Ağu 13, 2021
662 Görüntüleme

Marka Kötü Niyetin Bölünmezliği 1360

Yazan
banner

Bir marka başvurusunun hangi hallerde kötüniyetle tescil ettirildiği her bir somut olayda ayrı ayrı değerlendirilecek olmakla birlikte, Dairemiz uygulamalarında daha çok güvenin kötüye kullanılması, kullanmak yerine başkalarının ticaretine engel olmak, sözleşmeye aykırılık vb. suretiyle marka tescilleri kötüniyetli marka tescili halleri olarak kabul edilmektedir.

Dairemizin yerleşik kararlarıyla kabul edilen “kötü niyetin bölünmezliği” ilkesinden yola çıkılarak tüm mal ve hizmetler yönünden davanın kabulüne karar vermek gerekir.


Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2020/1360 E. , 2021/4186 K.

Olaya uygulanacak mülga 556 sayılı KHK’da kötüniyetle marka tescili açıkca hükümsüzlük sebepleri arasında sayılmasa da Dairemiz uygulamalarından KHK’nın 35/1, 42/1-a ve TMK’nın 2. maddeleri hep birlikte yorumlanarak kötüniyet bir marka hükümsüzlüğü sebebi olarak kabul edilmektedir.

Bir marka başvurusunun hangi hallerde kötüniyetle tescil ettirildiği her bir somut olayda ayrı ayrı değerlendirilecek olmakla birlikte, Dairemiz uygulamalarında daha çok güvenin kötüye kullanılması, kullanmak yerine başkalarının ticaretine engel olmak, sözleşmeye aykırılık vb. suretiyle marka tescilleri kötüniyetli marka tescili halleri olarak kabul edilmektedir.
09.06.2011 tarihli protokolün 1/b maddesinde “Mak-El Pazarlama Ticaret Turizm İnş. Eml. İth. İhr. Ltd. Şti unvanının protokol gereği paylaşım sonucu Yaman Grubuna devredileceği, Yaman Grubunun mevcut faaliyetlerini 1 (bir) yıl süre ile bu unvan üzerinden yürüteceği, ancak Yaman Grubunun Mak-El Pazarlama Ticaret Turizm İnş. Eml. İth. İhr. Ltd. Şti.’ndeki MAK-EL unvanını 31.12.2010 tarihinden itibaren 1 (bir) yıl içerisinde değiştirmek sureti ile kullanımından vazgeçeceği” kararlaştırılmıştır. Bu düzenleme ile davalı şirket “Mak-El” ibaresini en geç bir yıl içinde ticaret unvanından terkin yükümü altında girmişken 15.03.2012 tarihinde “Makel” ibaresini asli unsur olarak içeren dava konusu marka başvurusunda bulunması anılan protokole ve dürüstlük kuralına aykırılık taşır. Öte yandan davalı şirketin, dava konusu 2012/24605 sayılı “BODRUM MAKEL MÜHENDİSLİK PAZARLAMA+ ŞEKİL” ibareli marka başvurusundaki “MAKEL” ibaresinin font, renk ve logosal unsurlarını davacının 2006/3051 sayılı “MAKEL” ibareli markasının taklidi suretiyle gerçekleştirmesi de kötüniyetin emaresi olarak kabul edilmelidir.

Bu durumda Dairemizin yerleşik kararlarıyla kabul edilen “kötü niyetin bölünmezliği” ilkesinden yola çıkılarak tüm mal ve hizmetler yönünden davanın kabulüne karar vermek gerekirken, kısmen kabul kararı verilmesi yerinde görülmemiş, davacı vekilinin karar düzeltme itirazlarının kabulü ile Dairemizin 04.12.2019 gün ve 2018/5579 Esas- 2019/7824 Karar sayılı onama ilamının kaldırılarak hükmün davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

MUHALEFET ŞERHİ

09.06.2011 tarihli paylaşım sözleşmesinde “Makel” markasının kullanımına ilişkin bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Sözleşmedeki “Mak-El Pazarlama Ticaret Turizm İnş. Eml. İth. İhr. Ltd. Şti unvanının protokol gereği paylaşım sonucu Yaman Grubuna devredileceği, Yaman Grubunun mevcut faaliyetlerini 1 (bir) yıl süre ile bu unvan üzerinden yürüteceği, ancak Yaman Grubunun Mak-El Pazarlama Ticaret Turizm İnş. Eml. İth. İhr. Ltd. Şti.’ndeki MAK-EL unvanını 31.12.2010 tarihinden itibaren 1 (bir) yıl içerisinde değiştirmek sureti ile kullanımından vazgeçeceği” yönündeki hüküm davalı şirketin “Makel” ticaret unvanını sözleşmede belirlenen tarihten sonraki kullanımını engellerse de bu sözleşmede marka paylaşımına ilişkin bir düzenleme bulunmadığından davalı şirketin “MAKEL” ibaresi için farklı mal ve hizmetlerde marka tescil başvurusu yapması kötüniyetli olarak değerlendirilemez ve aynı ibareyi davacı adına tescilli markadan farklı mal ve hizmetlerde kullanmasına engel teşkil etmez.

