Nis 25, 2020
74 Görüntüleme

Markanın Kullanılmamasının Haklı Bir Nedene Dayanması

Yazan
banner

SMK m. 9’da markanın “haklı bir sebep olmadan kullanılmaması” hali düzenlenmektedir. Haklı sebep marka sahibinin iradesi dışındaki makul sebeplerdir. Makul sebep her olayın özelliklerine göre belirlenecektir. Doğal afetler, ekonomik krizler, gümrük mevzuatındaki değişiklikler, pandemi gibi nedenler haklı sebebe örnek gösterilebilir. Fabrikada yangın çıkması, iflas, kamulaştırma, markanın haczi, kontordato, ilaç markaları bakımından ilaca üretim izni verilmemesi gibi nedenler haklı neden olarak kabul edilmemektedir.

AB Fikri Mülkiyet Ofisi DHL Express kararında, piyasadaki rakip firmaların marka sahibinin haklarına tecavüz oluşturacak biçimde markayı uzun zamandan beri kullanmasını da markanın kullanılmamasına haklı bir neden oluşturacağına karar vermiştir(R 2425/2013/4).

Yargıtay  11. H.D. 2002/1719-2002/2064; Mahkemece, davacının adı geçen markasını 14.6.1978 tarihinden sonra yenilemediği ve 3.11.1992 tarihinde de ticareti terkettiği, davacının gerek markasının tescili olduğu 1963-1978 yılları arasında yürürlükte olan Markalar Kanununun 40 ncı maddesine göre, himaye süresinin bitmesinden itibaren 3 yıl içinde yenilememesi gerekse dava tarihinde yürürlükte olan 556 sayılı KHK.nun 14/f.1 maddesinde ifade edilen 5 yıllık süre içinde kesintisiz kullanmama halinin gerçekleşmiş olması nedeniyle, davacının marka hakkının düşmüş bulunduğu, davacının ticareti 1992 yılında terketmiş olması karşısında markanın davacı tarafından kullanıldığından söz edilemeyeceği ve davalının tescilli markasını kullanması nedeniyle eyleminin haksız rekabet oluşturmayacağı gerekçeleri ile, dava reddedilmiştir.

Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere ve davacının koruma süresi 14.6.1988 tarihinde biten ve yenilenmeyerek hükümsüz hale gelen markasını 3.11.1992 tarihinde ticareti terk etmek suretiyle fiilen de kullanmadığı anlaşılmakta olup, artık fabrikasının 1986 yılında istimlak edilmiş olması nedeniyle markayı kullanamamasının haklı sebebe dayandığı yolundaki iddiasının değerlendirilmediğinin dinlenemeyecek olmasına ve somut olayda varılan sonuç itibariyle, Paris Sözleşmesi ve TRIPS Sözleşmesi hükümlerinin 556 sayılı KHK hükümlerine göre, davacının daha lehine olmadığının anlaşılmasına göre, davacı vekilinin HUMK.nun 440.maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.

Yargıtay 11. HD 2011/844-2001/3429; Hukukumuzda iflas, anonim şirketler için bir infisah sebebi olarak kabul edilmiştir ( TTK. 434,1/8 ). İflas kararı ile birlikte anonim şirketin tüzel kişiliği sona ermeyip, diğer infisah hallerinde ( TTK. 434 ) olduğu gibi, tasfiye aşamasına girer ( TTK.439/1 ) Tasfiye aşamasındaki bir anonim şirketin tüzel kişiliği ise, tasfiye sonuna kadar sürer ( TTK.439/II ). İflasın açılması ile anonim şirket hak ve fiil ehliyetini kaybetmez, ancak fiil ehliyeti, tasfiye sonuna kadar, tasfiye amacıyla sınırlı olarak devam eder ( TTK. 439/II, 450,208 ). Başka bir anlatımla, anonim şirket tasfiyenin sonuna dek bir hak süjesi olarak kalır, hak ve yükümlülükler anonim şirket tüzel kişiliğine ait olur. Ancak, anonim şirketin mal varlığı üzerindeki tasarruf yetkisi, iflas kararı ile kısıtlamaya uğrar. Anonim şirketin, mal varlığı üzerindeki tasarruf yetkisi, iflas masasına ilişkin olan konularda iflas idaresine geçer ( TTK. 437 ). İflas idaresi görevini yerine getirirken hem müflis anonim şirketin, hem de alacaklıların yararlarını gözetmekle yükümlüdür.

