Tem 3, 2019
87 Görüntüleme

Kaçakçılık ve Marka İhlali Suçları

Yazan
banner

556 Sayılı KHK’da unsurları yazılı marka hakkına tecavüz suçları ile kaçakçılık suçlarının unsurları birbirinden farklı eylemleri içermekte, adı geçen maddelerde farklı ceza hükümleri öngörülmekte, yargılama usulleri de farklılıklar arz etmektedir.

YARGITAY
19. CEZA DAİRESİ
E. 2016/13094
K. 2017/3661
T. 25.4.2017
DAVA : Marka hakkına tecavüz suçundan şüpheli … hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda, Kemer Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 25/11/2015 tarihli ve 2015/4051-2602 Sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına yönelik itirazın reddine dair Antalya 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 12/02/2016 tarihli ve 2016/317 değişik iş sayılı kararı aleyhine, Adalet Bakanlığı’nın 02/08/2016 gün ve 8154 Sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 19/09/2016 gün ve KYB. 2016 /327485 Sayılı ihbarnamesi ile dairemize gönderilmekle okundu.

Anılan ihbarnamede,

5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesinde yer alan “Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar. Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.” şeklindeki düzenleme karşısında, Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmak zorunda olduğu, somut olayda şüphelinin işyerinde yapılan aramada ele geçirilen ve gümrük kaçağı olduğu tespit edilen saat ve güneş gözlükleri bakımından müşteki şirketin marka haklarının ihlal edildiği iddiası ile şikayet dilekçesi verilmiş olduğu, ancak şüpheli hakkında şikayete konu gümrük kaçağı eşyalar sebebiyle daha önce kaçakçılık suçundan açılmış olan dava gerekçe gösterilerek mükerrer soruşturma sebebiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği anlaşılmış ise de, şüpheli hakkında daha önce açılan kamu davasının konusunun kaçakçılık suçu olduğu, bu sebeple marka hakkına tecavüz yönünden yapılan şikayetin konusunun farklı olduğu cihetle, soruşturmaya devam edilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediği, gerekçesiyle 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla,

Gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Suç tarihinde yürürlükte bulunan ve 21/01/2009 tarihli 5833 Sayılı Kanun’un 3. maddesiyle yapılan değişiklik sonucu 556 Sayılı KHK’nın 61/A-1 maddesinde yer alan, güncel haliyle 10/01/2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 30. maddesinde yer alan “marka hakkına tecavüz” suçunun unsurlarının, “Başkasına ait marka hakkına iktibas veya iltibas suretiyle tecavüz ederek mal veya hizmet üretmek, satışa arz etmek veya satmak, ithal ya da ihraç etmek, ticari amaçla; satın almak, bulundurmak, nakletmek veya depolamak” olduğu, suçun oluştuğunun her türlü delille ispatının mümkün olduğu, bu hususta soruşturmaya konu olay özelinde, kaçakçılık suçuna dair soruşturma dosyasından temin edilen arama, el koyma tutanağının marka hakkına tecavüz iddiasıyla başlatılan soruşturma dosyasına kazandırıldığı, aynı şüphelinin aynı eylemi hakkında Kemer 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2015/331 E. sayılı dava dosyasında sadece kaçakçılık suçundan kamu davası açıldığı görülmektedir.

Somut olaya bakıldığında; şikayete konu ürünlerin, şikayetçinin hak sahibi olduğu markaların yurt dışından kaçak yollarla yurda giren ve bilinen ürünlerin taklitleri oldukları, bu sebeple kaçakçılık suçundan şüpheli hakkında kamu davası açıldığı, ancak aynı zamanda 556 Sayılı KHK’da yer alan marka hakkına tecavüz suçundan dolayı bir kamu davası açılmadığı görülmekte, Cumhuriyet savcılığı tarafından, soruşturma konusu olayla ilgili olarak başka bir soruşturma dosyasında iddianame düzenlendiğinden bahisle, marka hakkına tecavüz suçundan dava açılmasının mükerrer yargılamaya neden olacağı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği anlaşılmaktadır.

5271 Sayılı CMK’nın 255/1 maddesinde açıkça yazılı olduğu üzere; “Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça dair fiil ve faili hakkında verilir”. Suça konu maddi olay sebebiyle şüpheli hakkında, Kemer 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2015/331 E. sayılı dava dosyası kapsamında 5607 Sayılı Kanunda unsurlarının yer aldığı kaçakçılık suçlarına dair cezalandırılması için kamu davası açılmış ve devam etmektedir. 556 Sayılı KHK’da unsurları yazılı marka hakkına tecavüz suçları ile kaçakçılık suçlarının unsurları birbirinden farklı eylemleri içermekte, adı geçen maddelerde farklı ceza hükümleri öngörülmekte, yargılama usulleri de farklılıklar arz etmektedir. Soruşturma dosyasında mevcut deliller kapsamında yeni bir araştırma yapılmasına lüzum görülmeksizin, Kemer 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2015/331 E. sayılı dava dosyası kapsamında toplanan mevcut delillere atıfla, somut olayda; marka hakkına tecavüz suçundan da ayrı bir kamu davası açılması gerektiği anlaşılmakla,

SONUÇ : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği bu sebeple yerinde görüldüğünden, Antalya 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 12/02/2016 tarihli ve 2016/317 değişik iş sayılı kararının CMK’nın 309/4-a. maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, 25/04/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

marka hukuku marka kaçakçılık marka dava  marka tecavüzü  patent tecavüz  patent ihlali  kaçakçılık suçu patent  marka avukat ankara patent avukat ankara tasarım avukat ankara haksız rekabet avukat ankara marka ceza ankara patent ceza ankara faydalı model ceza ankara faydalı model avukat ankara

Ankara avukatı olunması nedeniyle Türk Patent’in kararlarına karşı davalar, marka hükümsüzlüğü davaları, patent davaları, tasarım davaları, Türk Patent’in Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu’na(YİDK) karşı davaların yanında marka vekili olunması itibarıyla Türk Patent Markalar Dairesi kararlarına karşı itirazlar, haksız rekabet davaları, alan adı davaları ve tahkimleri ağırlıklı olarak çalışma alanlarımızdır.

Yazı Kategorileri:
ceza
Emre Kurt

2003 yılından itibaren Barolar Birliği’ne bağlı olarak çalışan Avukat Emre Kurt, kariyerine ticaret hukuku alanında başlamış Kırkağaç 6. Jandarma Er Eğitim Alayı Manisa’da Disiplin Subayı olarak askeri hizmet verdikten sonra Londra Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde Ticaret ve Şirketler Hukuku alanında uzmanlaşmıştır. Londra Üniversitesi’ndeki ihtisasın ardından Av. Emre KURT’un hukuk pratiği özellikle fikri mülkiyet hakları ve haksız rekabet hakları konusunda yoğunlaşmıştır. İyi derecede İngilizce bilmektedir.

Yorum Yaz