Davaya ilişkin değerlendirmenin 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi kapsamında yapılması gerekmekte olup mahkemece de bu yönde yapılan değerlendirme sonucu davanın kısmen kabulü ile davalı şirket adına başvurusu yapılan markadan davacı adına tescilli marka ile ilişkili mallar çıkartılmıştır.
Ticaret unvanı ve marka farklı hukuki statüye sahip kavramlardır. Marka hakkı mülga 556 s. KHK’da ve sonrasında SMK’da düzenlenmiş fikrî bir hak iken ticaret unvanı Ticaret Kanunu’nda düzenlenmiş olup sahibine tekel hakkı sağlar. Marka mülga 556 s. KHK md. 5/1’e ve SMK md. 4/1’e göre bir teşebbüsün mal veya hizmetlerini bir başka teşebbüsün mal veya hizmetlerinden ayırt etmeyi sağlayan . . . her türlü işarete verilen addır.

Bir bakıma mal veya hizmetin adıdır. Ticaret unvanı ise TTK md. 39’a göre, tacirin ticari işletmesiyle ilgili iş ve işlemlerinde kullandığı adıdır. Bu düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere birbirinden bağımsız olan marka hakkı ve ticaret unvanından herhangi birisinin hukuki bir işleme konu olması, kendiliğinden ötekisinin de aynı işlemin mukadderatına tabi olacağı anlamına gelmez.Öte yandan sözleşmede düzenlenmeyen bir konu ile ilgili sözleşmenin taraflarına iyiniyet veya kötüniyet izafe etmek de hukuken mümkün değildir. Aksi durum en azından silahların eşitliği ilkesine aykırılık oluşturur. “Sözleşmede ticaret unvanını kullanımı yasaklandığına göre taraflar bu düzenleme ile markanın kullanımını da yasaklamışlardır, o halde markayı bu düzenlemeye rağmen kullanan kötüniyetlidir.” varsayımına karşı “sözleşmede paylaşım açıkça yapılmıştır. Unvanın kimin tarafından, nasıl kullanılacağı açıkça düzenlenmiş, markanın kullanımı ise bilinçli olarak düzenleme dışı bırakılmıştır.

Hal böyle iken markanın farklı sınıflarda kullanımını engellemek için dava açmak asıl kötüniyeti oluşturur.” varsayımı gelir ki böyle bir durum hukuken izah etmek mümkün değildir. Hukuk düzeni niyet tahmin ve varsayımdan hareket ederek adalete ulaşmaya çalışmaz.
Üstelik davacı karar düzeltme itirazlarında davalı şirketin kötüniyetine de dayanılmamıştır. Bu bakımdan usul ve yasaya uygun olan Dairemizin onama kararına karşı davacı vekilinin karar düzeltme itirazlarının da reddi gerekir iken açık hukuka aykırılık yerine yorum yoluyla ulaşılan sonuç ile kabulü yönündeki sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.


Marka Tescili Kötü Niyet Hair World 356

Marka Hükümsüzlüğü, Marka Tescilinde Kötü Niyet 4656

https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/199305


marka dava marka dava  marka hükümsüzlük marka hükümsüzlük marka ankara dava marka ankara dava  marka ankara avukat marka ankara avukat  yidk kararı iptali yidk kararı iptali  yidk iptal ankara avukat yidk iptal ankara avukat  ankara marka hükümsüzlük ankara marka hükümsüzlük marka hükümsüzlüğü dava marka hükümsüzlüğü dava  marka kötü niyet marka kötü niyet marka kötü niyet dava marka kötü niyet dava marka kötü niyet avukat marka kötü niyet avukat


İletişim Kurun


2003 yılından itibaren Barolar Birliği’ne bağlı olarak çalışan Avukat Emre Kurt, kariyerine ticaret hukuku alanında başlamış Londra Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde Ticaret Hukuku ve Marka, Patent, Faydalı Model, Telif Hakları yan genel adıyla Fikri Mülkiyet Hukuku alanında uzmanlaşmıştır. Londra Üniversitesi’ndeki ihtisasın ardından Av. Emre KURT özellikle marka, patent ve haksız rekabet hakları konusunda yoğun olarak çalışmaktadır. İyi derecede İngilizce bilmektedir.

Yorum Yaz