May 18, 2022
37 Görüntüleme

Patentin Hak Sahipliği Patentin Gaspı

Yazan
banner

Buluş üzerinde, mucit veya halefinin hak sahibi olduğu SMK109/4’de ifadesini bulmuştur. Anılan hükme göre, “Patent almak için ilk başvuran kişi, aksi sabit oluncaya kadar patent isteme hakkının sahibidir”. Görüldüğü üzere SMK bir taraftan patent almak için başvuruda bulunan kişinin, buluş sahibi veya onun halefi olduğu, bu sebeple patent almaya hakkı bulunduğu, başka bir deyişle, başvuranın kendisine patent verilecek kişi olduğu karinesine yer vermekte, diğer taraftan da gerçek buluş sahibinin veya onun halefinin bu karineyi çürütebilmesine imkan tanımaktadır.


İzmir 1. Fikrî Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi E. 2018/262 K. 2021/84 T. 09.06.2021

Patent dünya çapında yeni olan, buluş basamağı ve sanayiye uygulanabilen buluşların sahiplerine koruma sağlayan bir sınai mülkiye hakkıdır.

Teknoloji alanında belirli bir sorunun çözümüne ilişkin teknik özelliği olan fikir ürününe buluş denir.

Bir buluşun patentlenebilmesi için 3 şart bulunmaktadır.

  • Bunlardan ilki yenilik unusurudur. Yenilik: Buluşun dünya çapında daha önce var olmaması yani tekniğin bilinen durumuna dahil olmaması anlamına gelir. Tekniğin bilinen durumu ise patent başvurusunun yapıldığı tarihten önce buluş konusunda dünyanın herhangi bir yerinde erişilebilir (yazılı veya sözlü tanıtım, kullanım vb. yolla açıklanan) her türlü bilgi anlamına gelmektedir.
  • İkinci unsur buluş basamağıdır. Buluş Basamağı: Buluşun, ilgili olduğu teknik alanda uzman bir kişi tarafından tekniğin bilinen durumundan aşikâr bir şekilde çıkarılamayacak nitelikte olması anlamına gelmektedir.
  • Son unsur ise sanayiye uygulanabilirliktir. Sanayiye Uygulanabilirlik: Buluşun tarım dahil sanayinin herhangi bir dalında üretilebilir, uygulanabilir veya kullanılabilir nitelikte olması anlamına gelir.

Buluş sahibi ilkesi, buluş ve dolayısıyla patent üzerinde hak sahipliğini ilk ve gerçek buluş sahibine veya onun halefine tanır. İlke, patent üzerindeki hakkın, buluşun yapılmasıyla, hatta buluş fikrinin (düşüncesinin) kamuya sunulmasıyla, buluş sahibi lehine doğduğunu ve herhangi bir işleme gerek olmaksızın buluş sahibi tarafından iktisap edildiğini kabul etmektedir.

Bu hukuki olgu dolayısıyla SMK buluş sahibini ve haleflerini, buluş sahibi olmadığı halde, patent almak için başvuran kişiye yani bir anlamda buluşu gasp edene ve onun halefleri ile patenti haksız olarak alanlara yani patenti gasp edenlere ve onun haleflerine karşı, hatta bu kişiler iyi niyetli bile olsalar-, gasp davaları diye adlandırılan özel davalarla korumaktadır.

Buluş üzerindeki gerçek hakkın buluş sahibine ait bulunduğu SMK’nın 109/1,2,4 maddeleri hükümlerinden anlaşılmaktadır. Gerçekten SMK 109/1,2 maddeleri uyarınca, “patent isteme hakkı, buluşu yapana veya onun haleflerine ait olup bu hakkın başkalarına devri mümkündür. (2) Buluş birden çok kişi tarafından birlikte gerçekleştirilmişse patent isteme hakkı, taraflar başka türlü kararlaştırmamışsa bunların tamamına aittir”.

Buluş üzerinde, mucit veya halefinin hak sahibi olduğu SMK109/4’de ifadesini bulmuştur. Anılan hükme göre, “Patent almak için ilk başvuran kişi, aksi sabit oluncaya kadar patent isteme hakkının sahibidir”.

Görüldüğü üzere SMK bir taraftan patent almak için başvuruda bulunan kişinin, buluş sahibi veya onun halefi olduğu, bu sebeple patent almaya hakkı bulunduğu, başka bir deyişle, başvuranın kendisine patent verilecek kişi olduğu karinesine yer vermekte, diğer taraftan da gerçek buluş sahibinin veya onun halefinin bu karineyi çürütebilmesine imkan tanımaktadır.

Karinenin aksi. mahkemede ispat karinesine yer vermekte, diğer taraftan da gerçek buluş sahibinin veya onun halefinin bu karineyi çürütebilmesine imkan tanımaktadır.(Yeni Patent Hukukunda “Buluş Sahibi İlkesi” ve Gasp Davalarına İlişkin Bazi Sorunlar, Ünal TEKİNALP, IHFMC: LV-S 4(1997),s.131), buluş üzerinde gerçek hak sahibi olduğunu ileri süren taraf HMK kapsamında somut deliller ile ispatlamalıdır.

Dosya kapsamında toplanan deliller ve bilirkişi raporu dikkate alındığında davacının 01/07/2016 tarihinde  Çalışkan Makina Kalıp ve Plastik isimli firma sahibi Sefer’den dava konusu ürün ile ilgili teklif istediği, Sefer’in de 14/07/2016 buna 18,500 TL bedel karşılığı kalıbı yapılacağı şeklinde cevap verdiği, çizimlerin ve ürün görsellerin yer aldığı, yine ürüne ilişkin 17/03/2018 tarihli videoyu dosyaya sunduğu, Sefer’in beyanları ile bu çizimleri doğruladığı görülmüş ise de davacının bu delillerini somut olmadığı, resmi onaylı olmadığı, videonun tarihinin değiştirilebilir olduğu, her ne kadar 29/03/2021 tarihli raporda bahsi geçen Gmaildeki çizimler dava konusu ürün ile uyumlu ve tarihinin doğru olduğu değiştirme ihtimalinin olmadığı, anlaşılmış ise de mahkememiz yargılamasında delillerin taraflarca getirilme ilkesinin asıl olduğu, davacının delil listesinde bu delile dayanmadığından itibar edilmemiştir. Mevcut delil durumuna göre davacının davasını ispatlamaya yeterli somut delil bulunmadığından davasının reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.


Patent ve İstemler

Tasarım ve Patent Üzerinde Müşterek Mülkiyet

Patent İhlalinde Eşdeğer Kavramı

http://nek.istanbul.edu.tr:4444/ekos/TEZ/46117.pdf


2003 yılından itibaren Barolar Birliği’ne bağlı olarak çalışan Avukat Emre Kurt, kariyerine ticaret hukuku alanında başlamış Londra Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde Ticaret Hukuku ve Marka, Patent, Faydalı Model, Telif Hakları yan genel adıyla Fikri Mülkiyet Hukuku alanında uzmanlaşmıştır. Londra Üniversitesi’ndeki ihtisasın ardından Av. Emre KURT özellikle marka, patent ve haksız rekabet hakları konusunda yoğun olarak çalışmaktadır. İyi derecede İngilizce bilmektedir.

Yorum Yaz