Oca 1, 2019
1107 Görüntüleme

Mirasçılardan Mal Kaçırma, Tapu İptali, Muris Muvazaası

Yazan
banner

Sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.

YARGITAY
1. HUKUK DAİRESİ
E. 2016/18001
K. 2017/4885
T. 3.10.2017
• TAPU İPTALİ VE TESCİL (Mirasbırakanın Asıl İrade ve Amacının Duraksamaya Yer Bırakmayacak Biçimde Belirlenmesi Temliklerin Muvazaalı Olduğu Saptanır İse Halen Davalılar Adına Kayıtlı Olan Taşınmazlar Bakımından İptal Tescile Üçüncü Kişilere Devredilen Taşınmazlar Bakımından Bedele Hükmedilmesi Gerektiği)
• HUSUMET (Tapu İptali ve Tescil Davalarının Kayıt Maliki ya da Malikleri Aleyhine Açılması Gerektiği – Mirasbırakan Adına Kayıtlı Olmayan Taşınmazlar İle Halen Mirasbırakan Adına Kayıtlı Taşınmazdaki Pay Yönünden Davanın Reddine Karar Verilmesi Gerektiği)
• MURİS MUVAZAASI (Mirasbırakan Tarafından Gerek Satış Suretiyle Doğrudan Gerekse Ara Malikler Kullanılmak Suretiyle Davalılara Temlik Edilen ve Halen Davalılar Adına Kayıtlı Olan Davaya Konu Taşınmazlardaki Paylar Yönünden Mirasbırakanın Asıl İrade ve Amacının Duraksamaya Yer Bırakmayacak Biçimde Belirlenmesi Gerektiği)
• MİRASÇILARDAN MAL KAÇIRMA (Davalılar Adına Kayıtlı Olan Davaya Konu Taşınmazlardaki Paylar Yönünden Mirasbırakanın Asıl İrade ve Amacının Duraksamaya Yer Bırakmayacak Biçimde Belirlenmesi Temliklerin Muvazaalı Olduğu Saptanır İse Halen Davalılar Adına Kayıtlı Olan Taşınmazlar Bakımından İptal ve Tescile Karar Verilmesi Gerektiği)
4721/m.706
ÖZET : Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Tapu iptali ve tescil davalarının kayıt maliki ya da malikleri aleyhine açılması gerektiği ancak somut olayda mirasbırakan adına kayıtlı olmayan taşınmazlar ile halen mirasbırakan adına kayıtlı taşınmazdaki pay yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi hatalıdır. Mirasbırakan tarafından gerek satış suretiyle doğrudan, gerekse ara malikler kullanılmak suretiyle davalılara temlik edilen ve halen davalılar adına kayıtlı olan davaya konu taşınmazlardaki paylar yönünden mirasbırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde belirlenmesi, temliklerin muvazaalı olduğu saptanır ise halen davalılar adına kayıtlı olan taşınmazlar bakımından iptal-tescile, üçüncü kişilere devredilen taşınmazlar bakımından da bedele hükmedilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.

DAVA : Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne dair olarak verilen karar davalılar vekili tarafından yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 03.10.2017 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalılardan … ve vekili Avukat … ile temyiz edilenler vekili Avukat … geldiler duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

Davacılar, mirasbırakan babaları …’ın maliki olduğu 237, 175, 179, 182, 158, 24, 27, 173, 151, 186, 174, 186, 53, 54, 59, 69, 113, 137, 103, 54, 138, 117, 78, 121, 140, 141, 107, 120, 122, 127, 129, 174, 114, 90, 126, 132, 46, 52, 57, 58, 66, 74, 171, 116, 123, 218, 230, 249, 251, 256, 259, 279, 36, 77, 173, 197, 181, 139, 164, 108, 133, 5, 239, 154, 191, 154 parsel sayılı taşınmazlarını kız çocuklarından mal kaçırmak amacıyla, bedelsiz ve muvazaalı olarak davalı oğullarına satış suretiyle temlik ettiğini, mirasbırakanın mal satmaya ihtiyacı olmadığını ileri sürerek, tapu kayıtlarının iptali ile mirasbırakan adına tesciline karar verilmesini istemişler, yargılama sırasında 5, 237, 151, 186 ve 57 parsel sayılı taşınmazların üçüncü kişilere devredilmesi sebebiyle anılan taşınmazlar yönünden tazminata karar verilmesini istemişlerdir.