Marka hakkının hukuki işlemlere konu olup olamayacağına gelince; gayri maddi mallar üzerindeki marka hakkı mutlak haklardan olup, taşıdığı ekonomik değerden ötürü şirket malvarlığına dahildir. Marka hakkı çeşitli hukuki işlemlere konu oluşturabilir. Örneğin, marka hakkının hasılat kirasına ( BK.270 ) verilmesi mümkündür. 556 sayılı KHK.nin 20 ve 21 nci maddelerinde marka sahibinin ( lisans veren ), markasının kullanma hakkını lisans alana verebileceği belirtilmiştir. İşte lisans verme yoluyla kullanma da markanın bir kullanım biçimidir.

Görüldüğü gibi, müflis şirkettin yönetim kurulu, genel kurulu veya iflas idaresi şirket mal varlığına dahil olan markayı yukarıda açıklanan biçimlerde kullanması mümkün iken, bu yollara başvurmadan şirketin iflas ettiğinden bahisle iflasın KHK.nin 14 üncü maddesinde yazılı kullanmama haklı sebebi olarak ileri sürmesi kabul edilemez. Nitekim öğretide de mali durumun kötüleşmesinin bir uzantısı olarak marka sahibinin iflası haklı neden olarak değerlendirilmemektedir Bkz. Prof. Dr. Sabih Arkan, Marka Hukuku, Cilt.II, 1998/ sh.149 ).

Yargıtay 11. HD 2007/10093-2008/13302; Davalı vekili, müvekkilinin tescil kapsamındaki ürünlerinin imalini, ihracını ve satışını gerçekleştirdiğini, tescil süresinin dolması ile markasını 11.01.2004 tarihinde yenilediğini, beş yıllık kullanmama süresinin başlangıcının markanın yenilendiği tarihten başladığını, 1998 yılında konkordato ilan ettiğini, yaklaşık yedi yıl konkordatonun ödemeleri ve etkilerinin sürdüğünü, bu tarihten sonra üretimini daralttığını, markasını zaman zaman kullanmadığını başka firmaların üretiminde kullanmasına izin verdiğini, markalarına anılan yılda konan haczin ancak 2004 yılında kaldırıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, toplanan kanıtlar doğrultusunda, davalının salça ve konserveleri “PINAR” markası altında üretip satmadığı, yurt dışına markasız ve toptan salça satışının marka kullanımı olarak kabul edilemeyeceği, gerek davalının gerekse lisans verilen Petti şirketinin davaya konu marka ile üretimine ve satımına dair bir kanıt ibraz edilmediği, davalının ekonomik sıkıntı nedeni konkordato ilan edip üretime ara vermesinin ve markasının haczedilmesinin 556 Sayılı KHK’nın 14. maddesi gereğince haklı bir neden olarak kabul edilemeyeceği, davanın açıldığı tarihten geriye doğru beş yıl süre ile markanın kullanıldığının kanıtlanamadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir. 

 

Yazı Kategorileri:
Marka

2003 yılından itibaren Barolar Birliği’ne bağlı olarak çalışan Avukat Emre Kurt, kariyerine ticaret hukuku alanında başlamış Kırkağaç 6. Jandarma Er Eğitim Alayı Manisa’da Disiplin Subayı olarak askeri hizmet verdikten sonra Londra Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde Ticaret ve Şirketler Hukuku alanında uzmanlaşmıştır. Londra Üniversitesi’ndeki ihtisasın ardından Av. Emre KURT’un hukuk pratiği özellikle fikri mülkiyet hakları ve haksız rekabet hakları konusunda yoğunlaşmıştır. İyi derecede İngilizce bilmektedir.

Yorum Yaz