Haz 22, 2021
51 Görüntüleme

Doktor Hatası, Malpraktis, Komplikasyon 10764

Yazan
banner

Anayasa Mahkemesi’nce benzer olaylarda yapılan bireysel başvurular sonucu alınan kararların incelenmesinde, mahkemece hükme esas alınan Adli Tıp Kurulu raporunda ifade edildiği gibi “komplikasyon” genel sonucuna varan raporlara dayalı mahkeme kararları ısrarla eleştirilmekte ve ortaya çıkan sonucun bireyselleştirilmesi gereğinin altı çizilmektedir. O halde mahkemece, bu konuda rapor düzenlemeye ehil ve donanımlı bir üniversiteden, konularında uzmanların, özellikle nöroloji ve fizik tedavi uzmanının da bulunduğu, akademik kariyere sahip 3 kişilik bilirkişi kurulundan, tüm dosya kapsamı değerlendirilmek suretiyle, davalı hastane çalışanlarının gerçekleştirdiği enjeksiyon uygulamasının sonuca etkileri ayrıntılı değerlendirilmek suretiyle, dava konusu olayda davalıya atfı kabil bir kusur olup olmadığı hususunda, nedenlerini açıklayıcı, taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli, taraf itirazlarına açıklayıcı cevap verir nitelikte rapor alınarak, bu rapor sonucuna göre maddi ve manevi tazminat talep ve miktarlarının nedenleri de somut bir şekilde gösterilmek suretiyle değerlendirilmesi ve açıklanması gerekirken, bu yön göz ardı edilerek, eksik incelemeye  dayanılarak, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.


YARGITAY 13. HUKUK DAİRESİ E. 2016/10764 K. 2019/9910 T. 15.10.2019

Mahkemece, hükme esas alınan Adli Tıp 2. İhtisas Kurulu’nun 05.03.2014 tarihli raporunda, dava konusu olayda kişiye gluteal bölgeden intramuskuler enjeksiyon yapıldığının belirlendiği, enjekte edilen ilaçların doku içi yayılımı ile sinir hasarına neden olabileceklerinin tıbben bilindiği, bu durumun enjeksiyonların tekniğine uygun yapılması durumunda da daha önceden öngörülemeyecek ve önlenemeyecek arazlara sebep olabildiği, bu durumun her türlü özene rağmen oluşabilecek herhangi bir kusur ve ihmalden kaynaklanmayan komplikasyon olarak nitelendirildiği, enjeksiyonun yapılış tekniği ve uygulanan bölgenin uyumsuzluğu yönünden tıbbi bir delil de tanımlanmadığından, tüm bulgular bir bütün olarak değerlendirildiğinde, enjeksiyonu uygulayan personeline ve enkjeksiyon yapılma talimatı veren ilgili hekime herhangi bir kusur izafe edilemediği mütalaasında bulunulmuştur.

Mahkemece, bu adli tıp raporunda ileri sürülen görüşe itibar edilerek, yerinde olmayan maddi tazminat isteminin reddine; manevi tazminat talebi bakımından ise, gerek yasada gerekse içtihatlarda manevi tazminat için kusur şartı aranmadığından bahisle ve dava konusuna sebep olan enjeksiyon uygulaması ile davacının sinirlerinde meydana gelen sinir zedelenmesi ve sürekli iş görmezliği arasında illiyet bağı bulunduğu gerekçesiyle davacı lehine hakkaniyet gereği manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği sonuç ve kanısı ile hüküm cihetine gidilmiştir.

Dosyanın incelenmesinde; yukarıda da yazıldığı gibi Adli Tıp 2. İhtisas Kurulu’nun 05.03.2014 tarihli raporu ile davalı kurum çalışanlarına kusur izafesi yapılmadığı, ancak Adli Tıp 3. İhtisas Kurulu raporu ile alternatifli bir sonuca ulaşılarak mahkemece  personelin kusurlu olduğunun kabulü halinde dava konusu olay nedeniyle davacı asilin %13.2 oranında meslekte kazanma gücünü kaybetmiş sayılacağının rapor edildiği görülmüştür.

Gerek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve gerekse Anayasa Mahkemesi’nce benzer olaylarda yapılan bireysel başvurular sonucu alınan kararların incelenmesinde, mahkemece hükme esas alınan Adli Tıp Kurulu raporunda ifade edildiği gibi “komplikasyon” genel sonucuna varan raporlara dayalı mahkeme kararları ısrarla eleştirilmekte ve ortaya çıkan sonucun bireyselleştirilmesi gereğinin altı çizilmektedir.

O halde mahkemece, bu konuda rapor düzenlemeye ehil ve donanımlı bir üniversiteden, konularında uzmanların, özellikle nöroloji ve fizik tedavi uzmanının da bulunduğu, akademik kariyere sahip 3 kişilik bilirkişi kurulundan, tüm dosya kapsamı değerlendirilmek suretiyle, davalı hastane çalışanlarının gerçekleştirdiği enjeksiyon uygulamasının sonuca etkileri ayrıntılı değerlendirilmek suretiyle, dava konusu olayda davalıya atfı kabil bir kusur olup olmadığı hususunda, nedenlerini açıklayıcı, taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli, taraf itirazlarına açıklayıcı cevap verir nitelikte rapor alınarak, bu rapor sonucuna göre maddi ve manevi tazminat talep ve miktarlarının nedenleri de somut bir şekilde gösterilmek suretiyle değerlendirilmesi ve açıklanması gerekirken, bu yön göz ardı edilerek, eksik incelemeye ve yanılgılı değerlendirmeye dayanılarak, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.


mal praktis mal praktis  doktor hata doktor hata doktor hata dava doktor hata dava ankara doktor dava ankara doktor dava doktor hata avukat doktor hata avukat doktor dava ankara doktor dava ankara doktor dava ankara avukat doktor dava ankara avukat doktor hata tazminat doktor hata tazminat malpraktis avukat malpraktis avukat  malpraktis dava malpraktis dava malpraktis dava ankara avukat malpraktis dava ankara avukat

Yazı Kategorileri:
Borçlar Kanunu

2003 yılından itibaren Barolar Birliği’ne bağlı olarak çalışan Avukat Emre Kurt, kariyerine ticaret hukuku alanında başlamış Londra Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde Ticaret Hukuku ve Marka, Patent, Faydalı Model, Telif Hakları yan genel adıyla Fikri Mülkiyet Hukuku alanında uzmanlaşmıştır. Londra Üniversitesi’ndeki ihtisasın ardından Av. Emre KURT özellikle marka, patent ve haksız rekabet hakları konusunda yoğun olarak çalışmaktadır. İyi derecede İngilizce bilmektedir.

Yorum Yaz