Tem 9, 2020
97 Görüntüleme

Hükümsüz Kılınan Tasarımla Uygulanan Tedbirden Doğan Zarardan Sorumluluk

Yazan
banner

Tescilli bir tasarım hakkı hükümsüz kılınana kadar geçerlidir. Bu nedenle tescilli tasarım hakkının kullanılması haksız rekabet teşkil etmez. Ancak iptal edilen veya hükümsüz kılınan bir tasarım hakkına dayanarak yapılan tedbirden uygulanan zarardan dolayı iptal edilen tasarımın sahibinden tazminat istenebileceği yönünde son derece isabetli olan Yargıtay kararı vardır.

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ E. 2002/7147
K. 2002/10373 T. 14.11.2002

 Kesinleşen kararla davalının endüstriyel tasarım tescili iptal edildiğine ve bu tescile göre davacı hakkında ihtiyti tedbir alındığına göre üretim yapamayan davacının zararı karardan önce ve sonraki dönemlerde yaptığı üretim ve satış rakamları esas alınarak, eylemli ve gercek zararı belirlenmelidir.

DAVA : Taraflar arasında görülen davada Konya Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 17.04.2002 tarih ve 2000/507 -2002/284 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 12.11.2002 günde davacı avukatı Cafer Canbaz ile davalı avukatı Volkan Bali gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Yaşar Arslan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

KARAR : Davacı vekili, davalının daha sonra mahkeme kararı ile iptal edilen tescilli endüstriyel tasarımına dayanarak, aldırdığı ihtiyati tedbir kararı ile tenekecilik yapan müvekkilinin 24.09.1998 – 09.06.2000 tarihleri arasında teneke oluk ve dirsek üretimini ve satışını engellediğini ileri sürerek, ( 500.000.000.- )’er TL maddi ve manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, endüstriyel tasarımın ( 4 ) metrelik oluk için olduğunu, ( 3,75 ) metrelik oluk üretmeyi sürdüren davacının zararının söz konusu olmadığın savunmuştur.

Mahkemece, sunulan kanıtlara, davalının endüstriyel tasarım belgesinin iptali ile sonuçlanan aynı mahkemenin 1998/1427 sayılı kesinleşmiş dava dosyasına, keşif ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalının yenilik ve ayırt edicilik niteliği taşımayan ürünle ilgili olarak aldığı endüstriyel tasarım tescili ile iyiniyet kurullarına aykırı biçimde davacı ve diğer bir kısım üreticilerin zarara uğramasına yol açtığı, ihtiyati tedbir kararının uygulandığı sürede davacının ( 4.655.925.000.- ) TL zarara uğradığı gerekçesiyle davanın kabulü ile ( 500.000.000.- )’er TL maddi ve manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

Davalının sonradan kesinleşmiş ilamla iptaline karar verilerek hükümsüz kılınan endüstriyel tasarım tesciline dayanarak aldığı ihtiyati tedbir kararı ile endüstriyel tasarım tesciline konu 4 metrelik tenekeden çatı oluklarını üretmesinin engellenmesi sonucu zarara uğranıldığı iddiası ile açılan bu davada, davacının ihtiyati tedbir kararının uygulandığı süreye eş süreler boyunca söz konusu karardan önce ve sonraki dönemlerde yaptığı üretim ve satış ortalamalarının gerçek usulde vergi yükümlüsü olmasının zorunlu kıldığı tüm belge ve veriler üzerinde saptanıp tedbir kararının yürürlükte olduğu dönemde tedbir yasağı kapsamında olmayan 3,75 metrelik oluk üretimi yaparak aynı kazancı sağladığı yönündeki davalı savunmasının araştırılması, değinilen konularda hesap bilirkişisi ve davacı ile aynı konuda faaliyet yürüten bir zanaatkar bilirkişiden görüş alındıktan sonra oluşacak sonuca göre davacının eylemli ve gerçek zararının belirlenerek hüküm altına alınması gerekirken, belirtilen dönemsel karşılaştırmayı içermeyen ve sadece davacının ihtiyati tedbir kararının uygulandığı süre içerisinde işyeri kapasitesinin elverebileceği üretime ilişkin varsayıma dayalı kazanç hesaplaması ile yetinen bilirkişilerin eksik ve yetersiz raporu doğrultusunda hüküm kurulması doğru olmamıştır.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, 250.000.000.-TL duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 14.11.2002 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yazı Kategorileri:
Tasarım

2003 yılından itibaren Barolar Birliği’ne bağlı olarak çalışan Avukat Emre Kurt, kariyerine ticaret hukuku alanında başlamış Kırkağaç 6. Jandarma Er Eğitim Alayı Manisa’da Disiplin Subayı olarak askeri hizmet verdikten sonra Londra Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde Ticaret ve Şirketler Hukuku alanında uzmanlaşmıştır. Londra Üniversitesi’ndeki ihtisasın ardından Av. Emre KURT’un hukuk pratiği özellikle fikri mülkiyet hakları ve haksız rekabet hakları konusunda yoğunlaşmıştır. İyi derecede İngilizce bilmektedir.

Yorum Yaz