Davalılar, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, muvazaa olgusunun sabit olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

Getirtilen kayıt ve belgelerden; 1930 doğumlu mirasbırakan …’ın 25.01.2013 tarihinde öldüğü, geride mirasçı olarak davacı kızları …, …, …, … …, …, … oğulları … ve … ile dava dışı çocukları …, …, … ve …’nin kaldıkları,

1-)Dava konusu 237, 175, 179, 182, 158, 230, 249, 251, 256, 259, 279, 197, 181 parsel sayılı taşınmazlardaki 960/3840, 24, 27, 108 parsel sayılı taşınmazlardaki 5184/337920, 154, 173, 174, 218 parsel sayılı taşınmazlardaki 240/5760, 36, 77 parsel sayılı taşınmazlardaki 768/28160, 139, 133 parsel sayılı taşınmazlardaki 774144/5668991, 173 parsel sayılı taşınmazdaki 84480/202752200, 164 parsel sayılı taşınmazdaki 929280/20275200 payını bağış suretiyle,

2-)Dava konusu 151 parsel sayılı taşınmazdaki 1/2, 174, 186, 184, 154 parsel sayılı taşınmazlardaki 84480/202752200, 53 parsel sayılı taşınmazdaki 192/7040, 54, 103, 117, 78, 121, 140, 141, 107, 120, 122, 127, 129, 114, parsel sayılı taşınmazlardaki 5184/337920, 59, 69, 113, 137 parsel sayılı taşınmazlardaki 576/168960, 90, 126, 132, 46, 52, 57, 58, 66, 74, 171, 116, 123 parsel sayılı taşınmazlardaki 774144/56689910 payını satış suretiyle davalılara temlik ettiği,

3-)Dava konusu 138 ve 5 parsel sayılı taşınmazlarda mirasbırakanın kayıttan ve mülkiyetten kaynaklanan bir hakkının bulunmadığı, anılan taşınmazlar yönünden davalılara yapılan bir temlikin bulunmadığı,

4-)Dava konusu 191 parsel sayılı taşınmazdaki 11/20, 239 parsel sayılı taşınmazdaki 960/3840 payını ara malik kullanmak suretiyle davalı …’e aktardığı,

5-)Dava konusu 186 parsel sayılı taşınmazdaki 240/5760, 218 parsel sayılı taşınmazdaki 84480/20275200 payın halen miras bırakan adına kayıtlı olduğu,

6-)154 parsel sayılı taşınmazdaki 84480/2002752 payın mirasbırakan adına kayıtlı iken satış suretiyle davalı …’a, ondan da dava dışı …’e 18.04.2013 tarihinde devredildiği anlaşılmaktadır.

Hemen belirmek gerekir ki, bağış geçerli işlemlerden olup, bağış suretiyle gerçekleştirilen taşınmaz temlikleri bakımından 01.04.1974 tarih, ½ sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının uygulama yeri yoktur. Başka bir deyişle bu tür temliklerde muris muvazaasından söz edilemez. Eldeki davada tenkis istemi de yoktur.

Bilindiği üzere, uygulamada ve öğretide “muris muvazaası” olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.

Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 1.4.1974 tarih 1/2 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunun 706., Türk Borçlar Kanunun 237. (Borçlar Kanunun 213.) ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.

Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.

Somut olayda, mahkemece yukarda belirtilen ilkeleri kapsar biçimde hükme yeterli bir inceleme ve araştırma yapıldığını söyleme imkanı bulunmamaktadır.

