Şub 24, 2021
42 Görüntüleme

Yabancı Mahkemede Boşanmanın Ülkemizde Süren Boşanmaya Etkisi

Yazan
banner

Daha önce yabancı mahkemede 20.5.1998 tarihinde açılıp 28.9.2005 tarihinde kesinleşen boşanma kararının tenfizine karar verildiğinden, davanın devamı sırasında boşanmaya ilişkin tenfiz kararının 2.12.2008 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. Bu durumda davacının boşanma istemi mahkemece karar yerinde gösterildiği gibi konusuz kalmıştır.

YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ E. 2010/4393 K. 2011/5630 T. 30.3.2011

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

1- )Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere, delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine ve özellikle 1991 doğumlu müşterek çocuk Y.’un yargılamanın devamı sırasında ergin olmasına göre davacı kadının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

2- )Davacı ( kadın )16.2.2007 tarihinde boşanma ile fer’ilerini oluşturan tazminat ve nafaka isteminde bulunmuştur. Ancak daha önce yabancı mahkemede 20.5.1998 tarihinde açılıp 28.9.2005 tarihinde kesinleşen boşanma kararının tenfizine karar verildiğinden, davanın devamı sırasında boşanmaya ilişkin tenfiz kararının 2.12.2008 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. Bu durumda davacının boşanma istemi mahkemece karar yerinde gösterildiği gibi konusuz kalmıştır. Eşler birlikte yaşamak, birbirine sadık kalmak ve yardımcı olmak zorundadır. ( T.M.K. madde 185/3 )Toplanan delillerden tarafların 1995 yılından beri ayrı yaşadıkları, kocanın birlik görevlerini yerine getirmediği, kadının hastalığı ile ilgilenmediği, sadakatsiz davrandığı, Filiz adlı bir kadından 1998 ve 2006 doğumlu iki tane çocuğu olduğu boşanmaya sebep olan olaylarda tamamen kusurlu olduğu ve kusurlu davranışlarının süreklilik arz ettiği anlaşılmaktadır.

a- )Türk Medeni Kanununun 174/1. maddesi mevcut veya beklenen bir menfaati boşanma yüzünden haleldar olan kusursuz ya da daha az kusurlu tarafın, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebileceğini, 186. maddesi, eşlerin evi birlikte seçeceklerini, birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve mal varlıkları ile katılacaklarını öngörmüştür. Toplanan delillerden boşanmaya sebep olan olaylarda maddi tazminat isteyen eşin diğerinden daha ziyade ve eşit kusurlu olmadığı anlaşılmaktadır. Boşanma sonucu bu eş, en azından diğerinin maddi desteğini yitirmiştir. O halde mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile kusurları ve hakkaniyet ilkesi ( T.M.K. md.4, B.K. madde 42 ve 44 )dikkate alınarak davacı kadın yararına uygun miktarda maddi tazminat verilmelidir. Bu yönün dikkate alınmaması doğru görülmemiştir.

b- )Türk Medeni Kanununun 174/2 maddesi, boşanmaya sebebiyet vermiş olan olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olandan manevi tazminat isteyebileceğini öngörmüştür. Toplanan delillerden evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen davacı kadının ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, bu olayların kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralları ( T.M.K. madde 4 B.K. madde 42, 43, 44, 49 )dikkate alınarak davacı kadın yararına uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekir. Bu yönün dikkate alınmaması doğru görülmemiştir.

3- )Boşanma veya ayrılık davası açılınca hakim, davanın devamı süresince, gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına ( T.M.K. madde 186/1 )geçimine, ( T.M.K.madde 185/3 )malların yönetimine ( T.M.K. 223, 242, 244, 262, 263, 264, 267, 215 )ve çocukların bakım ve korunmasına ( T.M.K. madde 185/2 )ilişkin geçici önlemleri kendiliğinden ( resen )almak zorundadır ( T.M.K. 169 ). O halde; Türk Medeni Kanununun 185/3. ve 186/3. maddeleri uyarınca, tarafların ekonomik ve sosyal durumları da gözetilerek dava tarihinden geçerli olmak üzere davacı kadın yararına uygun miktarda tedbir nafakasına hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.

4- )Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz. ( T.M.K. m. 175 )Toplanan delillerle, boşanmaya sebep olan olaylarda davacı kadının daha ağır kusurlu olmadığı, her hangi bir geliri ve malvarlığının bulunmadığı, boşanma yüzünden yoksulluğa düşeceği gerçekleşmiştir. O halde, davacı kadın yararına geçimi için uygun miktarda yoksulluk nafakası takdiri gerekirken isteğin reddi doğru görülmemiştir.

SONUÇ : Temyiz edilen hükümün yukarda 2/a-b, 3. ve 4. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının yukarda 1. bentte açıklanan sebeplerle ONANMASINA, istenmesi halinde temyiz peşin harcının yatırana iadesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 30.03.2011 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY :

Evlilik birliği davalı erkeğin yabancı mahkemede açtığı boşanma davasının kabulüyle sonlandığı için boşanmaya sebep olan olaylarda davalı erkeğin daha fazla kusurlu olmadığı konusunda kesin hüküm oluştuğu halde üstüne üstlük tazminat ve yoksulluk nafakası ile sorumlu tutulması mümkün değildir.


yabancı mahkeme kararı yabancı mahkeme kararı boşanma yabancı mahkeme boşanma yabancı mahkeme yabancı mahkeme boşanma derderstlik yabancı mahkeme boşanma derderstlik  yabancı mahkeme mal paylaşımı davası yabancı mahkeme mal paylaşımı davası  boşanma avukat boşanma avukat  boşanma ankara avukat boşanma ankara avukat  mal paylaşımı avukat mal paylaşımı avukatTerimi kaldır: mal paylaşımı ankara avukat mal paylaşımı ankara avukat boşanma davası ankara avukat boşanma davası ankara avukat

Yazı Kategorileri:
Boşanma

2003 yılından itibaren Barolar Birliği’ne bağlı olarak çalışan Avukat Emre Kurt, kariyerine ticaret hukuku alanında başlamış Kırkağaç 6. Jandarma Er Eğitim Alayı Manisa’da Disiplin Subayı olarak askeri hizmet verdikten sonra Londra Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde Ticaret ve Şirketler Hukuku alanında uzmanlaşmıştır. Londra Üniversitesi’ndeki ihtisasın ardından Av. Emre KURT’un hukuk pratiği özellikle fikri mülkiyet hakları ve haksız rekabet hakları konusunda yoğunlaşmıştır. İyi derecede İngilizce bilmektedir.

Yorum Yaz