafından 15/04/2016 tarihli yazı ile davacıya ( heyet raporu, mahkeme kararı, savcılık dosyası ) açısından evrakların tamamlanması bildirilmiştir. Eksik olduğu bildirilen maluliyet oranını gösterir sağlık kurulu raporunun alınması için geçecek süre nazara alındığında KTK’nın 97. maddesinde öngörülen 15 günlük cevap süresinin makul olmayacak şekilde aşılması sonucu doğacağından başvurunun sonuçsuz kaldığının ve başvuru koşulunun yerine getirildiğinin kabulü gerekir.

Bu bağlamda davacının dava tarihinden evvel başvuru koşulunu yerine getirdiği anlaşıldığından dava ve ıslah tarihinin faiz başlangıç tarihi olarak alınması gerektiğine; Yine hükmedilen geçici ve bakıcı ve geçici iş göremezlik tazminat hesaplanmasında bilinmeyen dönem bulunmadığından başka bir ifadeyle yaşam tablosu uygulamayacağından PMF yaşam tablosu uygulanması gerektiğine; Davacının belirlenen ücretine ve geçici işgöremezlik süresine göre hesaplama yapılmış olmasına göre hesaplama yöntemine; Bedel arttırım dilekçesinde “davacının geçici iş göremezlik alacağı; 3.902,97 TL, bakıcı gideri alacağı 4.941,00TL olmak üzere toplam 8.843,97 TL tazminatın temerrüt tarihinden itibaren avans faizi ile tahsili talep edilmiş olmakla, bedel arttırım dilekçesi ve içeriği ile değerlendirildiğinde, dilekçesinin açık olmadığına ilişkin istinaf itirazları yerinde değildir.

Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin KTK’nın 98.maddesinin kapsamının belirlenmesi bakımından vermiş olduğu 07/02/2018 tarih, 2015/7503 E. ve 2018/943 K. sayılı kararında “25.02.2011 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 13.02.2011 tarih, 6111 Sayılı Kanun’un 59. maddesiyle değişik 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 98. maddesinin açık lafzından da anlaşıldığı üzere, yapılan değişiklik ile trafik kazaları sebebiyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer bütün resmi ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedelleri, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacak, hastanelerce sunulan sağlık hizmet bedelleri yönünden sigorta şirketlerinin ve Güvence Hesabının yükümlülükleri sona erecektir. Kazazedelerin, bunun dışında kalan bakıcı veya tedaviye bağlı sair harcamaları, sigorta şirketlerinin ve Güvence Hesabının tedavi teminatları kapsamında, yine sigorta şirketleri ve Güvence Hesabı tarafından karşılanmaya devam edecektir.” yönünde karar vermiştir ( Benzer yönde Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 27/03/2014 tarih, 2013/ 4616 E. ve 2014/4465 K. sayılı kararı ). Aktarılan emsal Yargıtay ilamında da açıklandığı üzere 2918 Sayılı Kanun’un 98. maddesi kapsamı dışında kalan bakıcı veya tedaviye bağlı sair giderlerden Sigorta Şirketlerinin sorumlulukları devam edeceğinden, bakıcı giderine ve ayrıca geçici iş göremezlik tazminatının poliçe limiti kapsamı dışında olduğuna yönelik istinaf talebi yerinde değildir.

Dava dilekçesinde HMK’nın 107. maddesi gereği belirsiz alacak davası olarak tazminat talep etmiş, zararını gelişen durum nedeniyle bilirkişi raporu ile tam ve kesin olarak öğrenmiştir. Belirsiz alacak davasında zamanaşımı yalnızca dava açılan kısım için değil, tüm dava için kesilir. 6100 Sayılı HMK hükümleri gereğince davacının iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın, davanın başında belirtmiş olduğu alacak talebini HMK 107/1. maddesi hükmüne göre bilirkişi raporu ile tam ve kesin olarak belirlendiği anda arttırması mümkündür. HMK’nın 107/2. maddesi gereğince yapılacak bu artırım bir ıslah olmadığı gibi bu artırım nedeniyle zamanaşımının da gerçekleştiğinden söz edilemez ( Benzer yönde Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 24.06.2019 tarih, 2016/20495 E.ve 2019/7842 K.sayılı kararı ).Somut olayda; davacının uğradığı cismani zarar nedeniyle geçici işgöremezlik dönemi için yaralanmasının niteliği gereği bakıcıya ihtiyaç duyup duymayacağı konusunda İstanbul ATK 3.İhtisas Kurulundan ek rapor alınması, bakıcı ihtiyacı tespitinin yapılması halinde, aktüerya uzmanından ek rapor alınıp oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle geçici bakıcı ihtiyacı konusunda değerlendirme içermeyen maluliyet raporunda belirlenen 3 ay olan iyileşme süresinin tamamı için hesaplanan geçici bakıcı giderine hükmedilmiş olması eksik incelemeye dayalı olmuştur ( Benzer yönde Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 15/10/2018 tarih, 2015/17264 E.ve 2018/9039 K.sayılı kararı ).

Mahkemece, olay nedeniyle SGK tarafından davacıya rücuya tabi ödeme yapılıp yapılmadığı araştırılmadan karar verilmiş olması doğru olmamıştır. Davalının bu hususa değinen istinaf talepleri yerindedir.

Açıklanan nedenlerle, davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle HMK’nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.


 

Yazı Kategorileri:
Genel

2003 yılından itibaren Barolar Birliği’ne bağlı olarak çalışan Avukat Emre Kurt, kariyerine ticaret hukuku alanında başlamış Londra Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde Ticaret Hukuku ve Marka, Patent, Faydalı Model, Telif Hakları yan genel adıyla Fikri Mülkiyet Hukuku alanında uzmanlaşmıştır. Londra Üniversitesi’ndeki ihtisasın ardından Av. Emre KURT özellikle marka, patent ve haksız rekabet hakları konusunda yoğun olarak çalışmaktadır. İyi derecede İngilizce bilmektedir.

Yorum Yaz