Hâl böyle olunca, yukarda açıklanan ilkeler gözetilmek suretiyle;

1-)Mirasbırakan tarafından davalılara bağış suretiyle temlik edilen 237, 175, 179, 182, 158, 230, 249, 251, 256, 259, 279, 197, 181 parsel sayılı taşınmazlardaki 960/3840, 24, 27, 108 parsel sayılı taşınmazlardaki 5184/337920, 154, 173, 174, 218 parsel sayılı taşınmazlardaki 240/5760, 36, 77 parsel sayılı taşınmazlardaki 768/28160, 139, 133 parsel sayılı taşınmazlardaki 774144/5668991, 173 parsel sayılı taşınmazdaki 84480/202752200, 164 parsel sayılı taşınmazdaki 929280/20275200, pay bakımından davanın reddine karar verilmesi gerekirken,

2-)Tapu iptali ve tescil davalarının kayıt maliki ya da malikleri aleyhine açılması gerektiği ancak somut olayda mirasbırakan adına kayıtlı olmayan 138 ve 5 parsel sayılı taşınmazlar ile halen mirasbırakan adına kayıt 186 parsel sayılı taşınmazdaki 240/5760, 218 parsel sayılı taşınmazdaki 84480/20275200 pay yönünden de davanın reddine karar verilmesi gerekirken,

3-)Mirasbırakanın 154 parsel sayılı taşınmazdaki 4480/2002752 payını 07.10.2011 tarihinde satış suretiyle davalı …’a, onunda dava tarihinden önce 18.04.2013 tarihinde dava dışı …’e temlik ettiği, kayıt malikinin davada yer almadığı gözetilerek, bu taşınmaz yönünden bedel isteğinin değerlendirilmesi gerekirken,

4-)Mirasbırakan tarafından gerek satış suretiyle doğrudan, gerekse ara malikler kullanılmak suretiyle davalılara temlik edilen ve halen davalılar adına kayıtlı olan davaya konu 151 parsel sayılı taşınmazdaki 1/2, 174, 186, 184, 154 parsel sayılı taşınmazlardaki 84480/202752200, 53 parsel sayılı taşınmazdaki 192/7040, 54, 103, 117, 78, 121, 140, 141, 107, 120, 122, 127, 129, 114, parsel sayılı taşınmazlardaki 5184/337920, 59, 69, 113, 137 parsel sayılı taşınmazlardaki 576/168960, 90, 126, 132, 46, 52, 57, 58, 66, 74, 171, 116, 123 parsel sayılı taşınmazlardaki 774144/56689910, 191 parsel sayılı taşınmazdaki 11/20, 239 parsel sayılı taşınmazdaki 960/3840 pay yönünden mirasbırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde belirlenmesi, temliklerin muvazaalı olduğu saptanır ise halen davalılar adına kayıtlı olan taşınmazlar bakımından iptal-tescile, üçüncü kişilere devredilen taşınmazlar bakımından da bedele hükmedilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.

Kabule göre de, mahkemelerce verilen kararların 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297. maddesinde belirtildiği üzere, her bir istek hakkında taraflara yüklenen borç ve tanınan hakları sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde göstermesi ve infaza imkan sağlayacak içerikte bulunmasının zorunlu olduğu gözetilmeden, iptal ve tescile karar verilen parsellerin hüküm bölümünde açıkça belirtilerek infazda duraksamaya yer bırakmayacak biçimde hüküm kurulmamış olması da isabetsizdir.

SONUÇ : Davalılar vekilinin değinilen yönler itibariyle temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün (6100 Sayılı Kanun’un geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 Sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 02.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz edenler vekili için 1.480.00.-TL. duruşma vekâlet ücretinin temyiz edilenlerden alınmasına, alınan peşin harcın temyiz edene iadesine, 03.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yazı Kategorileri:
Makaleler

2003 yılından itibaren Barolar Birliği’ne bağlı olarak çalışan Avukat Emre Kurt, kariyerine ticaret hukuku alanında başlamış Kırkağaç 6. Jandarma Er Eğitim Alayı Manisa’da Disiplin Subayı olarak askeri hizmet verdikten sonra Londra Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde Ticaret ve Şirketler Hukuku alanında uzmanlaşmıştır. Londra Üniversitesi’ndeki ihtisasın ardından Av. Emre KURT’un hukuk pratiği özellikle fikri mülkiyet hakları ve haksız rekabet hakları konusunda yoğunlaşmıştır. İyi derecede İngilizce bilmektedir.

Yorum Yaz